19
Mart
2026
Perşembe
SİYASET

Her kafadan bildiriye bir ses!

Hazine Müsteşarlığı toplantı salonunda düzenlenen "Mahalli İdarelerin Mali Yönetimi Forumu"nda konuşan Bakan Şimşek'e, bu hafta içinde ortaya çıkan, bazı üst düzey bürokratların istifasına yönelik iddialar ve Yargıtay Başkanlar Kurulu bildirisinin piyasaları nasıl etkilediği soruldu.

Şimşek, dünyada enerji ve gıda fiyatlarının yükseldiğini ve dünya genelinde ciddi sıkıntılar yaşanırken ve Türkiye'de de yüksek bir cari açık bulunurken, siyasi istikrarı bozmaya yönelik bir girişimin doğru olmadığını ifade etti.

Şimşek, "Siyasi istikrar hepimizin menfaatinedir" diye konuştu.

Demirel: "Yargı konuşma mecburiyetinde bırakılmamalı"

9'uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Yargıtay Başkanlar Kurulu bildirisini, ''Yargıyı konuşma mecburiyetinde bırakmamak lazım'' sözleriyle değerlendirdi.

İstanbul Teknik Üniversitesi Ayazağa Yerleşkesi'ndeki bir kongreye gelişinde gazetecilerin bildiriyle ilgili sorularını yanıtlayan Demirel, "Türkiye demokratikleşmeyi başaracaktır. Kurumlar arasında meydana gelen sürtüşmeler halkımızı memnun etmez. Burada haklı-haksız aramayacağım ben. Sadece ahenk içerisinde devletimizin işlemesini, yoluna devam etmesini ararım" dedi.

"Görülüyor ki bir takım sürtüşmeler var" diyen Demirel, "Umuyorum ki herkes birbirini daha iyi anlar. Yargının sorununu da anlamak lazım, sıkışıklığını da anlamak lazım. Yargı, devlet demektir. Eğer yargı bir takım huzursuzluklar içine sürükleniyorsa devletin işlemesinde sıkıntılar olur. Yargıyı konuşma mecburiyetinde bırakmamak lazım" diye konuytu.

Demirel, "kuvvetler ayrılığı" ilkesinin hatırlatılması üzerine de "Bu, kuvvetler ayrılığında sürtüşmedir, onun için söyledim bunları" dedi.

"Hükümetin sicili bozuk, derhal istifa etmeli

DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, AK Parti hükümetinin ve anlayışının sicilinin bozuk olduğunu iddia ederek, ''Hükümet, derhal istifa etmelidir'' dedi.

Sezer, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Yargıtay Başkanlar Kurulu'nun açıklamasına ve uyarılarına dikkat edilmesini istedi.

Sezer, hukuk devleti olmanın gereklerine ve yargının bağımsızlığına, özünde kuvvetler ayrılığı ilkelerinin önemine vurgu yapılan uyarıya önem verilmesini, geç de olsa gereğinin yapılması gerektiğini ifade etti.

DSP lideri, "Konu yaşamsal değerdedir. Yargıtay Başkanlar Kurulu, DSP olarak sürekli vurguladığımız bir anlayışa da dikkat çekiyor. Kurulun 'Bu davranışların, toplumun çözüm bekleyen sorunlarının ve gerçek gündeminin ötelenmesine, gelişimine harcanması gereken zamanın yitirilmesi' demek olan vurgusuna da tamamen katılıyoruz" dedi.

"AKP hükümeti, yargıyla kavga edeceğine batırdığı ekonomiye, halkın işsizliğine, yoksulluğuna çare aramalıdır" diyen Sezer, "Ne yazık ki AKP'nin demokrasi anlayışı da demokrasinin olmazsa olmaz hukuk devleti olma anlayışı ve yargının bağımsızlığı ile ilgili anlayışı konusunda düşünceleri çarpıktır ve dahası sicili bozuktur. Öyle olmasa, toplumun tümünü reddeden, bir anlayışın ürünü 'Yeni AKP Anayasasını' dayatmazdı" diye konuştu.

Zeki Sezer, "Yine öyle olmasa toplumun tümünün kabul edebileceği bir çözüm aramak yerine, Madrid'den bir girişimle türban sorununu ortaya atarak toplumu içinden çıkılmaz bir bölücülük tuzağına atmazdı. Öyle olmasa, hazırladığı sözde yargı reformu, daha da doğrusu 'AKP'nin Yargı Reformu Tasarısını', öncelikle kendi toplumu, kendi hukukçusuna sunmak, onlardan görüş almak yerine AB yetkililerine sunmayı düşünmezdi" ifadesini kullandı.

Hükümetin, içte ve dışta bağımsız yargıya yapılan 'kabul edilemez saldırılara' karşı çıkmadığını iddia eden Sezer, "Bu hükümetin ve anlayışın sicili bozuktur. Derhal istifa etmelidir" diye konuştu.

"Diktatörlük anlayışı"

Sezer, gazetecilerin sorularını yanıtlarken de hükümetin istifa etmesinin demokrasi etiği açısından da önemli olduğunu ifade ederek, "Bir kapatma davası var. Bu davada Sayın Başbakan ve bazı bakanlar için yasaklama talebi var ama bunlar hükümet etmeye devam ediyor. Bu bir demokrasi ayıbı..." dedi.

Hükümetin, Yargıtay Başkanlar Kurulu açıklamasını "siyasi" olarak değerlendirmesini nasıl karşıladığının sorulması üzerine de Sezer, "Kusura bakmasın hükümet, siyaset o bildirinin neresinde bilmiyorum. Yargıtay'ın açıklamasını yorumlamak bana düşmez ama orada siyasete değil, hukukun üstünlüğüne vurgu vardı. Demokrasiye vurgu vardı ve erkler ayrılığının sağlıklı işletilmesine vurgu vardı.

Siyaset bunun neresinde? 'Biz konuşalım, biz saldıralım, gerekirse yargı mensuplarının araçlarını dinleyelim, baskı altına alalım. Aman hiç kimse konuşmasın karşımızda...' Bu bir diktatörlük anlayışıdır" dedi.

"Yargının taraf olmaması gerekir"

ÖDP Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Ufuk Uras, Yargıtay Başkanlar Kurulu bildirisini, ''Yargının bu konularda taraf olmaması gerekir. Yargı mensupları, siyasi parti ve milletvekili gibi davranmamalı'' sözleriyle değerlendirdi.

Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu Başkanı Abdullah Aysu ve beraberindeki yönetim kurulu üyeleri, Uras'ı TBMM'de ziyaret etti.

Uras bu ziyaretin ardından TBMM'de bir basın toplantısı düzenledi. Yargıtay Başkanlar Kurulu bildirisinin ardından hükümet ile yargı arasında tartışma yaşandığını kaydeden Uras, yargının bağımsız olması gerektiğini vurguladı.

Uras, yargının bu konularda taraf olmaması ve uluslararası sözleşmelere uyması gerektiğine de işaret etti, "Yargı reformu belki bu açıdan gerekli. Yargı, siyasi parti gibi davranmamalı, yargı mensupları milletvekili gibi davranmamalı" dedi.

Ufuk Uras sözlerine, "Bakıyoruz, iktidar muhalefet ilişkisine; biri diyor 'dam üstünde saksağan', muhalefet diyor 'vur beline kazmayı'... Bu, laubaliliği kaldıracak bir mesele değil. Yargının bağımsızlığı çok önemli" diye devam etti.

Erkan Mumcu: "Yargı haklı"

Yargıtay Başkanlar Kurulu'nun dün yayımladığı bildiri Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu'nun da gündemindeydi.

Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan Mumcu, "Yargı, topyekün yargı kurumlarına yönelen baskı ve eleştirileri bu bildiri ile kınamakta haklıdır" dedi.

Mumcu, Yargıtay Başkanlar Kurulu'nun bildirisinin "kaygı duydukları olayların gerçekleşmekte olduğunu gösterdiğini" öne sürdü.

Türkiye'nin "yanlış kurgulanmış sistemden beslenen bir kaosa doğru sürüklendiği" görüşünü savunan Mumcu, "iyice görünür hale gelen kutuplaşmanın, anlamsız ve kısır bir tartışmanın ürünü olduğunu" ifade etti.

Mumcu, "Yargı, topyekün yargı kurumlarına yönelen baskı ve eleştirileri bu bildiri ile kınamakta haklıdır" dedi.

Hakimlerin "bildirilerle değil, kararlarıyla konuşacaklarını" belirten Mumcu, "Kapatma davasıyla ne milli irade hiçe sayılmıştır ne de kapatma kararı ile yargı bağımsızlığı tahakkuk etmiş olacaktır. Bir partinin kapatılmasıyla laiklik ve hukuk devleti güvence altına alınacaksa, demokrasi yücelecekse o zaman bunu sık sık yapalım. Bugüne kadar yapılanlar bu sonuçları doğurmadığına göre; olagelen tartışmalar kısırdır, bu yol ve yöntemden bir şeyin doğmayacağı da açıktır. Hiçkimse bizi duymak istemese de gerçek kendini dayatmaktadır" diye konuştu.

"Arıza, Anayasa'nın öngördüğü sistemdedir" ifadesini kullanan Mumcu, "Tarafların kusurlu davranışlarından daha sorunlu olan, kusuru kurallaştıran Anayasa'nın ta kendisidir. Bu Anayasa'da öngörülen düzen içinde tartışma da bitmez, çözüm de çıkmaz. Yürütmenin yargı üzerinde böylesine yetkilerinin olduğu bir ülkede hangi yargı bağımsızlığından söz edeceğiz?" diye sordu.

..
Yayın Tarihi : 22 Mayıs 2008 Perşembe 15:28:00


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?