19
Mart
2026
Perşembe
SİYASET

Korku tünelinin içine sürükleniyoruz

Anavatan Partisi (ANAVATAN) Genel Başkanı Erkan Mumcu, ''Toplumumuz etnik temelli, mezhep temelli veya gelir düzeyi temelli farklılıkların, çeşitliliklerin derinleştirildiği bir korku tünelinin içine doğru sürükleniyor'' dedi. 

Mumcu, partisinin İl Başkanları İstişare Toplantısı öncesinde düzenlediği basın toplantısında, Siirt'in Eruh ilçesinde güvenlik güçleri ile terör örgütü PKK mensupları arasında çıkan çatışmada şehit olan 7 er ile 1 geçici köy korucusuna Allah'tan rahmet, aileleri ve yakınlarına başsağlığı diledi. 

Türkiye'nin uzun yıllardır çözümlenemeyen sosyal güvenlik sistemi, pahalılık ve dış borç gibi ekonomik ve sosyal sorunlarının ötesinde bugün çok daha büyük tehlikelerle karşı karşıya olduğunu ileri süren Mumcu, şöyle konuştu: 

''Kuşaklar gelip geçiyor, kuşaklar boyunca insanlarımız aynı sorunlardan söz ediyor. Bütün bunlar belki alışıldık bir tablo ama ülke bunları da geride bırakan, bunları da aşan daha büyük tehdit ve korkularla yüz yüze ne yazık ki. Ülke bölünmekten endişe ediyor. Toplumumuz etnik temelli, mezhep temelli veya gelir düzeyi temelli farklılıkların, çeşitliliklerin derinleştirildiği bir korku tünelinin içine doğru sürükleniyor.'' Milletin aradığı huzurun bulunamayışının, çarelerin üretilemeyişinin gerginliği daha da artırdığını kaydeden Mumcu, ''çözüm üretmesi gereken kurumların ve hükümetin acizlik içinde olduğunu'', bunun milleti karamsarlığa sürüklediğini iddia etti.
Demokrasinin değerinin bu durumlarda daha iyi anlaşıldığını belirten Mumcu, ''Demokrasi çözülemeyen sorunların çözümünü iktidara getirebilecek mekanizmalara, alternatifleri ortaya çıkaracak ve iktidara getirecek imkanlara sahip olduğu için değerlidir'' dedi.
Mumcu, Anavatan Partisi'nin sorumluluğunun, karamsarlık tünelinden çıkılabileceğine dair umut ışığını yakmak ve bu ışıkla milletin önünü aydınlatmak olduğunu belirterek, bu bilinç içinde siyaset yaptıklarını ifade etti.

ORTADOĞU'DAKİ GELİŞMELER
Ortadoğu'da yaşanan gelişmelere de değinen Mumcu, İsrail'in bir askerinin kaçırılmasının ardından başlattığı operasyonların, makul sayılabilecek misilleme girişimlerinin çok ötesinde olduğunu vurguladı.
 
Yaşananların, bir ulusun hatta bir bölgenin şiddetle yıldırılması girişimine dönüştüğünü kaydeden Mumcu, şöyle devam etti.
''Bölgede yaşayan halkların vicdanında biriken tepkinin giderek büyümesi kaçınılmazdır. Bu noktada gerek uluslararası camianın gerek çatışan tarafların bilhassa İsrail'in ve çatışmayı durdurabilecek rol oynamaya aday güçlerin tarihsel rolü ortaya çıkmaktadır. Bu olay, belli bir düzeyin ötesine geçtiğinde önü alınamaz, öngörülemez, kontrol edilemez tehditlere, tehlikelere gebedir. Türkiye bölgenin önemli bir ülkesi olarak bölgesinde gelişmekte olan olaylara duyarsız kalamayacaktır, tepkisiz kalamayacaktır. 

Bu tepkilerin boyutu da bugün yaşanmakta olan şiddetin boyutuyla orantılıdır.'' Şiddetin bir kısır döngüye dönüştüğü yerde, şiddete ilk başvuranların da kontrol edemeyecekleri ve hoşnut olmayacakları sonuçlarla karşılaşmalarının doğal olduğunu vurgulayan Mumcu, uluslararası camiaya ve başta İsrail olmak üzere çatışan ülkelere bölge barışı konusunda daha duyarlı davranmaları çağrısında bulundu.
Pek çok olayda irade geliştiren ve güç kullanan büyük devletlerin sessiz kalmamalarını da isteyen Mumcu, vicdanları rahatsız eden bu gelişmelere barış yönlü müdahale etmeleri gerektiğini söyledi. 

Mumcu, hükümeti de bölgede yaşananlara ilişkin iç kamuoyuna dönük mesajlar ifade etmenin ötesine geçen daha tutarlı, daha etkin bir tutum belirlemeye davet ederek, şöyle devam etti: 

''Kendiliğinden arabuluculuğa soyunmanın ne yazık ki değeri yoktur. Arabuluculuk, ancak ara bulunmasını isteyen tarafların varlığı halinde değer ifade eden bir tutumdur. Türkiye'nin üstlenebileceği yegane rol arabuluculuk değildir. Türkiye özellikle uluslararası kuruluşlar nezdinde, bölgede etkili büyük devletler nezdinde uzun yıllardır sürdüre geldiği ittifak ilişkilerini değerlendiren bir yaklaşımla daha etkili bir rol üstlenmelidir. Bu mesele, üzerinden show yapılacak, üzerinden siyaset yapılacak, iç kamuoyuna yönelik mesajlarla geçiştirilebilecek bir mesele değildir. Meselenin bu şekilde devam etmesi Türkiye'nin iç ve dış güvenliği açısından muhtelif tehlikeler arz etmektedir.''
aa
Yayın Tarihi : 16 Temmuz 2006 Pazar 17:20:38


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?