CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, "Örtünme bizim dinimizde ortaya çıkmış bir uygulama değil" dedi.
Baykal, "71 yıldır dünyada Müslüman ve laik olmayı başarıyoruz, başardık, gelecek yıllarda bunu sürdüreceğiz) diye hitap edeceğimiz bir noktada, laikliğe yönelik en ağır darbelerin hazırlıkları yapılıyor, planları uygulamaya konuluyor, işbirlikleri gerçekleştiriliyor. Ve o süreç, Türkiye’de halka, topluma, Anayasamıza dayatılıyor" dedi. CHP’ye yönelik, "Türbanlılarla fotoğraf çektiriyorsunuz, sizin toplantılarınıza da katılıyorlar, sonra da böyle diyorsunuz" şeklinde eleştiriler yöneltildiğine işaret eden Baykal, türban takanların, bu yanlışlığın kaynağı değil, kurbanı olduğunu söyledi.
SORUN TÜRBAN DEĞİL
Baykal, CHP TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye’de tartışılan temel konulardan birisinin türban olduğunu söyledi. "Aslında karşımızdaki konu, türban konusu değil, laiklik konusudur" diyen Baykal, 5 Şubatın laikliğin, Türkiye’de Anayasaya yerleşmesinin 71. yıldönümü olduğunu anımsattı. Baykal, ’Şu acı rastlantıya bakın... Tarih, tebessümle bu olayı izliyor. ’71 yıldır dünyada Müslüman ve laik olmayı başarıyoruz, başardık, gelecek yıllarda bunu sürdüreceğiz’ diye hitap edeceğimiz bir noktada, laikliğe yönelik en ağır darbelerin hazırlıkları yapılıyor, planları uygulamaya konuluyor, işbirlikleri gerçekleştiriliyor. Ve o süreç, Türkiye’de halka, topluma, Anayasamıza dayatılıyor. Böyle bir tabloyla karşı karşıyayız" diye konuştu.
Bunun üzüntü verici bir tespit olduğunu ifade eden Baykal, Türkiye’de laikliğin başından beri, toplumun önemli kesimleri tarafından hazmedilmediğini söyledi. Bazen açıktan, bazen gizli gizli, laikliğe karşı çalışmalar sürdürüldüğünü, altyapı oluşturulduğunu anlatan Baykal, "Bu tarihi süreç, öyle anlaşılıyor ki artık açıktan meydan okumayı mümkün kılacak bir noktaya gelmiştir" dedi.
NASIL MUHAFAZAKARLAŞTIRMA?
CHP’ye yönelik, "Türbanlılarla fotoğraf çektiriyorsunuz, sizin toplantılarınıza da katılıyorlar, sonra da böyle diyorsunuz" şeklinde eleştiriler yöneltildiğine işaret eden Baykal, türban takanların, bu yanlışlığın kaynağı değil, kurbanı olduğunu söyledi. Bu kişilerin neden türban taktığını sorgulamaya haklarının olmadığını belirten Baykal, "Siz ülkeyi on yılarca öyle yönetmişsiniz ki 30 yıl önce olmayan bir sorun ciddi bir sorun olarak önünüze gelmiş" dedi.
Türkiye’yi, iktidarın uygulamalarının muhafazakarlaştırdığını ifade eden Baykal, Türkiye’nin gittiği yeri "muhafazakarlaşma" olarak nitelendirilmesinin doğru olmayacağını kaydetti.
Baykal, ülkenin, dinselleştirilen, temel referansın din olmaya başladığı bir toplumsal düzene doğru bilinçli olarak götürüldüğünü savundu.
Bazılarının, "Bunların din devleti kurmaya çalıştıklarına inanmıyorum. Bunlar muhafazakarlaştırmaya çalışıyor" dediğine dikkati çeken Baykal, şunları kaydetti:
"Nasıl bir muhafazakarlaştırma, laik mi? Laiklik ile muhafazakarlık çatışan iki kavram değil. Dinselleştiriyorsunuz. Kötü mü; değil. Dinin en doğru anlamda toplumda giderek daha etkin olması çok güzel bir şey. Bizim yaşadığımız dinin önem kazanması değil. Siz yanlış bir dinsel yorumu Türkiye’ye dayatıyorsunuz. Bunun sonucu Türkiye, çağdaş, laik toplum olmaktan çıkıyor, dinsel kriterlerin her alanda, -şimdi eğitime girmeye başladı, yarın hukuka, devlet yönetimine girecektir- ağırlık kazandığı topluma çekilmek isteniyor. Bunun mekanizması olarak demokrasi kullanılıyor."
TÜRBANIN ALTINDA NE YATIYOR?
"Türban konusunun altında ne yatıyor? İslamiyetin hangi anlamda icabıdır, hangi önemde bir icabıdır, hangi biçimde bir örtünme İslamiyetin icabıdır?" diye soran Baykal, bunların konuşulmasına, aydınlatılmasına ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
İslamiyetin gereği, temel koşulu "türban takmakmış" gibi bir anlayışın ortaya çıktığını anlatan Baykal, "Türban, örtünme, dinimizin bu konudaki anlayışı, bu konuların netleştirilmesi gerekiyor" dedi.
"Örtünme, elbette bizim dinimizde vardır ama bilinmelidir ki örtünme bizim dinimizle ortaya çıkmış bir uygulama değildir. Örtünme, İslamiyetin bir icadı değildir" diyen Baykal, örtünmenin, toplumsal yaşamın, insanların birbirlerine saygı göstererek medeni bir toplum içinde yaşayabilmelerinin bir gereği olarak İslamiyetten öncede kabul görmüş bir uygulama olduğunu söyledi.
ÖRTÜNME İSLAMİYETTEN ÖNCE DE VARDI
Örtünmenin, insani durumun, toplumsal yaşamın icabı olduğunu belirten Baykal, şöyle konuştu:
"O nedenle İslamiyetten önce örtünme vardır. İlk dönemler hariç, insanlar, çırılçıplak ortada dolaşır vaziyette hiçbir zaman olmamışlardır. Medeniyetle birlikte örtünmüşlerdir. Bütün dinlerde örtünme vardır. Sanmayın ki örtünme sadece İslamiyette var. Hıristiyanlıkta da, Musevilikte de örtünme var. Bütün dünyada örtünme var. Örtünme evrensel bir medeniyet kuralı, toplumsal yaşamın icabıdır.
Bu konuda bir tereddüt yok. Kimsede ’örtünmeyin, çıplak dolaşın’ diye bir çağrı içinde değil. Elbette örtünülecek. Elbette medeni yaşamın icabı neyse, öyle olacak." Baykal, İslamiyetle birlikte, Kuranı Kerim’in daha önce var olan örtünme biçimlerine yönelik bazı anlayışları ortaya attığını ifade ederek, şöyle konuştu:
"O zamana kadar örtünme arkaya doğru yapılırken, İslamiyet, örtünün öne doğru kullanılması gereğini söylemiş. Kuranı Kerim, 2 ayrı süresinde, çeşitli ayetlerde, bunu ifade etmiş. Buradaki örtünmenin kabul edilmiş olması, var olan örtünmenin kabul edilmiş ve düzenlenmiş olması... Mesela daha önce Cahiliye döneminde cariyeler çıplak dolaşıyormuş. Onlardan, mümin kadınların ayrılması için Kuranı Kerim, telkinler, tavsiyeler yapmış. Bütün bunlar doğru. Bunlarda mesele yok... Bunlar, yeni keşfedilen olaylar değil. Yüzlerce yıldır bu lafı, biz biliyoruz, Anadolu biliyor, Türkiye biliyor." İslamiyet bakımından, konunun bir kriz haline gelmesinin 30-40 yıl önce söz konusu bile olmadığını anlatan Baykal, şöyle devam etti:
"Konunun, kriz haline gelmesini gerektiren bir durum yok. Herkes birbirine saygı gösteriyor, herkes cemiyet şartlarının uygun gördüğü biçimde örtünüyor. Bunu da herkes doğal karşılıyor. Kimse, kimsenin dinini, inancını, İslamiyetini sorgulama gereğini duymuyor. Öyleymiş... Şimdi birden bire, bu örtünmeyle ilgili bir önemli, yeni radikalleşme, bir yeni maksimum yorum dayatması ortaya konmaya başlandı. Bu dışardan Türkiye’ye ithaldir. Örtünme fikri değil, bu örtünme biçiminin Türkiye’ye dayatılması, bir ithal dayatmadır. Anadolu’da böyle bir olay yoktur. Anadolu, İslamiyeti en güzel yaşayan toplum."
solcular her zaman herşeye muhalif olmuşlardır. birşey ülke yararına olsa bile onlara göre zarardır. girdikleri koalisyonlarda hep dağılmıştır. çünkü koalisyonda olduklarını hep unuturlar. bak mhp grubu muhalefet partisi iken halk için iktidarla ortak olmuşlardır. sizde öyle olun. rabbena hepbana demeyin.
sayın bahçeli sizin dininizi öğrenebilrmiyim? dinden kastınız nedir? Hani Nihat Hatipoğlu falan söylese anlarımda siz söyleyince komik duruyor.
sayın devlet bahçeli den özür dilerim yorumumda sayın baykal diyecektim sayın bahçeli demişim. iş yaparken bak ne yaptık ya. arkadaş özür dilerim yorumum baykal aydı.
Rol çalmak böyle olur. 1400 yıl önceki Arabın giyiniş biçimini. muassır medeniyetin üstüne çıkmaya çalışan Türkiye'ye giydirmeye çalışan bir zihniyet oturmuş da ilericiyim, diyebiliyor. Hatta sanılmasın ki, bufikirsizlikler yalnızca Türkiye'den çıkıyor. Bunu bize sömürgeci batı zihniyeti de pompalıyor. Neden ki? Osmanlının sistemi batı karşısında yenildi. Bu sömürgeclerin kesin bir zaferiydi, üzgünüm ki öyle olduydu.Atatürk, bu gidişi durdurdu. Viyana kapılarından Ankara kapılarına kadar kovalanan bir Ulusa Osmanlıdan kalan 1 m2 işgal edilmedik yer kalmadıydı. İşgal edilmeyen yerler biz TÜRKLERE Selçuklu atalatının armağanıdır.Atatürk, yepyeni bir zihniyetli işgal edilen toprakların bir bölümünü geri aldı. Osmanlının anlaşmalarla verdiği topraklar yinr de geri kaldı. Yaklaşık 90 yıldır TÜRKLER TOPRAK KAYBETMEDİ, hatta hatayı aldı ve Kıbrıs'a tırnağını taktı. Yeni Atatürk zihniyetiyle Batı TÜRKLER DIŞTAN YENEMEMEYECEKLERİNİ anladılar. Geriye İÇTEN YENMEK kaldı. Bunun yolu da 90 yıllık temel zihniyeti yıkmak ve ESKİ ZİHNİYET VE KURMLARI geri getirmek. Bu eskş kurum ze zihniyet yenicilik ve ilericilik olarak (özür) yutturulmaya çalışılıyor. Sözgelimi Türkiye Tekilci(üniter) bir devlet, bunu Osmanlı sistemi Eyalet ile değiştirmek istiyorlar.İstanbul Fener Rum Kilisesi yalnız ve yalnız Türkiye'deki Rumları Din işlerini yapmakla görevlidir. Bu b,z TÜRKLERİN İŞİNE GELİR. Ancak, Osmanlı da olduğu gibi, Bütün dünyadaki Ortodoksların(Hristiyan mezhebi) merkezi ve sadece türkiyedeki Rumların değil, bütün Amerika ve Avrupadaki Ortodoksların dini işlerin yapan bir yer haline getiriliyor. Üçüncü konu, Tekilci devletlerde MEKKEZ BANKALARI BAŞKENTLERDEDİR.Oysa, federal devletlerde iktidar erki paylaşıldığı için, eyaletin herhangibirine veriliebilir. Bizdeki Merkez Bankası Başkentten aldırılmak istenitor. Batı da istiyor, Bunları çoğaltmak mümkün. Anadolu bürüğünü giyen ebelermiz türban takmadıklar için nerdeyese yargılanacaklar. Yazıklar oluyo ulusumuza ve ülemize.Düşünemeyenler ezberlerler ve sloganlarla konuşurlar. Bo olay sağcılıkla-solculukla ılgılı değildir. Peki neyle ilgilidir? TÜRKLER ANADOLU DA KALACAK MI KALAMAYACAK MI!!!
Ramune o nasıl bir soru öyle DEVLET BEYİN dini ortada YÜCE İSLAM YA SENİN DİNİN NE ONU AÇIKLASANA BU YAPTIĞINI BU ÜLKE DAHA ÖNCEDE YAŞADI AKILLI OLUN karşındaki insanla senin aranda dağlar kadar fark var komik olan bir şey varsa o da senin bu yaptığın üzüntü verici bir komiklik eminim K.MARAŞ