22
Mart
2026
Pazar
SİYASET

Pazartesi mahkemeye sunulacak

AKP, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın, mütalaasının ardından esas savunmasını Pazartesi günü Anayasa Mahkemesi’ne sunmaya hazırlanıyor. Yüksek Mahkeme’nin türban kararının ardından yeniden revize edilen esas savunmanın temelini ise “Türban ve Laiklik” oluşturuyor. AKP, savunmasında, iptal edilen anayasa değişikliğinin türban için yapılmadığı görüşünü dile getirdi.


AKP, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın, mütalaasının ardından esas savunmasını Pazartesi günü Anayasa Mahkemesi’ne sunmaya hazırlanıyor. Yüksek Mahkeme’nin türban kararının ardından yeniden revize edilen esas savunmanın temelini ise “Türban ve Laiklik” oluşturuyor. AKP, savunmasında, iptal edilen anayasa değişikliğinin türban için yapılmadığı görüşünü dile getirdi. AKP, savunmasında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nı hukuki bir dille eleştirirken, iddianamede türban ile ilgili düzenlemenin laikliğe aykırı olduğunun belirtilmesine rağmen “laikliğin ne olduğu” konusunda herhangi bir savunmanın yapılmadığı kaydedildi.

AKP, kendisine tanınan sürenin dolmasını beklemeden Pazartesi günü Anayasa Mahkemesi’ne sunmayı planladığı “Esas Savunma” ile ilgili çalışmalarını son aşamaya getirdi. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek başkanlığında AKP’nin hukukçu kurmaylarından oluşturulan komisyon uzun süredir üzerinde çalışılan esas savunmayı, Anayasa Mahkemesi’nin üniversitelerde türban serbestisi öngören anayasa değişikliğiyle ilgili iptal kararının ardından yeniden gözden geçirdi.

“ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ TÜRBAN İÇİN YAPILMADI”


Esas savunmaya “türban” kararının ardından yeni düzenlemeler eklenirken, AKP, türban düzenlemesi ile ilgili geçmişte, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına yönelik hukukçuların yorumlarını da dikkate aldı. AKP savunmasında, Anayasa’nın 10 ve 42’nci maddesi üzerinde yoğunlaşırken esas savunmada, iddianamede türban düzenlemesi ile ilgili yer alan iddialara, “Üniversitelerde başörtüsü düzenlemesi, iddianamede yer alan delillerin aksine laikliğe aykırı olmadığı gibi, iddianamede laikliği savunan konulara da yer verilmemiş” karşılığı verildi.

AKP, savunmasında türban düzenlemesini; “Temel hak ve özgürlükler” olarak da tanımladı. Üniversitelerde kılık-kıyafet serbestliği öngören Anayasa değişikliğinin türban için yapılmadığı dile getirilen esas savunmada, özgürlükleri genişletme anlamında böyle bir adımın atıldığı kaydedildi. Savunmada, Başsavcı'nın iddialarına tek tek cevap verilirken, haklarında siyasi yasak istenen 71 kişi için de savunma metninde tek tek başlıklar çıkarıldı.

“İDDİANAMEDE TARİH HATALARI VAR”

Esas savunmada odak olma tanımı laiklik hukuku, demokrasi hukuku açısından değerlendirildi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Yalçınkaya'nın, "Davalı Partinin eylemlerinin ve ön savunmasının irdelenmesi" ile ilgili iddialarına yanıt verilen esas savunmada, Yalçınkaya’nın, “Şeriat Devletine Gidiş” olduğuna yönelik iddialarına da yanıt verildi. Esas savunmada, Yalçınkaya’nın Kurtuluş Savaşı dönemine ilişkin verdiği örneklerin tarihle bağdaşmadığı ve tarih hatalarının yapıldığı da kaydedildi. Başsavcı’nın mütalaasında verdiği tarih ve isimlerin karşısına gerçek tarihler ve isimler yazıldı. Esas savunmada, İran’da bir gazetede yayınlanan, "Türkiye İslam Devrimine hazırlanıyor" başlıklı makale için de "Hukuki dayanağı yoktur" savunması yapıldı.

ANKA
Yayın Tarihi : 14 Haziran 2008 Cumartesi 12:29:54


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
kadir aksaraylii IP: 213.17.63.xxx Tarih : 14.06.2008 14:32:52

Ister kapansin ister kapanmasin sonuna kadar guclu bir turkiye icin akp.AKSARAY.


celal topak IP: 85.105.101.xxx Tarih : 14.06.2008 21:41:43

AKP yanı(Aldatmaca Kandırmaca Partısı)kapanmalı.nedenmı arıyosunuz buna.iste sızlere neden.ozellestırme dıye satmadık yer bırakmadı.sattıkları ıle bı gemıcık dedı TİTANİC aldı,sımdı sırada devlet bankaları,kopruler ve yetmezse barajlar kaldı onlarlada basbakan bı baraka der WİLLA alır.ama halkı sorsan banane der.halkta zaten cıftcıye ulan,ataya saygıda SAP gıbı beklemeye gerek yok,askere kelle,APO ya sayın dıyen bı basbakan ıstemıyoruz.bızım ulkede barıstan soz edenlerı alıp kapadıkları bır yerler var.sımdı basbakanla,kemal unakıtanıda oralara kapasınlar,ama onları barıstan soz edıyo dıye deıl,atalarımızın kanı ıle sulanmıs su toprakları satıyorlar dıye,tc.nın elını kolunu baglıyorlar dıye kapasınlar.yorumum hakında ıletısım kurmak ısteyen varsa. tkt_60_356@hotmail.com


ali güneş IP: 78.181.36.xxx Tarih : 14.06.2008 15:28:55

milleti bu kadar germenin anlamıyok. adamların hedefi belli, ama artık kimseyi kandıramazlar. böyle bir şey olurmu ya. adamlar kendi devletlerini, milletlerini AB, ABD ye şikayet ediyor. ben bir TÜRK olarak bunlardan utanıyorum.Millet bunlardan bunu hesabını soracak az kaldı.


El Salud IP: 88.251.55.xxx Tarih : 14.06.2008 19:49:45

Laikliği benimseyenler, sosyal hayatlarının, hukuklarının, kısacası tüm yaşamlarının çağdışı bir dinin kurallarına göre yönetilmesine karşıdırlar. İslam ise herşeyiyle ümmetini yönetmek üzere ortaya atılmış bir dindir. Kendi hukuku olan şeriatı bireye ve topluma dayatır. Bu hukukun nasıl yürütüldüğünü görmek için sadece şeriatla yönetilen islam ülkelerine bakmak yeterlidir. Türkiye'de radikal islam ilk "bunlar islama karşı savaş açtılar" avazlarıyla İngiliz ve Fransızlarla işbirliği yaparak, kurtuluş savaşımız sırasında Atatürk ve ülkesi için canını ortaya koymuş askerlerimize karşı çıktı. Kurtuluş savaşı esnasında ve sonrasında ülkemizde bir dizi isyanlar başlattılar. Ancak çıkarları için yardımcı oldukları yabancı ülkelerle beraber hüsrana uğradılar. Demokrasimizin çok partili sisteme geçmesi, radikal islamcıların siyasallaşarak sisteme entegre olma cabalarını kolaylaştırdı. Bundan sonra siyasal islam adını alan dinin kurallarını egemen kılma gayreti, defalarca yüksek yargımızın kararıyla engellendi. Bugün yaşadığımız olay ile kurtuluş savaşımız sırasında yaşadıklarımızın benzerlikleri milletimin duyarsızlığının sonucudur. Şimdi siyasal islamın yanında yine yabancılar var. Hemde eskisinden daha güçlüler. ABD var. AB ülkeleri var. Elbirliği ile devletimizin laikliği benimseyen kurumları ablukaya alınmış vaziyette. Dönüp kendi tarihlerine baktıklarında utanmaları gereken sömürge krallıklarının siyasi temsilcileri, hristiyan olmalarına rağmen Türkiye'ye hukuk ve demokrasi dersi vermeye kalkmaktadır. Türk Hükümeti kendi kurumlarını, yabancılara şikayet etmektedir. Topraklarımız üzerinde çıkarları olan ABD ve AB ülkeleri, sorun kendi iç işleriymiş gibi beyanatlar vererek aba altından sopa gösterme hevesindeler. Kısacası Türkiye, 90 yıl sonra yine içimizdeki radikal islamcılar ve dışardaki işbirlikçilerinin tehditi altında. laik cumhuriyetimizin tüm kurumları hırpalanarak amaçlarına ulaşma arzusundalar. Türk milleti tarihini unutmamalı ve ondan ders almayı bilmelidir. Kesin olan şey ise; "tarihini bilmeyenin, tekrar yazmak zorunda kalmasıdır."