AKP, kapatma davasındaki sözlü savunmasını Başbakan Yardımcısı Çiçek’le yaptı.
Milletvekillerinin dava sonrası yaptığı açıklamaların düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesini isteyen Çiçek "Savcı, susan, boyun eğen, işaretle dahi konuşmayan bir milletvekili tipi arayışındadır. O tür insan sadece savcının hayalinde yaşayabilir" dedi.
YARGITAY Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın sözlü açıklamasının ardından dün de AKP temsilcileri Anayasa Mahkemesi’nde 6.5 saat süreyle sözlü savunma yaptılar. AKP’nin 200 sayfayı aşan sözlü savunmasını yapan Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, "Savcı, susan, boyun eğen, işaretle dahi konuşmayan bir milletvekili, model insan tipi arayışındadır. O tür insan sadece savcının hayalinde yaşayabilir, gerçek dünyada değil" dedi.
AKP’lilere hiç soru sorulmadı
Anayasa Mahkemesi’ne Çiçek ve AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, dün saat 09.50’de geldiler. Heyet önünde Çiçek sözlü savunma yaparken, Bozdağ ise dosyaların sunumuyla ilgili yardımda bulundu ve sözlü savunmanın kısa bir bölümünü üstlendi. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ve üyeler, Başsavcı’ya olduğu gibi Çiçek’e de hiç soru sormadı. Menisküs olan Çiçek, yorulduğunda Kılıç’ın izniyle oturarak, savunmasını tamamladı. Çiçek, yorumlarıyla AKP’yi zora sokan Yargıtay emekli Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun oğlu Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu’nun "Anayasa Mahkemesi" adlı kitabını da mahkemeye götürerek, kitaptan bazı alıntılar yaptı.
14 Mart sonrası kabul edilemez
İddianameyi, Başsavcının esasa ilişkin görüşünü ve sözlü açıklamasını eleştiren Çiçek, özetle şunları söyledi: AKP hakkındaki davanın açıldığı 14 Mart 2008 tarihini delil açısından milattır. Bu tarihten sonraki deliller kabul edilemez. Savcının dava tarihinden sonraki beyanlara dayanması, zayıf olan davasını yeni vakalarla takviye gayreti hukuken kabul edilemez.
Laiklik anlayışı Anayasa ile aynı
AKP’nin laiklik karşıtı bir parti değildir. AKP’nin laiklik anlayışı Anayasa ile aynıdır. Bu anlayış parti programımızda da vardır. AKP laik, demokratik toplum modelini benimsemiş bir partidir. Başsavcı’nın ileri sürdüğü iddiaların hukuki dayanağı yoktur. Bu iddialar gerçekte varolmamıştır, dava reddedilmelidir.
HAK-PAR savunması
Savcının açıklamalarında yollama yaptığı milletvekillerinin dava tarihinden sonraki söz, görüş ve önerileri, Anayasa Mahkememizin Haklar ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR) kararında belirttiği gibi düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında olup Anayasamızın ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin teminatı altındadır. Esasen Anayasa Mahkememizin, HAK-PAR kararı ile kurduğu içtihat, davayı hukuki temelden çökertmektedir. Parti kapatma davalarına yeni bir dönemi de başlatan içtihata göre, eylem kategorisi dışında kalan veriler (düşünce açıklamaları, öneriler, tüzükler, programlar, projeler ve benzerleri) açık ve yakın tehlike değilse, hiçbir şekilde kapatmanın sebebi kılınamaz.
Anayasa’yı hiç dolanmadık
Partimiz, hiçbir şekilde Anayasa’ya aykırı veya Anayasal yöntemleri dolanan bir eylemin içinde olmamıştır. Türkiye, partimizin reformcu, dönüşümcü ve sorunları çözücü kimliği ile bir demokrasi sınavından geçmektedir. Demokrasi ve millet, açık rejimlerin vazgeçilmez iki temel referansıdır.
Alakasız deliller var
Bir eylemcinin açtığı ’7.4 size yetmedi’ pankartı ile bir genç kızın TV’ye çıkıp ’Atatürk’ü değil Humeyni’yi seviyorum’ sözünün partimizle alakası yoktur. Bunlar partimizi bağlamaz.
Gülen’in beraati savunma delili
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Dışişleri Bakanlığı döneminde büyükelçiliklere gönderilen ve iddianamede "laiklik karşıtı eylem" olarak nitelenen Fethullah Gülen’e bağlı okullara ilişkin genelge bölümü beraat kararının onanması ile hukuki dayanaktan yoksun kalmıştır.
Travma avunması
Başsavcı’nın örnek gösterdiği AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat’ın, "Atatürk devrimleri toplumda travmaya sebep oldu" sözleri düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında sosyolojik bir görüş olarak söylenmiştir. Bu sözler davanın açıldığı 14 Mart’tan sonra söylenmiştir ve dava konusu yapılamaz.
’Venedik’e göre kapatılamaz
Gerek Anayasa Mahkemesi, gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) parti kapatma davalarına ilişkin içtihatları gerekse, Venedik Kriterleri’ne göre AKP kapatılamaz.