Terör örgütü PKK’ya yakın duran Demokratik Toplum Partisi’ne halk eskisi kadar sıcak bakmıyor. Bu durum, şiddet karşıtı siyaset yapacak yeni Kürt partilerin kurulmasına zemin hazırladı.
Terör örgütü PKK’ya sıcak bakan partiler kan kaybediyor. Demokrasi Partisi (DEP), Halkın Emek Partisi (HEP), Özgürlük ve Demokrasi Partisi (ÖZDEP), Halkın Demokrasi Partisi (HADEP), Demokratik Halk Partisi (DEHAP) ve Demokratik Toplum Partisi (DTP) çizgisindeki partilere artık halk prim vermiyor. 2002’de yüzde 6,2 olan oy oranı 2004’teki yerel seçimlerde diğer partilerle ittifak yapılmasına rağmen 5,1’e düştü. Bu tabloyu değerlendiren Kürt kökenli siyasetçiler, terör örgütüne net tavır alan yeni oluşumlar içinde. Bugüne kadar sadece Abdülmelik Fırat, 2002’de kurduğu Hak-Par ile PKK karşıtı siyaset yapıyordu. Şimdi iki alternatif daha geliyor. Bir dönem Hak-Par’da siyaset yapan İbrahim Güçlü ile CHP’li eski bakanlardan Şerafettin Elçi yeni parti kuruyor. Alternatif Kürt siyasetçiler, PKK ve güdümündeki anlayışların Kürt sorununun çözümüne zarar verdiğini savunurken, çözümü federatif yapıda görüyor.
Bugüne kadar 7 partinin kurulmasında etkili olan terör örgütü PKK, Kürt kökenli vatandaşlardan beklediği desteği alamadı. PKK’nın yönlendirdiği 5 parti Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı. Halen faaliyette olan DTP hakkında çeşitli davalar sürüyor. DTP’nin yedeği olarak kurulan Özgür Parti ise tabela partisi konumuna geldi. Bu partiler, son seçimlerde Doğu ve Güneydoğu’daki oylarının büyük bölümünü AK Parti’ye kaptırdı. 2002 seçimlerindeki oyunu, 2004’te SHP ile yaptığı ittifaka rağmen düşüren parti, yüzde 10’luk barajı geçme hayallerini yitirirken, seçimlere bağımsız adaylarla girmeyi planlıyor.
Halkın terör örgütü himayesindeki partilerden uzaklaşması, PKK’ya karşı çıkan Kürt kökenli siyasetçileri harekete geçirdi. Şeyh Said’in torunu Abdülmelik Fırat liderliğindeki Hak ve Özgürlükler Partisi (Hak-Par) dışında, cepheye iki yeni parti geliyor. Bir yıldır Kürt Ulusal Demokratik Çalışma Grubu adıyla devam eden oluşum, yakında resmen partileşecek. Grubun önde gelen üyelerinden İbrahim Güçlü, PKK siyasetinin ‘Kürt sorununun çözümüne zarar verdiğini’ belirtti. Kürt sorununun meşru taleplerden doğduğunu; ancak terör örgütünün bu talebi gayri meşru yollarla dile getirdiğini vurgulayan Güçlü, “PKK otoriter bir sistem senaryosuna sahip. Öngördüğü proje, demokratik ve çoğulcu değil. Hukuku esas almayan bir hareket.” dedi.
PKK ve DTP’nin Öcalan’ın yakalanmasının ardından Kürt sorununun çözümünü ‘Türkiye merkezli’ olarak gördüklerini hatırlatan Güçlü, kendilerinin olaya dünya ölçeğinde baktıklarını ve çözümü ‘federal yapı’da gördüklerini söyledi. Güçlü, anlayışlarını şöyle özetledi: “İki ana çözüm önerisi var. Birincisi Türkiye merkezli çözüm, ikincisi federatif çözüm. Biz, ikincisini benimsiyoruz. Herkesin düşüncesini özgürce dile getirmesini istiyoruz. Partimizde ‘Kürdistan’ kelimesini kullanmak istiyoruz. Silahlı mücadeleye kesinlikle karşıyız. DTP, son kurultayında ‘PKK ile bizi ayrı tutmayın’ mesajı verdi. Bu anlayış, silahlı mücadeleyi destekleme anlamındadır.”
CHP’li eski bakanlardan Şerafettin Elçi de geçen hafta sonu yeni bir parti kurma kararı aldı. 400 kişilik Hür Kürtler Grubu’yla harekete geçen Elçi, partisinin ‘federatif yapı’ istediğini belirtti. DTP, Hak-Par ve Özgür Parti’nin yetersiz olduğunu savunan Elçi, Kürt siyasetinde bir boşluk olduğu için parti kurmak istediklerini kaydetti. Elçi, “Hedefimiz, Kürt sorununu federatif bir sistemde arayan liberal, çoğulcu, katılımcı ve sosyal demokrat nitelikte bir parti kurmak.” dedi. Elçi, DTP ile aralarındaki farkları şu sözlerle anlattı: “Biz şiddeti tamamen dışlayan, barışçıl demokratik yöntemle siyasi mücadele öngörüyoruz. Şiddete başvuran örgütlerle aramıza kalın bir mesafe çekiyoruz. Partinin dışında bir iradeye bağımlı değiliz. O (DTP anlayışı) soğuk savaş döneminin ortalarından ilham almış bir anlayıştır.” Eski DEP ve SHP yöneticilerinin ağırlıkta bulunduğu Hür Kürtler Grubu, partileşme kararının ardından ilkelerini bir bildiriyle duyurdu. Bildiride, “Partimiz, çözüm formülü olarak Türkiye’nin sosyal yapısına ve uygar dünyanın anlayışına uygun, en adil ve makul yönetim modeli olarak ‘federatif sistemi’ hedefleyecektir.” görüşlerine yer verildi.
ZAMAN
Yayın Tarihi :
15 Temmuz 2006 Cumartesi 02:43:41
Güncelleme :15 Temmuz 2006 Cumartesi 03:33:18