19
Mart
2026
Perşembe
SİYASET

Türk siyasetinde argo

AKP Genel Başkan Yardımcısı Mersin Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat ile CHP Grup Başkanvekili Samsun Milletvekili Haluk Koç arasında ortaya çıkan argodan çok küfürleşmeye varan, siyasi "eleştiri" eski günleri akıllara getirdi. "Hastalıklı, sapık, çüşş" ile yetinilen siyasi küfürleşme tarzı, Turgut Özal ile birlikte "yengemin şeyi" ve "Küçük Turgut" ile boyut değiştirererek, 3 Kasım sonrasına ulaştı. oysa Parlamentoda edebi tartışmalar da yaşandı. Demirel'den, Özal'dan Erdoğan'a uzanan argolu konuşmalar...

Türk siyasetinde aktörler değişse de uslup değişmiyor. Siyasi yaşamdaki hakaretlerin, "profesyonel cani", "psikopat" ve "sapık" gibi tanımlarla başladığı, ancak zamanla akçalı boyutun da öne çıkarak "hırsız"lığa kadar vardığı görülüyor. TBMM Genel Kurul toplantılarındaki hararetli tartışmalarla grup psikolojisinin de etkisiyle "pezev...", "Eşşoğlu…" ve "hayvan" gibi tanımları kullanırken, geçmişte edebi denilebilecek polemikler de yaşandı. 

1960’lı yıllarda ünlü gazeteci yazar Çetin Altan, TİP milletvekili olduğu dönemde Meclis’te siyaset ve edebiyat tarihine geçen bir diyaloğa imza attı. Çetin Altan, sosyalist düşünceyi anlattığı konuşması sırasında AP’liler üstüne yürürken konuşmasını engellemeye çalışan Genel Kurul’u yöneten Başkanvekiline, bir Fransız ihtilalcisinden esinlenerek, “Sizinbenden yukarıda oturmanızbir marangoz hatasıdır” dedi. Milletvekillerinin müdahaleleri üzerine “marangoz hatası” diyerek kendisine hakaret edildiği gerekçesiyle Başkanvekili Çetin Altan’dan sözlerini düzeltmesini istedi. Bunun üzerine Çetin Altan, tutanaklara geçen şu düzeltmeyi yaptı: “sizin benden yukurıda oturmanızbir marangoz hatası değildir.” 

BAKANDAN MİLLETVEKİLİNE: "OYARIM" 

Meclis’te geçmişten günümüze ne tür sözcüklerin kullanıldığı incelendiğinde ise şöyle bir yelpaze çıkıyor:
"-Menderes, hastalıklı ve psikopat bir ruhun ifadesi (çok partili dönemin ilk başbakanı Recep Peker'den DP milletvekili Adnan Menderes'e)
-Çüşş (1965'te Çetin Altan'ın milletvekilliği sırasında kendisine hakaret edenlerin annesine kadar dil uzatması üzerine söylemişti. Bu olayın ardından Altan'a 'hoşt, sarhoş, kızıl köpek' diye bağıranlar da oldu.) 

-Yengemin şeyi olsa eniştem olur (Turgut Özal'dan Demirel'e) 

-Gaspçı, siyasetin kısa pantalonu, ikiyüzlü, yüreksiz, ortamalı, ebleh (DYP Genel Başkanı iken Süleyman Demirel'den Özal'a) 

-Siz bunu küçük Turgut'a anlatın (8.Cumhurbaşkanı Özal'dan SHP Genel Başkanı Erdal İnönü'ye) 

-Yalnız Turgut beyin küçüğü yok herkesin var (SHP milletvekili Cüneyt Canver) 

-Oyarım (MEB Vehbi Dinçerler'den milletvekillerine) 

-Tükürürüm böyle sanatın içine (Melih Gökçek'in heykel yorumu) 

-Pezev...lerin oluşturduğu Türk parlamentosu ihanet içindedir... Bizi idare eden 60 yıllık iktidarların yüzde 80'inde deve kadar namus yoktur (Şevki Yılmaz-1997) 

-Deyyus-u ekber dışarı (CHP milletvekili Sabri Ergül'ün Şevki Yılmaz için hazırladığı pankart) 

-Şerefsiz Onbaşı (dönemin DYP Genel Başkanı Tansu Çiller'den eski ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'a) 

-Yavşak (Cavit Çağlar'ın DYP milletvekilliği döneminde Mesut Yılmaz'ı hedef alan sözü) 

-Öküz (Necmettin Erbakan'ın bir oturumda kızdığı Bülent Ecevit'e böyle mırıldandığı rivayet edilir) 

-Provokatör oro...lar (RP'li Halil İbrahim Çelik'ten kadın gazetecilere) 

-Elinin körü utanmadan lazım (ANAP'lı bakan Ekrem Pakdemirli'den Demirel'e) 

-Allahsız (Cem Uzan'ın sonradan ceza almasına yol açan Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik sözü) 

-Bu atın çok haysiyetli olduğunu gösteriyor, üstünde tutmadığına göre (Erbakan'ın, Recep Tayyip Erdoğan'ı sırtından atan ata övgüsü) 

-Nedeni nedir? Bunun karşılığı; şeyini şey ettiğimin şeyidir. ’Nedeni, nedir’ diye yani bunu bana tekrar niye soruyorsun güzel kardeşim! (TBMM Başkanı Bülent Arınç)" 

FIRAT İLE KOÇ'UN "MUHABBETİ" YENİ DEĞİL 

Öte yandan AKP'li Dengir Mir Mehmet Fırat ile CHP'li Haluk Koç'un, partilerindeki görevleri nedeniyle "mesajlaşmaları" yıllara yayılmış durumda. Cinsel tercihli hakaret öncesinde; Koç, Fırat'a çeşitli vesilelerle; "Kameraların karşısına geçip mır mır konuşan bir adam, tahammül edilmesi zor bir kimlik. Zaman zaman kürsüye çıkıp mır mır konuşarak ortalığı ateşe veren bir kişi" eleştirisini de yöneltmiş, Fırat'ın zaman zaman 12 Eylül rejimini eleştirmesine karşın daha sonra "12 Eylül'ü andıran açıklamalar karşısında tornistan yaptığını" da ileri sürmüştü. Fırat ise "Haluk Koç'un şahsında CHP ne yapacağını şaşırmış, iyice hırçınlaşarak saldırılarında hiçbir insani ve ahlaki kural tanımaz hale gelmiştir" demekten çekinmemişti. 

ERDOĞAN DA 3 KASIM ÖNCESİNDE SİNYAL VERMİŞTİ ASLINDA 

Bu arada 3 Kasım öncesinde yurt gezilerini sürdüren AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugünün sinyalini vermiş ve argo konuştuğu yönünde gelen tepkilere karşılık, "Ben argo margo konuşmuyorum, milletin dilini konuşuyorum. Olay eğer kültür ise milletin tarih köküne bağlı olmak ise onlarla kendimi mukayese etmem" demişti. Erdoğan'ın başbakanlığı sonrasında kullandığı kimi sözcük ve cümleler de şöyle: 

"Lan terbiyesizlik yapma, Al ananı da git buradan... Adam (Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve CHP Lideri Deniz Baykal'a yönelik)... Bunlar (kendisini kızdıran kişiler için)... Hayatlarında iki koyun gütmemiş adamlar bunlar... Yahu... Ben dünyayı dolaşıyorum, onlar Van'a gidiyor yahu (Rektörlere)... Yahu siz kime dostsunuz?... Bekara karı boşamak kolay... Milliyetçilik havasında gezip de afra tafra atıyorsunuz... Bunların okuryazarlıkları da çok zayıf. Geçmişten bu yana kurusıkı yürüyorlar... Burası basmıyor. Hayatta iki koyun gütmediği ve hayatı yaşamadığı için bunu kavrayamıyor (YÖK Başkanı Teziç'i eleştirirken kafasını göstererek)... Tutturmuşlar bir kamusal alan. Yahu kardeşim senin yaşadığın gibi yaşamaya mecbur muyum? Değilim ya... Dur dinle be, dur dinle! 9 ay 10 gün be. Akılları basmaz... Bana da frikik attırıyorlar, iyi frikik atarım... Ne konuşuyorsun, seninle geldik biz bu hale hemşerim!.. Yav sen 2003'te yoksun ki!.. Adam gibi adam lazım. Bunlar tükürdüğünü yalıyor... Rahat ol, rahat. El kol hareketi yapma... El kol hareketleriyle bir yere varamazsınız. Bu millet el kol hareketleri yapanları hep sandığa gömdü, sizi yine gömecek... Çok ileri gittin; sana burada şimdi bir şey söyleyeceğim, şimdi bir şey göstereceğim sana... Hasan almaz basan alır." 

ERDOĞAN'LA BAYKAL DA "ÜÇ NOKTA"NIN YERİNİ TARTIŞMIŞTI 

Bütçe görüşmeleri sırasında Başbakan Erdoğan, Kemal Unakıtan'a yönelik eleştirileri yanıtlarken, CHP için "Müddei, iddiasını ispatla mükelleftir. İddiasını ispatlayamayan... Oraya işte ben üç tane nokta koyuyorum... Üç tane nokta koyuyorum" demiş, Baykal da bir hafta sonra yanıt vermişti: "Üç nokta için ben yakasını uygun gördüm, o uygun görürse alıp başka yerine koysun". Ayrıca süreç içerisinde Baykal, Erdoğan'ın konuşma tarzını bir grup toplantısında değerlendirmiş ve "Bu, kaba bir dildir; saldırgan, karşısındakini küçümseyen bir dildir. Bizim kültürümüze, ahlakımıza, toplumumuza yakışmayan, kısmen küfre kaçan, küfür imaları içeren bir dildir. Sayın Başbakan, üç nokta ile başladı, kendisine şikayetini söyleyen bir vatandaşın anasına kadar işi uzattı" diyerek görüşlerini dile getirmişti. 

UNAKITAN: "LAN OĞLUM DELİRTMEYİN" 

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan da bu konuda malzeme sıkıntısı çektirtmeyen siyasiler arasında bulunuyor. Unakıtan'ın akılda bıraktıkları da şöyle: 

"Babalar gibi satarım... Köylü bizim köylümüz. Chhibber’in değil. Babasının hayrına para vermiyor bana... Türk Telekom'un yüzde 55'inin halka arzedilmesi imkansız gibidir. Buna, 'hesap mı bilmiyorsun, dayak mı yemedin'derler... Bana yamuk yapmayın... Lan oğlum delirtmeyin beni, nerede bu paralar? (Uzanlarla ilgili)... En fazla artış hıyarda oldu. Hıyar, hıyarlığını gösterdi... Ulan Maliye Bakanı'ndan bu kadar niye korkuyorsunuz? Niye bu kadar korkuyorsunuz oğlum? Ne var yani?..." 

MİLLETVEKİLLERİ DE LİDERLERİNİ YALNIZ BIRAKMIYOR BU ALANDA 

Liderin yaptığını izleyen milletvekilleri de özellikle gerilimin tırmandığı anlarda dağarcıklarını daha rahat kullanmaya başlıyor. 19 Mayıs Üniversitesiyle ilgili TBMM araştırma komisyonu üyesi AKP Nevşehir Milletvekili Rıtvan Köybaşı de CHP'li bir üyeye "pez..." demekten çekinmemiş, komisyonun karışmasına yol açmıştı. Ayrıca Enerji Bakanı Hilmi Güler de bütçe görüşmelerinde milletvekillerine, "Biz buralara öyle çikletten çıkar gibi gelmedik. İnsaf! İster kutuya koyalım, ister elinize verelim, nasıl isterseniz. ... Bu sidik yarışından dolayı... Peki, şöyle diyelim, idrar yarışı diyelim" demekten çekinmediği TBMM'deki diğer kullanım örnekleri de şöyle: 

"-AKP Milletvekili Hüsrev Kutlu: Yemezler Sayın Cumhurbaşkanım. 

-CHP Sinop Milletvekili Engin Altay: Yemezsen gargara yap. 

-CHP İstanbul Milletvekili İsmet Atalay (ANAP’lılara): Satılmış adam. (Ş....siz p.....k. Bunlar ş....siz, bağrışları, küfürler, ANAP sırasından 'Dilini keserim, ş....siz' bağrışı) 

-DYP Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan (CHP’lilere): RTÜK’e 3 tane adam vereceksiniz diye, AKP’nin altına...(Çık lan dışarı! Çık dışarı... Sen her şeyin altına ...! Sen her şeyin ...)" 

MUMCU'DAN "SÖZ MECLİSTEN İÇERİ" 

Siyasiler arasındaki argoya varan atışmaları gazeteci-yazar Uğur Mumcu da "Söz Meclisten İçeri" adlı kitabında toplamıştı. Mumcu'nun kitabında yer verdiği bazı olaylar şöyle: 

-Bir üye kürsüde konuşurken kendisine ayrılan süreyi doldruruyor, bunun üzerine karşıt partiden bir üye 'Sayın başkan, zamanı doldu' diye sesleniyor. Kürsüdeki üyenin yanıtı şöyle: 'Acıttım mı cicim'. 

-Bir bakan sataşmalar arasında konuşmasını sürdürmeye çalışıyor. 'Ben geçen yıl sataşmalara karşı bir çift laf söyledim. Bu kervan yürüyecektir dedim, yine devam ediyorum, bu kervan yürüyecek. Bu konuşmaya yanıt şöyle: Kervanın başını da sen çekiyorsun sayın bakan. Bakan, 'kısa boylular çeker, sen müsaitsin çekmeye'. 

-'Yalan söylüyorsun' diyen üyeye bir başka üye sesleniyor. '100 kilo çamuru versinler, senden daha iyi adam yaparım…' Bir başkası bu üyeden kopya çekiyor, 'Senin gibi adamı çamurdan yaparım, pis heref, terbiyesiz herif." 

-Kürsüdeki hatibin elini pantolonunun ön kısmına götürdüğünü saptayan okumuş bağırıyor: 'Sayın başkan, Sulukule değnekçisi gibi ikide bir karıştırıp duruyor.' 

-Bir üye kürsüde konuşmasına başlayacak üyeye psikiyatri kliniğinde zeka testi yapmışçasına bağırıyor: 'Geri zekalı herif'. Kürsüdek çok sakn bçimde yanıt veriyor. 'Sayın Başkan, parlamentodan acayip bir varlığın sesi geliyor lütfen susturun." 

-Kürsüden bir üye anarşi konusunda bilimsel eleştirisini yapıyor. 'Anarşinin vitamini oldunuz, anarşinin vitamini'. Böyle suçlanan partinin üyelerinden biri bu suçlamayı yanıtlıyor. 'Siz de anarşinin gübresisiniz." 

-Bir üye kürsüden konuşmasına şöyle başlıyor. ‘Muhalefetin büyükbaş ve küçükbaşlarını bu salonda göremiyoruz.’” 

DÜNYADAN SEÇMELER 

Uğur Mumcu’nun kitabında yabancı politikacı ve liderlerin Türk siyasileri pek de fazla aratmayan olayları da dikkat çekiyor. Bunlardan bazıları şöyle: 

“-Lady Astor, kürsüde konuşan Churchill’e kızmış, söz atıyor. ‘Eğer kocam olsaydınız, kahvenize zehir katardım.’ Cruhrchill korkunç bir zeka gösterisi ile hemen yanıt veriyor. ‘Madam, kocanız olsaydım bu zehri hemen içerdim.’ 

-Churchill ile bayan milletvekili Bessie Braddock arasındaki su diyalog pek ünlüdür. Braddock, kürsüde konuşan Churchill’e bağırır. ‘Sarhoş’, Churchill’in ünlü yanıtı şöyle. ‘Bayan, benim sarhoşluğum yarın geçer ama sizin çirliğiniz devam eder...’

ANKA
Yayın Tarihi : 23 Ağustos 2006 Çarşamba 12:53:28


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?