30
Ocak
2026
Cuma
SPOR

AFRİKALILAR MAÇLARI İZLEYEMİYOR

Dünya Kupası, son sürat olmasa da orta karar bir hızla başladı. Maradona gri takımlar içinde saha kenarında, sakat Beckham tribünde aldı yerini. Spor yazarı Bağış Erten'le selamladık Kupa'yı ve Afrikalı çocukların ikonu Drogba'dan Güney Afrika'da görülmek istenmeyenlere uzandık

Radikal gazetesindeki köşe yazılarından, İletişimYayınları'nın çıkardığı futbol kitaplarından ve ekrandaki futbol yorumlarından tanıdığımız, aynı zamanda Eurosport Türkiye'nin Genel Yayın Yönetmeni Bağış Erten için Dünya Kupası, Tanıl Bora'nın deyişiyle 'Futbolseverlerin Ramazanı'. Kupayı itikatla, sağlam bir mümin olarak seyreden Erten ile muhabbetin tam zamanı. Fransızların sinirli entelektüel oyuncusu efsane Eric Cantona, 'Tanrının eli' Maradona, hızıyla, cakasıyla günümüze yaraşır Ronaldo, FIFA, FIFA'ya alternatif FİFİ, 'Afrika'nın çektikleri', Mandela ve elbetteki vuvuzela, bu röportajda sizleri bekler...

-Bu sene kupaya damgasını vuran 'vuvuzela'yla başlasak.
- Vuvuzela hepimizin canını çok sıkıyor. Oynanan futbol da çok sıkıcı olunca hepimiz vuvuzelaya takılıyoruz. İkisi birbirini besleyen bir süreç haline geldi. Şimdi bir de özgürlük tartışması başladı.

- O özgürlük tartışması içinde yakın zamana kadar Güney Afrika'da uygulanan ırkçı, ayrımcı rejim Apartheid'ın da yeri var. Bunları düşününce anlam kazanıyor vuvuzela da...
- 2000'li yıllardan sonra yeniden popülerleşen bir şey aslında vuvuzela. Irk ayrımcılığının sesi olsaydı yine şikâyet ederdik orası kesin de... FIFA Başkanı olsaydım 'Güney Afrika maçlarında çalsınlar ama onun dışında tribün sesi duyalım,' diye düşünürdüm. Futbol hakemsiz oynanır ama taraftar olmadan oynanmaz. Biz şu anda taraftarı duyamıyoruz. Arı kovanında futbol oynanıyor.

- Psikologlar çıkıp demeç veriyor televizyonlarda vuvuzelaya dair; sağır edebilir, deli edebilir...
- Şimdi en canım cicim maçlar oynanıyor. Durum tehlikeli olduğunda vuvuzelanın uyuşturucu etkisiyle işler sarpa sarabilir. Futbolcu dediğimiz adam 70. dakikadan sonra ayak korelasyonunu kaybediyor. Geçenlerde Hollanda maçında düdüğü duymadı diye uyarıyordu hakem futbolcuyu. Futbolcu da 'Sesi duymuyor musun?' diye bir hareket yaptı. Anahtar bir hareketti o. Turnuvanın önemli hareketlerinden biri olacak.

- Çevremdeki insanlar, maçlar keyifsiz diye yakınıyor. Henüz ilk maçlar oynanıyor diye mi bu keyifsizlik?
- Dünya Kupası tarihinin en zevklisi, 1986 Dünya Kupası. Baktığınızda onda da bu kadar gol atılmış ilk maçlarda. Sonradan açılmış. Temennimiz bu sene de böyle olsun ama bütün maçları izledim; iyi başlıyor, kötüye doğru gidiyor. İnsan vuvuzeladan huylanıyor. O temposuzluktan. Müzikle tempo bulur insan. Futbol da müzikten etkileniyorsa eğer, yandık o zaman.

- Türkiye'nin kupada olmaması sebebiyle kupayı seyredesi gelmeyenler var bir de. Ne diyorsunuz?
- 1930'da başlamış Dünya Kupası. Dünya Kupası tarihinde iki kere katılabilmişiz. Son 50 yılda da bir kere katılabilmişiz. Zannedersiniz ilk defa kaçırmışız.

- 2002 Dünya Kupası üçüncülüğümüz sebep oldu buna galiba. Yükseltti çıtayı.
- Çıtayı yükselttik ama bugüne kadar Dünya Kupası'nı hiç böyle izlemedik ki; Türkiye olsaydı tadı daha fazla olurdu gibi bir tartışma çıktı. Tanıl Bora'nın o lafını çok severim; 'Futbolseverlerin Ramazanı'dır Dünya Kupası,' der. İbadet gibi oturur izlersiniz. İbadetin de iyisi kötüsü olmaz. İtikatla, müminler olarak bakarsınız.

Kimse senede 10 milyon avro almamalı
- 2010'da oynanan futbola baktığınızda 'Futbol da değişiyor,' diyor musunuz?
- Çok farklılaşmaya başladı. Eskiden belirli bir takım kimliği vardı, oyun tarzları belirgin bir şekilde gözükürdü. Arjantin dediğinizde yıldızı olan, sertliği olan, Fransa dediğinizde topa hakim olan, defans trafiği yüksek... Şimdi oyunun ABC'sini herkes öğrendi. Bazen bakıyorsunuz İsviçre İtalya'dan daha İtalya.

- 'Yakışıklı futbol'u nasıl tarif eder Bağış Erten?
- Top cambazlığı hareketlerinden nefret ederim. Bunun rüküş, frapan futbol olduğunu düşünüyorum. Yakışıklılık güzellikle bağdaşmaz. Bir duruş, tavır, hava olur. Yakışıklı futbol her dakika, oyunun her alanında bir şey vadedebilen futboldur. Yakışıklılar gibi gizemli olması lazım o yüzden.

- Servet değerinde transferlere, Abramoviç tarafından satın alınan Chelsea'ye, yani futbolun bunca endüstrileşmesine nasıl bakıyorsunuz?
- Dünyada hiç kimse emeğin karşılığı olarak senede 5-10 milyon avro almamalı. Bu aslında bütün popüler kültür alanlarına özgü bir şey. 'U2 hak ediyor' ile 'Messi hak ediyor' arasında bir fark yok. Paranın hakimi sınırda bekliyor, o alana, sahaya girmeye başlarsa oyunun hakimiyeti tamamen kaçar. Sahanın dışına çıktığınız anda, onların hepsi orda, kapıyı omuzluyorlar. Bu da tamamen küresel kapitalizmin sorunudur.

Pele'yi izlemek için ateşkes yapmışlardı
- Ken Loach, Cantona'ya dair Looking For Eric belgeselinin Cannes gösteriminde 'Futbol ulusal şovenizm için emniyet sübabı,' demişti. Tersi bir durum da söz konusu değil mi?
- Futbolun şovenist bir dili vardır ama oyunun kendisine bunu yakıştıramazsınız. Tek dil, milliyetçi şovenizm dediğiniz şey en çok futbol sahasında kırılır. Öteki diye tanımladığınla saha içinde görüşürsün. Galatasaray'ın Avrupa'daki başarıları döneminde Türkiye'de şovenizm yükseliyordu ama AB sürecine destek de yükseliyordu. Avrupa'da maça gidildiğinde, Avrupa'dan buraya gelindiğinde bir temas yakalanıyordu.

- Kuzey Kore ile Güney Kore'nin birlikte kupada olmaları bile pek çok şey söylüyor.
- Daha ne acayip hikâyeler var. Amerikalı bir yönetmen Honduras'ın Dünya Kupası sürecini belgesel film haline getiriyormuş mesela. İsmi de ortak amaç, ortak gol anlamında Common Goal. Honduras'ın darbe ve darbe sonrası dönemiyle futbol tamamen paralel gidiyor. Darbe yapılıyor, devlet başkanı Kosta Rika'ya kaçıyor. Honduras Kosta Rika'ya dört gol atıyor. Amerika'yla gerginler, Amerika'yla maç yapıyorlar. Amerika'ya kendilerini iyi göstermeye çalıştıklarında, Amerika onlar için son dakika gol atıp Honduras'ı Dünya Kupası'na gönderiyor.

- 1970 Dünya Kupası elemelerinde yaşanan El Salvador- Honduras savaşı neresine düşüyor bu hikâyenin?
- O çok eskiden. Orada da Pele'yi izlemek için ateşkes ilan etmişlerdi. En azından onu söyleyebiliriz.

RONALDO, TAM BUGÜNÜN İKONU

- Takım elbiseli Maradona'ya ne demeli, tam fenomen. Lakin iyi takım kuramadı diye eleştiriliyor.
- Takım elbise hiç yakışmıyor. Onun o aykırı kimliğine başka bir şey bulmalıydılar. Bari siyahlar giyseydi. Büyük futbolculardan büyük teknik direktör olmaz diye bir inanış vardır. Gerçekten de çok az istisnası vardır. Maradona'nın, teknik direktörlüğün sebatkâr yanıyla bir sıkıntısı var. Ama şurası kesin, Maradona varsa bir yerde, önce onu izlersiniz. Sonra başka şeyleri izlersiniz.

- Kupadaki en karizmatik teknik direktörler kimler?
- Mourinho'nun olmaması karizma ortalamasını çok düşürüyor ama haksızlık etmeyelim. Dünya Kupası direktörlerinin hepsinde bir duruş, bir hava vardır. Marcello Lippi şu yan masada otursa ceketinizi iliklersiniz. Capello da öyle. Del Bosque'yi 'Yeniköy taraflarından kasap' diye niteliyoruz ama karşıdan geçiyor olsa hayran hayran bakarız. Dünya Kupası antrenörler kupasıdır.

- Karizmatik futbolcuları da sormazsak olmaz.
- Messi ve Ronaldo ama Messi'yi ayrı yere koymak lazım. Ronaldo tam bugünün ikonu. Fizik o fizik, hız o hız, teknik o teknik. Ama Messi zamanın ötesinde. Dün de, yarın da en iyi. O yüzden Maradona'ya benziyor. Bundan 20 sene önce Ronaldo'ya rastlasaydık 'Bundan futbolcu olmaz,' diyebilirdik.

- Mesut Özil zamanında bizim takımda oynamadı diye 'sattın memleketi' diyenler oldu.
- Biz zannediyoruz ki oradaki Türk çocuklarının doğal olarak bizi seçmesi lazım. Biz onların gönüllerini çelersek bizde oynayabilirler. Yoksa doğru güzergâh Alman Milli Takımı. Biz mi yarattık onun oyun disiplinini, biz mi verdik bu tekniği? Hepsini onlar yarattı.

- Fildişi Sahili oyuncusu Drogba için 'İkoncan Drogba' diyorsunuz. Başka ikoncanlar da var mı kupada?
- Drogba işi abarttı, kırık dirsekle sahaya çıktı. Afrika'daki bütün çocuklar Drogba olmak ister. Yapay değil, gerçek bir ikondan bahsediyoruz. Hali, tavrı, duruşu, kızgınlığı, asaleti... Messi o kadar değildir. O Pele gibi geziyor ortalıkta. Brezilya'da da yok kimse. Kaka'yı beyaz, temiz oğlan çocuğu olduğu için ikon yapmıyoruz. Kötü de gidiyor zaten. İtalya yaşlılar yurdu. İspanya'da Torres sakat olmasaydı belki olurdu. Almanya'daki Mesut'tan da ikon olacak değil. Drogba iyi.

- Futbolcu olmaları için küçük yaşta Avrupa'ya getirilen Afrikalı çocuklar da önemli bir problem.
- Çok ciddi bir problem. Afrika'da yeni bir kölelik sistemi başlatıldı. Küçücük çocukların yeteneklerine yatırım yapalım, sonra daha fazla para verilmesin mantığı. O çocuk yatırımın karşılığını aldığında bütün kabilenin dünyası değişiyor ama onu bulamayanlar için ağır bir yıkım. Bunun regüle edilmesi lazım. FIFA da bunun üzerine çalışıyor.

10 TANE CANTONA OLSUN TÜM DÜNYA FUTBOL SEYREDER

- Dünya Kupası'yla birlikte kadın dergileri, kadınlara yönelik siteler vs. yakışıklı oyuncuları seçmeye başladı. Bu mudur kadının kupayla ilişkisi? Beyaz donlu Ronaldo'dan mı ibarettir? Tanıl Bora geçenlerde bu durumu 'Playboy estetiğini tersine çeviren bir 'güzel çocuk' dikizciliği' diye tariflemişti.

- Maço, seksist yaklaşımı tersten yeniden üretmek gibi. 'Kadınlara atfedilen nedir?' diye Dünya Kupası'na baktığında Mükremin Abi'deki Feriştah gibi 'Diri fücutlu erkekler' durumu çıkıyor. Bunu böyle yaparsan öbür tarafta da o maçoluk ürer. Seyredecek bir tek diri vücut yok. Kadınlar için bir sürü başka şey var. Ne erkek gibi seyredelim, ne de bunun tersi olan diri vücutlu erkeklere bakıyormuş gibi... Dünya Kupası inanılmaz insan hikâyeleriyle, vakalarla dolu. Sadece futbolun matematiğini değil, herkesi çeker bu.

- Albert Camus okuyan, entelektüel Cantona'yı düşünürsek, muadilini bulabilir miyiz futbol dünyasında?
- 10 tane Cantona olsun, dünyada herkes futbol sever. Lilian Thuram var mesela. Siyahların tarihini yazmaya kadar götürdü işi. 'Siyahlar entelektüel değildir, tarihte önemli değildir'in karşısına böyle çıktı. Alex Ferguson da iyi bir İşçi Partilidir.

- Pele'nin Dünya Kupası final dileği, Brezilya ile bir Afrika ülkesinin oynaması. Ne dersiniz, olur mu?
- Bu da onların oynamayacağı anlamına geliyor. Pele'nin en büyük fiyaskosu 94 Dünya Kupası'ndaki Kolombiya faciası. Kolombiya gruptan çıkamamış, bir de Escobar kendi kalesine gol attı diye cinayete kurban gitmişti.

- Sizin finale dair isteğiniz nedir?
- Maradona ile Messi arasında bir sıkıntının yaşanmamasını ve Arjantin'i gönül rahatlığıyla tutabilmeyi istiyorum. Tarihlerinde hiç Dünya Kupası almamış İspanya'nın da kazanmasını istiyorum. Gana olur, Fildişi olur, mutlaka bir Afrika takımının yarı final görmesini istiyorum. Beklenmedik bir takım olacaksa da güzel futbol oynayarak olsun istiyorum. Korkum da şudur ki, Dünya Kupa'sını Bursa kazanabilir! Hiç beklemediğimiz yerden, hiç beklemediğimiz bir takım, Yunanistan'ın 2004'te yaptığı gibi ortaya çıkıp büyüyü bozabilir. İyi oynayacaklarsa amenna. Dünya Kupası'nda pek çok takım tutmak mübâhtır. Poligamdır Dünya Kupası. Futbol aşkı normalde monogamdır. Bol bol hovardalık yaparsınız. Türkiye'nin olmamasının en güzel yanı da o. Rahatlıkla hovardalığa çıkabiliyorsunuz. Bekâr takılıyorsunuz Dünya Kupası'nda.

FASULYE İSTİYORUZ GOL İSTEMİYORUZ

- Güney Afrika doğru bir seçim miydi sizce?
Ekonomisi bu kadar kötüyken bu harcanan paralar... - Çok doğru bir seçim ama seçimi nasıl uygulayacağınız önemli. Çin'de Olimpiyatlar zamanı bunu gördük. Demokrasi problemleri, hava kirliliği... Önemli olan Olimpiyat bunların üstünü mü örter, yoksa o örtüyü açar mı? Ben açar diyenlerdenim çünkü eminim kupa olmasa batı toplumlarında bugün oturup 'Güney Afrika ne kadar kötü,' diyen bir tek insan olmayacaktı. El feneri tutuyor oraya Dünya Kupası. Sorun nereye tuttuğunda. Bu kupa Afrika'daki sefaleti körükleyen bir şeyse, bugün bitirilsin.

- 1986'da Meksikalılar da 'Fasulye istiyoruz, gol istemiyoruz,' diye yürümüşler.
- Aynen öyle. 2000 Olimpiyatları'nda Yunanistan da benzer bir şey yaşadı. Güney Afrika'da kesin olan şu ki, feneri kaybedenlere değil, kazananlara tutuyorlar.

- Habitat zamanı İstanbul'daki tinerciler toplanmıştı sokaklardan. Güney Afrika'da da benzer bir durum var.
- Akşam altıdan sonra sokağa çıkmanın tekinsiz olduğunu söylediğiniz andan itibaren Dünya Kupası neşesini zaten yitiriyor. Afrika neşesiyle entegre olamayacaksa... Biletler pahalı diye Afrikalılar izleyemiyor bile maçları.

- Mandela neden ses çıkarmıyor?
- Çok büyük bahtsızlıkla başladı zaten kupa onun için. Torununu kazada kaybetti. Yaş nedeniyle aktif politika içinde de bulunamıyor ama eminim ki kupadan sonra Afrika'da çok ağır tartışmalar olacak. Daha birinci hafta bitmeden bir grev, iki çatışma var.
 

.
Yayın Tarihi : 26 Haziran 2010 Cumartesi 21:37:17
Güncelleme :26 Haziran 2010 Cumartesi 21:43:15


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?