Bir süredir Amerika'da iş seyahatindeyim. Eyalet eyalet, şehir şehir geziyorum. İşadamları, sanayiciler, ihracatçılar ve ithalatçılarla konuşuyorum. Bunların yanı sıra özel ilgim olan Türk mutfağı ülke dışında nasıl tanıtılır, Türk restoranları bu tanıtıma nasıl katkı verir, Türk mutfağı Turquality projesi kapsamına alınmalıdır konularına kafayı takmış bir durumda buralarda yaşayan Türklerle ve restoran sahipleriyle konuşmaktayım. Fırsat buldukça da edindiğim bilgileri bu köşede sizlerle paylaşmaktayım.
Her fırsatta da Türkiye'de olan bitenleri Türk televizyonlarından seyrediyor ve internetten Türk gazetelerini okuyorum.
Televizyon haberleri ve internetten okuduğum gazetelerde hazırlanmakta olan bir kanun taslağında "Alkollü içecek üreten firmalar spor dahil olmak üzere sponsorluk yapamayacaklar ve bu nedenle Efes Pilsen Basketbol Kulübü kapatılacak" haberini okuyorum, deliriyorum.
Yuh kere yuh!
Bir deli geçen yaz kuyuya bir taş attı bin akıllı çıkarma savaşında.
Geçen yıl temmuz ayında "Tütün ve alkollü içki düzenleme kurulu (TAPK) alkollü içki reklamlarına yönelik mevzuatta yaptığı düzenleme ile bazı kurallar" getirmişti.
Düzenlemeler gereği, TV'lerde içenin elindeki sigara garip bir şekilde buzlanırken diğer elindeki silahla onlarca kişinin canını almasına müsaade edilecekti.
Onlara göre, sigara kötüydü, onlarca kişinin canını alan silah, değildi!
Öyle de oldu.
Biz bir senedir TV'lerde sigarayı buzlu, silahı kanlı gördük.
Gençleri kötü alışkanlık olan sigaradan korurken (!) silahla adam öldürmeye özendirdik.
Sigara içenler dışarılarda karda buzda donarlarken millet silah elinde birbirini kırdı geçirdi.
Ve buna ‘düzenleme' denildi.
Bir süredir Amerika'da olduğumu söylemiştim.
Geçen hafta müşterisi olduğum bir Amerikalı firmanın CEO'su bana bir sürpriz yaptı ve Atlanta'da ‘Atlanta Hawks ile Orlando Magic' arasında oynanan NBA play off maçını seyretmeye gittik.
Maçın oynandığı Philips Arena, içinde CNN merkez stüdyolarının olduğu dev bir otelin de bulunduğu oldukça haşmetli bir kompleks. 20 bin kişinin maç seyrettiği, maç sırasında çeşitli şovların yapıldığı, oyuncuların, seyircilerin, sponsorların, televizyonların hep beraber interaktif bir şekilde maç seyrettikleri bir mabet. National Basketball Association (NBA) kuzey ve güney konferanslarının 15'er takımla katıldıkları, toplam 30 takımın milyar dolar cirolarının oluştuğu dünyanın en büyük basketbol organizasyonu. Organizasyonun 2008/09 sezonu geliri 3.2 milyar dolar. Medya anlaşmaları 7.4 milyar dolar. Ortalama takım değeri 380 milyon dolar. (Bir ilave bilgi olarak tüm Amerika'daki spor endüstrisinin 2009 değerinin 410.6 milyar dolar olduğunu söyleyeyim.) NBA maçlarının yıllık seyirci ortalaması 18 bin kişi. Rakip takım seyircileri bizdeki gibi ayrı tribünlerde oturmuyorlar. Yan yana birbirleriyle dalga geçerek, eğlenerek maç seyrediyorlar, kol kola geldikleri salondan yine kol kola çıkıyorlar.
Biz gelelim zurnanın ‘zırt' dediği yere.
Maçı seyreden 20 bin kişi için içki yasağı yok. Bira su gibi içiliyor. Viski, votka ve şarap tercihe kalmış. Salonun tavanına asılı dev ekranlarda bira reklamları var ve salonda içki nedenli tek bir olay yok.
"Maça çocuklar gelmiş, kötü örnek olurmuş" takan yok.
Takan olmadığı gibi yasak da yok.
Üstelik, Atlanta gibi tutucu bir şehirde.
Dahası, pazar günleri içki satışının yasak olduğu bir eyaletin başkentinde.
Biz bırakın statta içki içmeyi, içki üreten firmanın takımına veya içki üreten firmanın sponsor olmasına dahi tahammül edemiyoruz.
"Ya içki üretmeyi bırakacaksın ya sponsorluğu bırakacaksın ya da takımı kapatacaksın" muhabbetine malzeme yapıyoruz.
Size söylüyorum bu yasağı akıl eden aklıevveller size!
Hangi dünyada yaşıyorsunuz?
Şöyle bir bakın etrafınıza.
Hangi spor dalı, hangi kulüp sponsoru olmadan ayakta kalabilir dünya âlemde?
Bakın Şampiyonlar Ligi sponsorlarına...
Önce Amstel, sonra Heineken...
Babalar gibi bira üreticisi iki firma.
Ey bu düzenlemeyi getiren zihniyet, bir taraflarınız sıkıyorsa çekin Türk takımlarını Şampiyonlar Ligi'nden o zaman!
Biz devam edelim.
Budweiser birasını üreten ‘Anheuser–Busch' firması şu anda NBA bira sponsoru.
NBA'nın Budweiser'den önceki bira sponsoru ise Miller.
Amerikan futbolu resmi sponsoru yine Budweiser. Amerikalıların Soccer, bizim futbol dediğimiz oyunun sponsoru Bud Light birası. Milyonların izlediği Baseball da Budweiser ve Bud Light ana sponsorlar. Zengin sporu diye bilinen Golf sporunda Michelob birası resmi sponsor. At yarışlarında bu kez sponsor Budweiser Select. Ünlü Nascar araba yarışlarının resmi bira sponsoru da Budweiser.
Bu örnekleri dünya çapında çoğaltabilirim ama bana ayrılan yer bitmek üzere.
Efes Pilsen, yıllardır Türk basketboluna hizmet verir, ünlü basketbolcular yetiştirirken binlerce çocuğu spor okullarında okutur, gençlere sporu sevdirir, sokaklardan kurtarırken ülkemize şampiyonluklar getirip bizleri sevindirirken NBA'e oyuncu verdiğinde bizleri gururlandırırken şerbet mi üretiyordu, yoksa gül suyu mu?
Neymiş, alkollü içki üreten firmalar sponsor olamazlarmış!
Vurun kellelerini, kapatın gitsin alayını, gençlerimizi spordan uzaklaştırın, salın sokaklara, kırdırın birbirlerine.
Gençleri düşünüyorlarmış!
Kim yutar bu hikâyeyi?
Çıkın ortaya ‘düzenleme' dediğiniz garabetin ardına gizlediğiniz düşünceden bahsedin!
İnanın bu tür düşüncede olanların gençlerimize vereceği zararlar içkinin ve sigaranın vereceği zararlardan yüz bin kere daha fazla, milyon kere daha kötüdür.
Ve asıl düzenlenmesi gerekenler düzenleme peşinde koşanlardır.