Galatasaray geçtiğimi hafta üç gün içinde çok önemli iki sınava çıktı.
İlkinde Kadıköy’deki ‘Dünya derbisi’nde rakibine oranla daha iyice oynamasına karşın geleneksel Fenerbahçe bozgunlarından birine daha uğradı.
İki gün sonra sırada bu kez Avrupa devlerinden Liverpool vardı.
Gruptan çıkmayı çoktan garantileyen Benitez, Olimpiyat Stadı’nda ‘Akadami’nin yeni mezunlarını da içeren yedek ağırlıklı bir kadroyla gelmişti.
Gerets’in sahaya sürdüğü onbirde de önemli kramponlar eksikti.
VE GERETS FENERBAHÇE’YE GOL ATMAYI BAŞARDI
Siz bakmayın Napolyon’un ‘Zafer, en fazla sebat edenin hakkıdır’ demesine.
Pazar gecesi daha dirençli olan, rakibini sürekli baskı altında tutan, gol yollarında türlü çeşitli maceralara çıkan taraf konuk ekipti, buna karşın zafer tanrısı Nike ev sahibine güldü.
Lig TV’nin ‘Dünya derbisi’ diye tanıttığı ama dünyada kimsenin umrunda olmayan karşılaşmanın arifesinde ortaya atılan 6 mevsim önceki şike iddiaları Fenerbahçeli futbolcuları zerre kadar etkilememiş anlaşılan.
İlk yarıda iki dakikada buldukları iki golle de morallerini iyice perçinlediler üstelik.
Galatasaray’da savunmanın omurgasında en etkili krampon sayılan Song’un yerini Emre’ye bırakması Aslan yandaşları arasında burukluk yaratmadı değil.
Aylarca ara verdikten sonra kırk yılda bir forma giyen stoper, dünkü gibi atmosferi çok gerilimli yaşamsal karşılaşmada yeniden Tomas’la birlikte göbeği paylaştı.
Sağ bekte sık sık arkasına adam kaçırmakla ünlü Cihan’la birlikte yedikleri ilk golde işlenilen hatalar zincirinin jeneriğinde Emre’nin olduğu kadar, son vuruşu yapan Alex’in arkasında kalan emektar Ergün’ü de unutmamak gerekir.
Galatasaray, 21. asırda ezelini rakibini Kadıköy’de yenememenin ezikliğini, Gerets ise bunun üstüne iki derbisinde henüz gol koklayamamanın burukluğundaydı.
Ümit’in golüyle bu buruk acı tedavi olmasa da teselli sayılabilir.
İki hoca da tek forvetle başlarken aslında 4 – 2 – 3 – 1 aromalı dizilişin 4 – 4 – 1 – 1 çevrimini uyguladı.
Kezman’ın ensesinde Alex, Ümit’in arkasında da İliç konuşlandı.
Ne var ki ilk ikisi ilk devreyi birer golle bitirirken, son ikili suskun kaldı.
İkinci yarıda Erik hocanın ikili değişiklikte Hasan – İliç’i çıkarıp yerlerine Sabri ve ikinci forvete Necati’yi sürmesinin semeresi Ümit’in golüyle alındı.
Selçuk Dereli’nin düdüğüyle birlikte konuk ekip daha baskılı imajını verirken, yine de gol kokulu ilk pozisyon ev sahibinden Emre’nin Mondragon’u avlayabileceği bir ters vuruşla geldi.
İlk yarının ortasına dek düelloları kazanan, ilk toplarda etkili, geri dönüşlerde pozisyona hakim olan forma yine Sarı Kırmızı’ydı.
Peşpeşe yenilen iki golün yarattığı kısa dönemli düşüş bölümünün dışında, Aslan, üstünlüğünü maç boyunca korudu.
Agresif düellolarda Kadıköylüler’in edilginliğinde İspanya yorgunluğu belirgin biçimde göze çarptı.
İlk yarıya döndüğümüzde 20. dakikada Arda’nın gollük iki pasında İliç ve Ümit’in beceriksizliğiyle suskun kalan Cimbom,4 dakika sonra Aelx’in hayatında attığı en kolay golle santraya gitti.
İki dakika sonra Kezman’ın uzak çaprazdan şutu Ergün’e de çarparak Kolombiyalı eldiveni çaresiz bıraktı.
Aslan, iki dakikada iki farkla geriye düşmenin şaşkalozluğu arasında peşpeşe gördüğü kartlarla da iyiden iyiye sarardı soldu.
İkinci yarı değişiklikleriyle birlikte konuk ekibin soluğu artarken, Kemik’in soldan ortasını ilk karşılayan Ümit, Sabri’nin şutunu çelen Volkan’ı son vuruşla üzen krampondu.
İlerleyen dakikalarda ev sahibinin yorgunluk ve bezginliği iyiden iyiye çimlere yayılırken, Ümit, Necati ve Sabri’ye geçit vermeyen Volkan, üç puanın da gerçek mimarı oldu.
Sonuçta Fenerbahçe, en tırsık futboluyla iki dakikada bulduğu gollerle Galatasaray’la arasındaki puan farkını yediye çıkararak zirvede rahat bir nefes aldı.
Gerets’e ise üstün oynadığı derbi sonrasında Fenerbahçe’ye gol atabilmenin tesellisinin dışında fazla bir şey kalmadı.
AVRUPA’YA ASLANLAR GİBİ VEDA...
Galatasaray yine yolunun düştüğü Olimpiyat Stadı'n-da, Bordo beraberliği ve PSV hüsranı sonrasında Salı gecesi Liverpool'u yenerek Avrupa'ya galibiyetle veda etti.
Bizlerse iddiası olmayan maçta, beklenmedik ölçüde zevkli bir mücadeleye şahit olduk.
Liverpool adına birbuçuk yıl önce Milan karşısında üstelik ilk yarıyı 3-0 geride bitirdikten sonra penaltılarla Devler Ligi şampiyonluğunu kazandıkları Olimpiyat Stadı zafer anılarıyla doluydu.
Kendilerini 'İstanbul kahramanları' ilan eden Rafa Benitez maçtan önce ilk ayakta 3-2 galip geldikleri maça gönderme yaparken "Bu kez ilk yarıyı üç farkla önde bitiren taraf bizdik. İkinci yarıda Ümit'in kafa golleriyle işi zora sokmuştuk. Galatasaray kaliteli futbolculara sahip bir ekip. Bunu da Anfield Road'da kanıtladı" yorumunda bulundu.
İspanyol hoca ikinci turu garantilemenin etkisiyle, "Avrupa şampiyonu olduğumuz statta gecenin tadını çıkarmaya bakacağız" dedi.
Liverpool adına hiçbir anlam taşımayan rövanş Galatasaray için bu mevsim Avrupa'ya elveda derken kazanılacak bir galibiyet, prestijin yanı sıra 500 bin İsviçre Frangı anlamına da geliyordu.
Bu da kulübün elinin sıkışık olduğu şu günlerde yılbaşıyla karışık bayram harçlığı yerine de geçecekti.
Benitez, aslarından Gerrard, Reina, Hyppia ve Finnan'ı evde bıraktı.
Gerets de sahaya bayat balık kurbanı Song'un yanı sıra Ayhan ve cezalı Arda'dan yoksun bir 11 sürdü.
Olimpiyat Stadı Galatasaray'a olduğunca taraftarlarına da ters gelen bir uzay üssü.
Buna rağmen dünkü veda aryasında tribünler emektar Ali Sami Yen kapasitesine eşitti.
Dünkü şov 'Varoşların Olimpiyatı'nda en ılıman atmosferde oynandı.
Nisan'da bile donmuştuk...
Rafael hocanın vazgeçilmezlerinden solbek Riise'nin 22. dakikada 40 metrelik taç atışında topla buluşan Bellamy'nin ortasında Fowler'ın baldırına çarpan meşin yuvarlak bir başka süper arıza golü olarak Mondragon'un ağlarına takıldı: 0-1.
Aslan'ın üzüntüsü iki dakika sürdü.
'Kızıllar'ın atağa kalkarken kaptırdıkları topu kovalayan Necati Polonyalı eldiveni affetmedi: 1-1.
Dört dakika sonra ilk 11'de fazla forma bulamayan Carrusca'nın üst üste kullandığı ikinci korner atışında savunmadan dönen topa çok uzaktan sert vuran Okan, Milan maçında kurtardığı iki penaltıyla kupanın baş mimarı Dudek’i: 2-1.
İlk yarı sonra ererken Carragher'ın kafa şutunu bloke eden Mondragon ikinci yarıda da karşı karşıya kaldığı pozisyonlarda gole izin vermedi.
45'te sakatlanan Necati'nin yerine giren Iliç, Erik hocanın mecburi değişikliği oldu.
Carrusca'nın yerine giren Mehmet Güven'in asistine fırsatçılığını konuşturan Saşa 79'da tabelayı 3-1'e getirdi.
Bu golde de bence maçın adamı Sabri'nin geliştirdiği atakla sayı geldi.
Son sözü ise 90'da Fowler söyledi.
Sonuçta Liverpool, Devler Ligi’nin ‘mağlup edilemezleri’ listesinden adını sildirmek zorunda kaldı.
Dahası grupta diğer maçlarda kalesinde gol görmezken, Cim Bom'dan toplamda yediği beş golün stresiyle geceyi noktaladı.
Galatasaray garip bir takım.
İki gün önce Kadıköy'de yeniliyor, sonra arkasından, İngiliz devini mağlup etmeyi başarıyor.
Cengiz Alpman
Yayın Tarihi :
7 Aralık 2006 Perşembe 11:47:50