Seyircisiz futbol anasonsuz rakı gibi
Onbin kendini bilmezin sahaya attığı pet şişeler yüzünden geri kalan onbin masum seyircinin de stada girmesi yasaklanınca Galatasaray – Ankaragücü maçı , sessiz tribünlere karşı, heyecansız bir mücadeleye sahne oldu...
Filmin baş oyuncusu sete sokulmayan seyirciler ve dolayısıyla bu boşluktan kaynaklanan mezarlık sessizliğiydi...
Tribünler konusundaki ısrarımın nedeni maç denilen olgunun futbolcular kadar seyircinin de mutlaka rol alması gereken bir gösteri olmasıdır.
Seyircisiz maçlar, anasonsuz rakı gibidir.
Hikmet Karaman, 12 yıl önce çalıştırdığı Galatasaray'a karşı bu kez Ankaragücü'nün başında sahaya çıktı.
Başkent ekibi, Fenerbahçe'nin geleneksel çubuklu formasıyla oynarken renktaşının Sarı-Kırmızılılar üstündeki psikolojik baskısının yarattığı avantajı kullanmak istedi.
Maçın düdüğü Yunus Yıldırım, Sarı-Lacivertliler için bu sezonun neredeyse daimi kadrolu kabus hakemi haline geldi.
'Gecekondu', Yıldırım'la dün akşamki maçla birlikte dördüncü sınava çıkarken üç mağlubiyet ve bir beraberlik gibi düşük bir puan hasılatı gerçekleştirdi.
İlk yarıda Ankaragücü'nün Adnan Şentürk'ün komutanlığında çıktığı maçta 'Gerets'in Aslanları', Ümit Karan'ın 90+3'te bulduğu sayıyla güreşi kazanmıştı.
Dün gece heyecanlı atmosferden yoksun karşılaşmada iki ekip de, özellikle ilk yarıda, tutuk, yavaş ve amaçsız bir oyun çıkardı.
Ev sahibi, biraz daha baskılı görünmesine rağmen gole daha erken yaklaşan taraf konuk takımdı.
Ne var ki 14'te üst üste yakaladıkları iki net gol girişiminde tabelayı değiştiremediler.
Maç, oyuncuların birbirlerine sürekli 'Hey, hey, hey' diye seslenişleriyle devam ederken Ankaragücü gardiyanı Serkan, tek başına çıkardığı 20 bin kişilik gürültüyle sükûneti bozdu.
Ankaralılarda genelde orta alanın solunda görev yapan Balic, bu kez Umut'un yanında forvette yer alıyordu almasına ama ilk yarı boyunca Umut, Galatasaray savunma kalabalığı arasında yalnızlığa terk edilmişti.
İlerleyen dakikalarda Galatasaray'ın düşük vitesli oyununa, sürekli ayakta ezilen toplara bir de tek pas oynamamaları eklenince bu rehavet, Ankaragücü'nün ekmeğine yağ sürdü.
Sonuncusu golle sonuçlanan Hasan Şaş-Hakan Şükür ortak yapım dörtlemesinin ilkinde 27'de topa 'Boğaz'ın boğası'ndan daha önce yükselen Abdurrahman, gole izin vermedi.
Cim Bom'un golü bulamamasındaki en önemli neden Hakan'ın da Necati'nin de sürekli iki rakip savunmacının ortasında işlevsiz bir pozisyonda sıkışıp kalmalarıydı.
Devrenin son bir dakikasında maçın en heyecanlı ve keyifli pozisyonları yaşanırken Sarı-Kırmızılılar, soyunma odasına beraberlikle gitmenin moral bozukluğundan da kurtuldu.
38'de ve 44'te Şaş-Şükür kombinasyonlarının tekrarlanmasının ardından Mondragon, süper kapanarak golü engelledi ve bu topun dönüşünde Aslan, öne geçti.
Gerets, ikinci yarıda çok ileri bir hamle yapıp Heinz'ı Hasan Kabze'yle değiştirip üçlü forvete döndü.
Ankaragücü, dengeyi sağlayabilmek için daha açık oynamaya başlayınca 67'de Cihan, Ayhan'la verkaçı sonunda takımını rahatlattı:
Hasan Kabze’nin kaçırdığı mutlak gollük fırsatlara kulübedekilere saç yoldururken Galatasaray, bilmem kaçıncı kez maç fazlasıyla liderlik yeniden koltuğunu kaptı.
Cengiz Alpman
Yayın Tarihi :
30 Mart 2006 Perşembe 19:06:23