20
Mart
2026
Cuma
SPOR

Yanlış yapmadan hata yapmak...

Yanlış yapmadan hata yapmak...


Galatasaray – Erciyesspor maçı 2 – 2 sürerken sonlara doğru Orhan’ın kafa şutunu konuk ekipten Devran, kale çizgisi üstünde açık biçimde resmen eliyle tokatladı. Maçın düdüğü İpek, penaltıyı görmezden gelip pozisyonu devam ettirince yer yerinden yıkıldı...

Düdüklerin reisi Merkez Hakem Komitesi patronu Mustafa Çulcu, personelini savunurken ‘Zafer Önder’in o pozisyonda vermesi gereken karar, penaltı ve kırmızı kartla Devran’ı oyundah ihraç etmek olmalıydı. Arkadaşımız hata yaptı. Ancak yanlış yapmamış, sadece hata yapmıştır. Morali çok bozuk. Hazır olana kadar dinlendireceğiz’ açıklamasını yaptı...

Yaptı da bu müdafaa işleri daha da karıştırdı...

Hakemlikte bu ‘yanlış – hata’ ikilemi sürekli dile getirilir öteden beri.

Normal durumlarda hatayla yanlış yanyana koşarlar.

Yani yanlış yaptıysan hatalısın, hata yapmışsın demektir.

Bunun ucu da doğru hizadan ayrıldığında hata yapmış, dolayısıyla yanlış yola girmişsin demekten başka bir şey değildir.

Siz hiç hata yapıp da yanlış yapmayan birini gördünüz mü...

ZORUNLU HAKEM SİGORTASI

Kara Adamlar’ın üflenmemekten paslanan ya da aksine fazla kullanımdan ıslanan düdüklerini tamamlayan ‘gördüğümü çaldım’ geyikleri, emanet ayaktopu sanayiimizi ‘cari açık’ denli örseliyor. Çözüm onları da DASK (Doğal Afet Siortaları Kurumu) kapsamına almakta mı...

Hakem tahribatına karşı Zorunlu Hakem Sigortası uygulaması mı gerekiyor...

Futbol şeytan üçgeninin oyuncu – seyirciyle birlikte en önemli sacayağını oluşturan hakem boyutu, ayaktopu oyuncağının olmazsa olmazlarındandır.

Hemen her daim olağan şüpheliler listesinin ilk sıralarında yer alan Kara Adamlar’ı atamazsın, satamazsın...

Bu meşin top yaşamında onlarla yatıp kalkmaya mecbursun...

İyi de hakemlerin 8’de 8 hatalı yönettikleri maç sonrasında heba edilen puanların geri döndürülmesini sağlayabilecek bir garanti yok mu acep!

Bence bunun tek formülü zorunlu hakem sigortasını hemen devreye sokmak.

Hani şu depremden sonra getirilen DASK (Doğal Afet Sigortaları Kurumu) ‘ın kapsamına alsak iyi olur düdüklerimizi.

Neden mi! Son Galatasaray – Erciyesspor karşılaşmasını idare eden Zafer Önder İpek’in, kale içinde topu açık biçimde tokatlanmasına suskun kalması doğal afetimsilerden sayılmalıydı medya yorumcularının büyük çoğunluğuna göre.

Olası bir şampiyonluk ya da küme düşme gibi puan hesaplarının dışında, daha da vahimi, gemi azıya almış tribünlerin tahrikindeki afet faktörü de dile getirildi.

Maçtan sonra Galatasaray İkinci Başkanı Ergun Gürsoy’un ‘Kazanamasaydık çok kötü olaylar olurdu...’ yolundaki açıklamasındaki vahim tabloyu ancak yüzdeyüz penaltıyı vermeyen hakemler görmeyebilirdi.

Berabere giden mücadelenin sonlarına doğru Orhan’ın kafa şutunu resmen tokatlayan konuk ekipten Devran’ın ‘Refleks olarak elimle oynadım. Penaltıydı. Galatasaraylı futbolculara da söyledim. Hakemin başı çok kalabalık olduğu için ona ulaşamadım’ biçimindeki itirafı bile Zafer Önder İpek’in suskun düdüğünü savunmasını zorlaştırıyor.

Emekli düdükler pozisyonu yorumlarken ‘İpek yakındaydı. Gördü ama çarpma mı, oynama mı olduğunu bir anda algılayamadı...’ izahatıyla geçiştirdi.

Peki İpek ne olacak şimdi.

Cem Deda’ya verilen 16 maçlık cezanın benzerini mi çekecek...

Hakemlerin reisi İpek’in bir süre dinlendirileceğini belirtirken ortaya kesin bir süre koymadı.

Bunun çok uzayacağını sanmam, zira Süper Lig’de maç yöneten Süperkara Adamlar’ın sayısı zaten topu topu 24’e düşmüş.

Kelaynak benzeri hakemaynaklar güç bela yetişiyor çarkı çevirmeye.

Ayrıca 16 değil 36 maç ceza versen ne yazar!

Verilmeyen bariz penaltı sonucunda şampiyonluktan olma ya da küme düştükten kelli.
Bilgin Gökberk mevsim başından bu yana hakemlerin maçtan sonra stattan taksiyle dönmesini eleştiriyor.

‘Gerekirse ben götürürüm, ya da arkadaşlar’ diye formül de üretiyor.

Ne var ki kırmızı alarm hattındaki karşılaşmalar sonrasında tribünlerin birinci derecede suçlu ilan ettiği hakemleri stattan götürmeye ne Gökberk ne de arkadaşları kalkışırdı.

Öfkeli saldırganlara karşı zırhlı araç bile yetersiz kalırdı.

Penaltıları verilmeyen Galatasaraylılar arasında ‘Bu hakeme taksi değil belediye otobüsü bile fazla’ diyenlerin sayısıysa sonsuza yaklaşıyordu.

Maçın bitmesinden sonra misafirlerden Agali’ye ikinci sarıdan kırmızıyı gösteren Z. Ö. İpek, penaltı pozisyonunda çalmadığı düdüğün yarattığı vicdan azabını geçiştirmek niyetinde miydi!


Devran, penaltıyı ifadesine aldırırken ‘Pozisyon refleks olduğu için kırmızı kart gerekmezdi’ demeyi de ihmal etmedi.

Top kafadan geldiği için hareket kendini savunma adına değil açıkca golü önleme refleksiydi.

Cezası da refleks affına girmeyip adam kızartmaktı.

Cimbom’un sonlarda gelen galibiyeti sonucunda medya Boğaz’ın 10 dakikalık Boğası’na ağırlık verdi.

Hakan’ı kulübede fazla oturtan Gerets de sağlı sollu kroşelerle iyiden iyiye hırpalandı.

Eleştiriler ağır dozda olsa da genelde hedefini buldu.

Örneğin atağa yönelik kanat oyuncusu Sabri’den sağbek yaratmak dayatması, Roger Vadim’in ‘... Ve Allah Kadın Yarattı’ kordelasıyla Brigitte Bardot’u yaratmasına koşut değildi.

Sabri bu mevkide gerekli temel içgüdüler konusunda çok deneyimsiz.

Bir iki haftada asıl mesleği olmayan bir krampondan bek imal edemezsin.

Kadrosunu beklikten gösterirsin ama her maçta arkasına adam kaçırması sonucunda saçını başını da yolarsın.

Aslında Cihan da sağbek değil ama mevkiinin gerekleri konusunda genç Sabri’den daha tecrübeli.

Tıpkı solda Orhan’ın da asaleten bek olmadığı gibi.

Erik hocanın yarınki derbi öncesindeki en büyük sorununun beklerinde olduğu ortada. Zafer İpek bile görebilir bu zaafı.

Hasan Şaş’ın savunmayı sevmeyişi bek oynamanın zorunlu hareketlerinden habersiz Sabri’nin işini daha da zorlaştırıyor.

Hele Samsun maçındaki gibi kurnaz sprinter Celil, Erciyes kabusundaki gibi baskılı Timuçin’le eşleştiğinde eski sağaçık tümüyle takımının savunmasının yumuşak karnı oluyor.

Öte yandan Cenk’in ilk golünde yeterince hızlı geri dönemeyen Sabri kadar, kademeye girip alan daraltmak yerine, tam aksine Erciyes santrforunun önünü açan Cihan da hatalıydı.

Solda Ayhan’ın az biraz geriye dönük oynaması Orhan’ı rahatlatıyor.

Bu arada ortaya çıkan en büyük soruna da haklı olarak ‘orta alan sendromu’ tanısı konuluyor.

Gerets’in bizzat belirttiği gibi Sarı Kırmızılılar’da zaman zaman forvet personelinin sayısı, orta saha hizmetlilerinden daha fazla oluyor.

Erciyes önündeki futbol anlayışı Çarşamba günkü Fenerbahçe derbisi karşısında ev sahibinden yana görünmüyor pek.

Kayseri temsilcisinin ataklarında Agali gibi ağır bir forvet bile neredeyse yürüye yürüye Cimbom’un kalbine kadar giriyordu.

Sarı Lacivertliler bu denli bir gevşek orta alan yakaladıklarında 8 Mart’taki 2 – 1’lik skor üstünlüğünün avantajından faydalanabilir.

Çeyrek finalin ilk ayağında Sabri yine sağbeke monte edilmiş, ancak Hasan Şaş’ın yüksek performansının yanı sıra savunmanın gerisine sarkma tuzakları kurmayan Tuncay karşısında arıza yapmamıştı.

Son hesap kesiminde Daum’un kararsızlığı Anelka ya Nobre’yle başlayıp başlamamakta.

Gerets’in Saracoğlu’ndaki gibi üçlü santrforla çıkması olası.

Mesele Aslan’ın göbeğini kime, kimlere teslim edeceği.

Cimbom açısından yarı finale çıkmaktan da önemlisi bu mevsim iki kez yenildiği Kadıköylüler’e Mecidiyeköy’de üçüncü defa boyun eğmemek.

Zira bu 31. haftada oynanacak şampiyonluk maçı adına, onarılması çok zor moral yıkımına yol açacak.

Cengiz Alpman

Yayın Tarihi : 21 Mart 2006 Salı 16:07:49


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
YAZARLAR