Zinedine'in Türkçe Karşılığı
Cezayir asıllı ve Müslüman olan Zinedine Zidane'ın ismi herkesi şaşırtırıyor. Peki Zinedine'nin Türkçe karşılığı ne? Hakkı Devrim yazıyor.
Hakkı Devrim/Radikal
Zidane'ın yükü çok ağırdı
Soyadının imlası Zidane («Zidan» okunur), küçük adı Zinedine diye yazılıyor. (Müsaade ederseniz ben Türkçesiyle Ziynettin diyeceğim; Arapça telaffuzuyla Zeyn-üd-dîn.)
Sekiz on yıl var ki dünyamızın en makbul birkaç futbolcusundan biridir.
Yılların ve bu son Dünya Kupası'nın büyük yıldızıyken, benzeri yaşanmamış bir spor trajedisinin kahramanı oldu. Karakteri, hadiseden sonraki mutlak sessizliğinde gizli bu büyük sporcuyu sanırım her şeyden çok l'Équipe gazetesinin şu suali üzmüştür:
– Zizu, bu olanı dünya çocuklarına nasıl anlatacaksın?
Dört oğlu var Ziynettin'in. Şöhretin ve paranın şımartamadığı bir aile adamıdır.
Size onu yeniden anlatacak değilim. Bu, onun son maçıydı. 94'ten beri Fransız millî takımında. Yıllar yılı Juventus'ta, Real Madrid'de de seyrettik onu. Fransa 1998 kupasını onun sayesinde kazandı, diye bildik. 2000 yılı Avrupa Kupası'nı da öyle...
Zirvelere yerleşmiş efendi bir futbolcuydu. Ben de onu (ilk aklıma gelen adları söylüyorum) Fenerbahçeli Oğuz'u, Beşiktaşlı Rıza'yı, Beckenbauer'i, Platini'yi... sevdiğim gibi sevdim. Futbolu ve insanlığıyla, adam gibi adam yanıyla bir bütün olarak.
Yaygın kanaatti bu. FİFA onu 1998, 2000 ve 2003'te durup dururken yılın futbolcusu seçmedi. Her şeye rağmen bu Kupa'nın da en iyi oyuncusu seçildi Ziynettin.
*
Bunlar değil. Asıl sual şu:
– O kafa darbesi neydi?
Bu kupada milliyetçilik duygusu sanki yeniden canlandı; futboldan çok duygular ön plandaydı. Şarklı demesek de Ziynetttin nihayet bir Akdeniz insanıdır. Maç boyu onu sinirlendirmeye çalışan Materazzi onun yok ırkına, yok anasına, ablasına küfretti, dediler. Omuzundaki sancının etkisi vardı. Gelişmiş teknoloji de etkili oldu: hakem kulaklığıyla uyarıldı. Yardımcı hakem hadiseyi büyük ekranda gördü...
Hemen her şey söylendi. Kesinleşen tek hüküm, bu dev sporcunun bundan böyle daha çok futboluyla değil, o kafa darbesiyle hatırlanacağı.
Hazin değil mi?
İnsanoğlu için kısa bir zamana sığışan büyük felaketler kadar, ondan bir futbol maçı süresinde yaşaması istenen mucizeler de (Kendi dalında dünyanın gelmiş geçmiş üç beş büyük sporcusundan biri, Fransızlar için olduğu kadar Cezayirliler için de neredeyse kutsallaşmış bir kahraman, asırlarca anılacak bir futbol efsanesi olmak, bütün o olağanüstü nitelikler) taşınması kolay olmayan ağır yüklerdir.
Yaşanan faciayı anlamak için bunu da hesaba katmak lazım.
Ekranda birkaç kere seyrettim. Ne dendiyse, işitince durup geriye dönen, Materazzi'ye doğru ağır ağır gelen (Ben daha önce kafa darbesiyle karşısındakinin göğsünü döven birini görmedim), o ağır çekim darbeden sonra ne yapacağını bilemeyen, kırmızı kartı da tartışmadan dönüp ağır ağır uzaklaşan adamın yüzündeki, gözlerindeki ifadeyi seçmeye çalışın.
Bana o anlarda Ziynettin, Berlin Olimpiyat Stadı'ndan başka bir yerlerdeymiş gibi geldi. Buna katılır mısınız?
Yük, bir insanın altında ezilmekten kendini sakınamayacağı kadar ağırdı.
Başka sebep aramayalım
Radikal
Yayın Tarihi :
13 Temmuz 2006 Perşembe 07:11:37