3
Mart
2026
Salı
YAŞAM

KALKTI GÖÇ EYLEDİ BATI İLLERİ

Göç veren iller bellidir, göç alanlar da. Doğu, Batı'ya göçer. Çok eski zamanlardan beri bu böyledir. Doğu uzaktır, merkezden etrafa yayılan halkanın en ucunda, karlı dağların ardında kalmaktır. 'Yok'lar listesi uzayıp gider, bugün göçmeyen yarını bekler. Alışılmış olan budur, Sivas hep göç verir, Çorum, Yozgat, Tokat hep eksilir.

Son nüfus haritasına işte bu ön kabulle bakıp geçecektik ki Ankara'nın doğusunda ve batısında umulmadık bir hareketlilik sezdik. Tabii ki Erzurum'un nüfusu azalmış, İzmir'inki artmıştı; ama ne İstanbul ne de İzmir nüfus artış hızında Hakkâri'ye yetişebilmişti. Ve Bilecik, Sivas'tan bile çok göç vermişti. İstanbul'un az aşağısında, Bursa ve Eskişehir'in arasındaki Bilecik, nasıl oldu da nüfusu en çok azalan şehir oldu?

Ve ülkenin en güneydoğusunda, kimileri için Hindistan'dan bile uzak Hakkâri göç almaya mı başladı? Nüfusu en fazla artan iller sıralamasında Yalova'nın başı çekmesi ne kadar tabii ise Hakkâri'nin üçüncü sıraya yerleşmesi o kadar tuhaf! Artvin'e ne demeli; sahilde göç veren tek il! Üzüm şehri Manisa eksilerde, Isparta ile Kütahya nüfus kaybında Bilecik'ten hallice.... Adrese dayalı nüfus kayıt sisteminin ezber bozan tablosu merakımızı kışkırttı, telefona sarılıp Bilecik'i aradık, sonra Hakkâri'yi ve Artvin'i... Bakalım nereye göçmüş bu şehirler ya da nerelerden göç almış?

Bilecik, harita üzerinde pek güzel bir yerde duruyor. Yanında Bursa, altında Eskişehir, üstünde Sakarya. El sallasa İstanbul'dan görünür, seslense Ankara duyar; ama gel gör ki haritaya bakıp 'oh ne âlâ' demekle olmuyor. Meğer ne sorunları varmış bu şehrin, köyleri bırak, ilçeleri bile neredeyse yok olacakmış. Bilecik Belediyesi'nin şehir plancısı Abdullah Ay, "Bilecik, çevresindeki büyük illere bile ulaşmakta zorlanıyor." diyor. "Yollar rampalı ve bakımsız. Bursa yolu çok zorlu, şehre inene kadar insanda hâl kalmıyor. Aslında, kuzeyi güneye bağlayan önemli bir güzergâhtayız. Yazın günde 25 bin araç geçişi oluyor; ama sadece geçiyorlar işte, konaklama tesisi yok."

Bilecik'te başka ne yok; tarım yok, turizm yok, yatırım yok, sanayi var; ama yok... Etrafındaki şehirler büyüdükçe içine kapanıp küçülen bir şehir var karşımızda, 1950 yılında il olan Adapazarı, Cumhuriyet'le yaşıt Bilecik'i sollayıp geçmiş. "Adapazarı'nın tarıma elverişli topraklarına kurulan sanayi aslında bize yönlendirilmeliydi." diyor Abdullah Bey ve devam ediyor: "Bilecik'in toprağı verimsiz çünkü dağ taş, mermer. Sanayi de haliyle taşa toprağa dayalı bir sanayi. Porselen ve seramik fabrikalarımız var; ama fabrikanın müdürü bile Bilecik'te oturmak istemiyor. 'Çocuğum nerede okuyacak, kolej var mı, özel hastane var mı?' diye bakıyor. İkisi de yok tabii."

Şehirde bir küskünlük hali varmış zaten, halk, 'Marmara'nın doğusu'nda olmanın talihsizlik olduğunu düşünüyormuş, büyük şehirlerin gölgesinde kalmışlar, bir Sakarya bir İzmit gibi İstanbul'un etki alanına girememişler. Okuyanlar bu yüzden geri dönmemiş, yolunu bulan da Bursa'ya, Eskişehir'e, İstanbul'a göçmüş. Manzara karşısında daralmıştık ki, Abdullah Ay, ileriye dönük projelerden bahsedip içimizi ferahlattı: "Mayıs ayında açılacak Bozüyük-Mekece yolunu büyük umutla bekliyoruz. Bu yol, Türkiye için de önemli bir yol. Bilecik-Bursa yolunun ihalesi yapıldı. Hızlı tren Bozüyük ve Osmaneli ilçelerinden geçiyor. Böylece şehir Bursa üzerinden limana bağlanacak. Yollar açıldığında sanayi gelecek."

O nüfus Hakkâri'de zaten vardı

Hakkâri, nüfusu artan bir şehir değilmiş; meğer o nüfus orada hep varmış da kendini saydırmazmış. Hakkâri Nüfus Müdürlüğü'nden bir yetkili, adrese dayalı nüfus kayıt sisteminin şimdiye kadar görünmeyen birçok kişiyi açığa çıkardığını, ihmalkâr davrananları da sayılmaya mecbur bıraktığını söylüyor. Yeni sisteme göre nüfusta kaydı olmayan, hiçbir resmi işlemini yaptıramıyor çünkü. İsmini vermek istemeyen yetkili şehrin nüfusunun fazla görünmesinde, yeni gelen doktor, öğretmen ve güvenlik güçlerinin de rolü olduğunu düşünüyor: "Yaklaşık 700 öğretmen atandı. Hepsinin birer çocuğu olduğunu düşünseniz 2.100 kişi yapar. Daha önce şehirde bir uzman doktor vardı, şimdi 30 doktor var. Bunlardan on beşi evli olsa ikişer çocuktan siz hesap edin." Şu durumda Hakkâri, nüfusu ne artan ne de azalan bir şehir. Maddi durumu iyi olanlar vaktiyle Mersin, Antep ve Antalya'ya doğru göçmüş; ama son yıllarda köye dönüş projeleri, Hakkâri merkezdeki göçmenleri başka bir şehre savurmadan köyüne döndürmüş. Hâsılı, şehre eklenmiş görünen 12 binin ekserisi zaten orada yaşıyormuş.

Karadeniz sahilinde hep yukarıyı işaret eden oklar, Artvin'e gelince aşağıyı gösteriyor. Acaba neden? Artvin Belediye Başkan Yardımcısı Zafer İnce, "Bunda şaşılacak bir şey yok." diyor, "Artvin göç veren bir il, eskiden beri böyledir. Şehir merkezinin nüfusu yirmi yıldan bu yana 25 bin olamadı." Nedenlere gelince, 'yok' listesi her şeyi izah ediyor aslında; sanayi yok, tarım yok, tekstil yok. 'Her ile bir üniversite' kampanyası olmasaydı üniversite de olmayacaktı.

"Artvinli gençler okumaya meraklı." diyor İnce, "Şehrin boşalmasında çocuklarının peşinden giden ailelerin de rolü büyük. Bursa'da 800 bin Artvinli yaşıyor. Adapazarı, İstanbul, Ankara ve son yıllarda da Samsun'a doğru bir göç var. Çoruh Nehri üzerine yapılan barajların haritadan sildiği köyler doğrudan şehir dışına çıkıyor. Yusufeli ilçesi de yakında ortadan kalkacak." Şehrin coğrafî konumu ve vahşi tabiatı ulaşımı güçleştirse de alternatif turizme imkân sağlıyor. Zafer İnce, "Bizim çabamız da o yönde zaten." diyor, "Burası bir turizm kenti olmalı. Yayla turizmi, göl turizmi... Geçtiğimiz ay açılan kayak merkezi nisan ayına kadar hizmet vermeye hazır. Yeni açılan fakültelere de beş bin öğrenci gelirse şehir canlanır."

 

Ülkü Özel Akagündüz - Zaman
Yayın Tarihi : 23 Mart 2009 Pazartesi 20:35:31


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?