Mehmet Lik bir evlilik terapisti. Ancak çiftlere sadece evliliğin altın kurallarını anlatmıyor, kız isteme merasimlerine bile aileden biriymiş gibi katılarak gelin ya da damadın karakter analizini yapıyor...
Mehmet Lik (36) sıradan bir terapist değil. Bir defa 7/24 çalışıyor. Yani ona gece gündüz, 24 saat ulaşabilirsiniz. Marmara Üniversitesi’nde aldığı psikoloji eğitiminin yanı sıra 17 ünivesitenin 40’a yakın sertifika programına katılarak NLP, beden dili, yaşam koçluğu, aile terapileri, Uzakdoğu terapi sanatları ve müzikle terapi konusunda uzmanlaşmış.
Ona kısaca yaşam koçu, evlilik terapisti ya da ilişki uzmanı diyebiliriz. Ne mi yapıyor? Klasik bir terapist gibi ofiste çiftlere evliliğin altın kurallarını anlatmıyor. Bir ilişkinin başından sonuna kadar başrolde. Yani uzman olduğunu saklayarak çiftle birlikte yemeklere gidiyor, aile ortamlarında bulunuyor, hatta kız istemeye bile bir aile ferdi rolünde katılarak isteğe göre gelini ya da damadı inceliyor, karakter analizi yapıyor ve aileye çiftin birbirine uygun olup olmadığını rapor ediyor...
Kız istemeye giderken erkek tarafı mı kız tarafı mısınız?
İki tarafta da olabiliyorum. Eskiden görücü usulü ilişkiler vardı. Ben bunun profesyonel haliyim. Yani bir çeşit “uzman görücü”yüm. Bir ilişkinin başından sonuna kadar varım. Devlet evlenecek kişilerde birtakım hastalıklara bakıyor ama psikolojiye bakmıyor. Ben bu boşluğu doldurmaya çalışıyorum.
Aile dostu olarak kız istemeye gidiyorsunuz. İnsanlar evlendikten sonra da kayboluyorsunuz. Sizin için daha sonra karşı tarafa “öldü” falan mı diyorlar?
Bir şey diyorlar. “Yurtdışına çıktı” ya da “Görüşmüyoruz” gibi şeyler söylüyorlar. Bir anda sırra kadem basıyorum.
Kız isteme merasimlerinde nelere dikkat ediyorsunuz?
Ailenin, damadın ya da gelinin davranışlarına, kültürel-sosyal yapısına bakıyorum. Damat ya da gelin adayının oturup kalkmasını inceliyorum. Mesela iki kere çayı döküyorum sabırlarını ölçmek için. Bana soru sorduklarında yanıt vermiyorum. Sinirsel sorunları varsa agresif yapıları ortaya çıkarıyor. Hem kız isteme merasiminde hem de öncesinde tarafların ne kadar uyumlu olduğunu ortaya çıkarıyorum.
“Aile dostu gibi aralarına giriyor, kimliğimi gizliyorum”
Size daha çok kadınlar mı erkekler mi başvuruyor?
Başvuranların yüzde 90’ı kadın. Erkekler kadınları çok ciddi anlamda kullanıyor çünkü. Sevgili edinmek ya da ciddi bir ilişki yaşamak isteyenler bize başvuruyor. Ben de bir aile dostu gibi aralarına giriyor, karakter analizi yapıyorum. Kimliğimi gizliyorum. Ciddi kişilik testleri yapıyorum ve kişinin psikolojisinin ne durumda olduğunu araştırıyorum. Tabii karşı taraf bunu fark etmiyor. Bana başvuranlar arasında pek çok sanatçı var. Ayrıca bürokrat, memur, manken, hukukçu gibi pek çok kesimden insan başvuruyor. Danışanların çoğu ise üniversite mezunu ve varlıklı. Ancak bir yaşam koçuna başvurmak çok yararlı. Böylece boşanmalar önleniyor. Bana gelen kişilerin yüzde 99’u boşanmıyor.
“En önemli ayrılık nedeni kıskançlık”
Çok başvuru var mı?
Ayda en az 10 kişi. Çoğu evlenme aşamasında olan, ciddi ilişkisi olan insanlar. Türkiye’nin dört bir yanına gidiyorum. Özellikle İzmir ve Ankara yoğunlukta.
Bir ilişkiyi yıpratan en önemli şeyler neler?
En önemlisi kıskançlık. Daha sonra saygısızlık, birbirine değer vermeme, dinlememe ve bağırarak konuşma geliyor. Beden dili ve mimikler de çok önemli. Partnerinizin davranışından rahatsızsanız onu suçlar şekilde konuşmamalısınız. “Neredeydin? Kimlerle sürttün?” yerine, “Çok merak ettim, tek başıma sıkıldım” şeklinde konuşulabilir. İnsanlar konuşabildiği sürece çözemeyecekleri sorun yok. Bir taraf sinirliyse öteki taraf sessiz olmayacak. Susarak, içine atarak kanser olmamak için. Bir ilişkide hayata bakış açısı aynı olmalı.
Siz evli misiniz?
Hayır. Boşandım. Terzi kendi söküğünü dikemezmiş. Bir kızım var, 9 yaşında. Onun arkadaşlarını da analiz edip uyarıyorum.
“Çiftlerin çoğu yanlış seçim yapıyor, mantığını kullanmıyor”
İnsanlara “Bu sana uygun değil, ayrıl” mı diyorsunuz?
Hayır. Onları asla yönlendirmiyorum. Ben sadece “Şu konuda uyumlusunuz, şu konuda farklılıklarınız var” diyerek seçimi kendilerine bırakıyorum. Bizi dinleyenler kazanıyor. Sorunu göre göre evlenenler, bizi dinlemeyenler ise genellikle boşanıyor. Bana danışanların yüzde 85’i evleniyor. Bunların da çok azı, belki yüzde 2’si boşanıyor. Ama her türlü sorunu ortaya koymamıza rağmen yine de evlenmek isteyenler oluyor. Bunlar da bir-iki ay sonra ayrılıyorlar. Ya da kavga gürültü ilişkiyi sürdürüyor.
İlişkinin başından beri işin içindesiniz. Ne yapıyorsunuz? Onlarla yemeğe falan mı gidiyorsunuz?
Evet. Aile dostu gibi hep beraber yemeğe gidiyoruz. En önemli şey eğitim durumu. Bu konuda herkes birbirine yalan söylüyor çünkü. İlk olarak iki tarafın eğitim düzeyine ve kültür farklılıklarına bakıyorum. Çapkınlık oranına ve kişilik bozuklukları olup olmadığına, davranış şekline bakıyorum. Burada konuşması, üslubu, yapmacık olup olmadığı önemli. Yalanları hemen anlıyorum. Gizli gizli not tutuyorum.
Nasıl anlıyorsunuz?
Yalan söyleyen bir insan burnunun ucuna dokunur. Çünkü yalan söylediğinde beyin tepki verir, burundaki kılcal damar kaşınır ve kişi istem dışı bu hareketi yapar. Ya da gözlerinizin içine bakamaz; ağzını, avcunun içini kapar. Bir insan stres olduğunda kalp atışı artar ve beyne daha fazla kan gider. Bu durumda da beyin bedeni kontrol edemez. Kişi küfür eder ya da bir şeyleri kırıp döker. Bunlar istem dışı olur. İnsanların sadece yüzde 15-20’si dürüst davranıyor, yalan söylemiyor.
Genelde partner seçimi nasıl? Doğru mu yanlış mı?
İnsanlar âşık olduğunda genellikle aptallaşıyor. Özellikle de kadınlar sadece duygularıyla hareket ediyor. Son bir-iki ay içerisinde parasını pulunu erkeğe yediren ve evine haciz gelen yedi-sekiz kadın oldu. Erkekler genellikle kadınları kendilerine âşık ettiriyor ve parasını yiyor. Bu mağdur kadınlar arasında ise pek çok bürokrat, sanatçı ve manken var. İzlenimlerime göre çiftlerin çoğu mantığı tamamen devre dışı bırakıyor. Yaklaşık yüzde 90’ı yanlış seçim yapıyor.
nasıl ulabilirm acaba gercekten ihtiyacım var