20
Mart
2026
Cuma
YAŞAM

SİGARA İÇME(ME) ÖZGÜRLÜĞÜ

Sigara tüketimiyle mücadele farklı bir şey, bu sırada bir özgürlüğün tamamen görmezlikten gelinmesi farklı bir şeydir. Devletin, yurttaşlarının sağlığının korunması adına verdiği mücadele gayet tabiidir...

 

Gündemin devamlılığının pamuk ipliğine bağlı olduğu ülkemizde, sigara kullanımını kamuya açık, kapalı alanlarda kapsamlı bir biçimde yasaklayan 5727 sayılı Yasa, Anayasa’ya aykırılık nidalarıyla nihayet tam manasıyla yürürlüğe girebildi. Peki, bir tiryakinin gözünden insan haklarını hiçe sayan, anti-sigaracılarının nezdinde ise geç bile kalan bu düzenlemenin anayasal manadaki savunabilirliği nedir? Diğer bir ifade ile cevaplanması gereken temel soru: Kamuya açık, kapalı alanlarda sigara içme(me) özgürlüğünü anayasal çerçevede savunmak mümkün müdür?

Bu aşamada “sigara içme özgürlüğü hiç olur mu? Başkalarına zarar veren bir hareket ne zamandır özgürlük oluyor ?” gibi soruları duyar gibiyim. Oysaki özgürlüğün tanımı belli: Özgürlük, bellirli bir davranışta bulunma veya bulunmama kudretidir. (Gözler: 35) Diğer bir ifade ile özgürlük kavramı içerisinde belirleyici rol irade serbestisidir. İradenin hür olmadığı veya baskı altında olduğu bir durumda özgürlükten bahsedilemez . Başkalarına zarar vermeme meselesine gelince, bu kavram özgürlüğün sınırlandırılmasına ilişkindir. Özgürlük kavramını tanımlarken sınırlandırmayla başlamak ise herşey bir kenara ‘özgürlük’ kelimesinin tabiatına aykırıdır.

Serbest irade
Bu bağlamda, sigara kullanımının bir özgürlük olduğu anlaşılacaktır. Gerçekten, sigara kullanan bir kimse tamamen serbest iradesiyle hareket etmektedir. Her ne kadar sigaranın içer isinde bağımlılık içeren maddeler bulunsa da, bu maddelerin bağımlılık dereceleri iradeyi tamamen ortadan kaldıracak seviyeye ulaşmadığı gibi, kişinin serbest karar alma kudretini de ciddi bir biçimde etkileyecek ölçüde değildir. Zira sigarayı uzun bir süreden beri sistematik olarak içen kimseler dahi sigara kullanımlarını belli bir programa uydurabilmektedirler. Bu kapsamda verilebilecek örnek, bir sigara tiryakisinin bile oruçlu olduğu süreçte sigara içmeme kararını verebilmesidir. Eğer sigara, kişinin iradesini etkileyecek ölçüde ciddi bir bağımlılık yaratsaydı, bu kişilerin sigara içmeme kararını vermeleri de mümkün olmazdı.

Bununla birlikte sigara kullanımının anayasal manada savunabilir olup olmadığının da araştırılması gerekir. Anayasamıza baktığımızda, sigara içme özgürlüğünün doğrudan veya dolayı olarak herhangi bir anayasal özgürlükle bağlantısının kurulmasının mümkün olmadığı görülecektir. Ancak ‘Temel Hak ve Özgürlüklerin Niteliği’ başlıklı Anayasa’nın 12. maddesi ‘‘Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.’’ demek suretiyle özgürlüklerin mutlaka anayasal bir temelinin olma zorunluluğunu ortadan kaldırmaktadır. (Gözler: s.38 ) Gerçekten, Anayasa md.12’nin gerekçesinde, hak ve özgürlüklerin devletin bir lütfu olmadığı, herkesin kişiliğinin ayrılmaz, devredilmez bir unsuru olduğu ifade edilmektedir. Kaldı ki, aksine yorum, hak ve özgürlükleri durağanlaştırır. Oysaki özgürlük kavramı statik değil, dinamik bir yapıyı ifade etmekte ve sürekli bir evrim içerisinde bulunmaktadır. Özgürlüklerin pozitif hukukta tanınması, bunların çerçevelerinin somut olarak belirtilmesiyle birlikte kullanım kolaylığı sağlayacağı hususunda şüphe yoktur. Ancak bu yorumun tam aksinden yola çıkarak özgürlükleri sadece pozitif hukukun bir parçası olarak görmek de özgürlüklerin gelişimine set çekmek anlamına gelir.

Sınırlar
Ancak hiçbir özgürlük sınırsız değildir. Sigara içme özgürlüğünün anayasal sınırının tespitinde ise, esas alınacak ilk ölçüt temel hak ve özgürlüklerin nesnel sınırıdır. Gerçekten, bir özgürlüğün kullanabileceği norm alanı bellidir. Özgürlük ancak eşyanın tabiatı gereği tabi olduğu bu sınır içinde kullanılabilecektir. Bu sınırın Anayasa’da belirtilmesine gerek yoktur. Mesela toplantı ve gösteri yürüyüşü özgürlüğü şüphesiz silahsız gerçekleştirilmek zorundadır. Bunun Anayasa’da belirtilmesine gerek yoktur. Bu durum işin tabiatı gereğidir. Bu bağlamda kişinin sigara içerken sigara dumanını dışarı üflemesi de doğal bir zorunluluktur.
Dolayısıyla bu özgürlüğün norm alanını da vücudun içerisine çekilen sigara dumanının dışarı aktarılması oluşturur. (Gözler: s.46) Hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında diğer bir ölçüt Anayasa md. 13’tür. Bu maddenin ilk cümlesine göre, temel hak ve hürriyetler ancak Anayasa’nın ilgili maddelerinde gösterilen sebeplerle yasalarca sınırlandırılabilir.

Ancak 1982 Anayasası’nda sigara içme özgürlüğüne ilişkin doğrudan veya dolaylı bir düzenleme bulunmadığından, bu özgürlüğün 13. maddeye dayanarak sınırlandırılması mümkün değildir. Ancak bu durum sigara içme özgürlüğünün sınırsız olduğu anlamına da gelmez. Anayasa Mahkemesi de 1963 yılında verdiği bir kararda, “sınırsız özgürlük anarşiden başka bir şey değildir” diyerek bu hususu açıkça dile getirmiştir. (AYMK E.63/16, K.63/83)

Gerçekten, bir hak veya özgürlük başkaca anayasal hak ve özgürlük veya değerlerle çatışmaktaysa, bu çatışma nispetinde söz konusu hak ve özgürlük de sınırlandırılabilecektir. Bu çerçevede, sigara kullanma özgürlüğü kadar “sigara içmeme özgürlüğünün” de bulunduğu unutulmamalıdır. Gerçekten, sigara kullanmama kararı tamamen özgür iradenin ürünüdür. Dolayısıyla, bir özgürlüktür. Ayrıca bu özgürlüğü, dolaylı olarak anayasal temele dayandırmak da mümkündür. Anayasa md. 17’ye göre, herkes maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkına sahiptir. Maddi ve manevi varlığın gelişiminin ise, içersinde dört bini aşkın zehirli madde barındıran sigaradan arındırılmış bir ortamda sözkonusu olacağı hususunda şüphe yoktur. Aynı durum, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu hükme bağlayan Anayasa md. 56/fıkra 1 için de geçerlidir. Zira sağlıklı ve dengeli bir çevre, kamuya açık, kapalı alanlarda dumansız hava sahasının oluşturulmasıyla sağlanacaktır.

Uzlaşma
İşte görüldüğü üzere; kamuya açık, kapalı alanlarda sigara içme özgürlüğü ile sigara içmeme özgürlüğü çatışmaktadır. Burada yapılması gereken ise, bir özgürlüğün diğerine feda edilmesi değil, aksine özgürlükler arasında uzlaşının sağlanmasıdır. (Gözler: s.42) Başka bir anlatım ile devlet, özgürlükleri birbirine kıydırmamalı, onları ortak bir paydada buluşturmaya çalışmalıdır. Buna “pratik uyuşum ilkesi” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi bir kararında aynen şu ifadeleri kullanmaktadır: “Anayasa hükümlerinin Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi göz önünde tutularak yorumlanması zorunludur. Anayasa hükümlerinden birinin diğeri ile çatışır gözükmesi halinde bunlardan her birine optimal etkililik sağlayarak, yani birini diğerine feda etmeden bir sonuca varmak, pratik uyuşum ilkesinin bir gereğidir.” (AYMK Esas Sayısı : 2002/143, Karar Sayısı : 2004/46 ) Bu ölçüt, Alman öğretesi tarafından da çoğunlukla kabul edilmiştir. Ortada her iki kesim için özgürlüğün olduğu unutulmamalıdır.

Sigara içmeyenlerin sigara içen kimseler karşısında koşulsuz korunumu, devletin anayasal ödevlerinden olan eşit davranma yükümlülüğüne de aykırılık oluşturur. Bu bağlamda, özgürlüklerin kamuya açık, kapalı alanlarda konsensüsü bu alanlarda sigara içme alanlarının kurulmasıyla sağlanacaktır. Nitekim Almanya’nın birçok eyaletinde bu yönde yasal düzenlemeye gidilmiş, özgürlüklerin birbirlerine feda edilmesi engellenmiştir. Herkesin kendi kaderini belirleme hakkının olduğu unutulmamalıdır. Sadece sigara içen kimselere ayrılmış
olan bu özel alanlara giren kimseler kendi iradeleriyle anayasal haklarından vazgeçmektedirler. Devletin görevi bu feragate saygı göstermektir.

Kısacası, sigara tüketimi ile mücadele farklı bir şey, bu sırada bir özgürlüğün tamamen görmezlikten gelinmesi ise farklı bir kavramdır. Devletin, yurttaşlarının sağlığının korunması adına verdiği mücadele gayet tabiidir. Ancak bu esnada yasakoyucunun anayasal prensiplere bağlı olduğu konusunda da şüphe yoktur. Bu çerçevede, devletin asıl amacının, özgürlükleri birbirine kurban etmek değil, aksine bunlar arasında uzlaşı yaratmak olduğu unutulmamalıdır. (Not: Bu çalışmada Kemal Gözler, ‘Sigara İçme Özgürlüğü ve Sınırları (Özgürlüklerin Sınırlandırılması Açısından Sigara Yasağı)’, Ankara Barosu Dergisi, 1990/1 eserinden yararlanılmıştır)

Tevfik Sönmez Küçük: T.C. Yeditepe Üniversitesi Anayasa Hukuku Anabilim, Araştırma Görevlisi.

Radikal
Yayın Tarihi : 2 Mart 2010 Salı 16:38:52


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?