22
Mart
2026
Pazar
YAŞAM

İran'da gizli gece hayatı

İran'da flört etmek bile yasak. Ancak başkent Tahran sokaklarında karşılaştığımız iki fahişe, kırbaçlanmaktan korkmadıklarını ve işlerine devam edeceklerini söylüyorlar.

Gençler kuralları tanımıyor
İran'ın ultra muhafazakâr Cumhurbaşkanı Ahmedinecad, saçlarını gösteren kadınlara iki ay hapis cezası verileceğini açıklasa da, Tahran'da sosyal yaşam sınır tanımıyor. Gençler Tahran'ın Zemin Caddesi'nde flört ediyor, gizli ev partilerinde eğleniyor.

Flört yasak, fahişeler kaçınılmaz
İranlı fahişeler flörtün gizli saklı yaşandığı İran'ın vazgeçilmezlerinden. Tara (25) ve Nergis (28) üniversiteyi bitirdiklerini ama fahişelikten çok para kazandıklarını söylüyorlar. Tara, "Çocuk doğurursam Türkiye'ye gelirim," diyor.

Otomobilde flört
Sosyal yaşam deyince İran'da ilk akla gelen yer Zemin Caddesi. Gençlerin açıkça flört edebildikleri tek yer burası. Kızlar ve erkekler otomobillerinin camından birbirlerine telefon numaralarını veriyorlar. Punk saç İran'da çok moda.

İran'da bir resmi bir de gizli hayat yaşanıyor

İran'ın ultra muhafazakâr Cumhurbaşkanı Ahmedinecad, saçlarını gösteren kadınlara hapis cezası verileceğini açıklasa da, Tahran'da sosyal yaşam sınır tanımıyor. Gençler, Zemin Caddesi'nde flört ediyor, gizli ev partilerinde eğleniyor. İranlı fahişeler ise flörtün bile gizli yaşandığı İran'ın vazgeçilmezi.

'Muta nikâhıyla çalışıyoruz'

İran'da bizi en çok şaşırtan şeylerden biri, tesadüfen karşılaştığımız fahişelerdi. Röportajı yaparken basıldık! Telefon çaldı. "Odanızda misafiriniz var mı" diye sordular. Biz odanın içinde kamera mı var paniği yaşarken aşağıya inip ifade vermemizi istediler

İran sokaklarında yürüyoruz. İranlı kadınlarla konuşuyoruz. Sonra o ikisi yanaşıyor kalabalığın arasından yanımıza. Birkaç soru soruyorlar. Gazeteci olduğumuzu öğrenince, daha genç olanı beni kenara çekiyor ve fısıldıyor: "Biliyor musun, biz fahişe olarak çalışıyoruz." Hayretle açılıyor gözlerim! Şaka mı bu? Hayır, biz İran'dayız. Ve öğleden sonra intihar komandocularının lideriyle, bir gün sonra da Cumhurbaşkanı Yardımcısı Meşai'yle randevumuz var. En azından birkaç gün daha tutuklanmamamız ve sınırdışı edilmememiz gerek. Yanımızda ise İran Kültür Bakanlığı'nın bize "mihmandarlık" etmesi için zorla verdiği görevli! Ama bu kızlarla konuşmazsam ölürüm! İran gibi bir ülkede fahişe olarak çalışmak, yaşamak nasıl bir şey, merak ediyorum. Recmden, kırbaçtan korkmuyorlar mı, aileleri ne diyor, merak ediyorum! Yanımızda görevli varken onlarla konuşmamız mümkün değil. Cep telefonlarını alıyorum, akşam otelden aramak üzere... Mihmandarımız Türkçe bilmiyor! Bizim için Farsça-İngilizce çeviri yapıyor. Ne olur ne olmaz diye durumu Erkan'a (Sevenler) yine de kaş göz işaretleriyle anlatıyorum. İran Kültür Bakanlığı görevlisi mihmandarımızı atlatıp, dinleneceğiz bahanesiyle otele dönüyoruz. Numarayı çeviriyorum, Erkan da ben de çok heyecanlıyız. Gazetecilik hayatımız boyunca pek çok ilginç insanla konuşmuşuzdur ama bu kez başka. Gazeteye bir dizi hazırlamak için İran'dayız ve karşımıza kadınların saçlarını bile göstermelerinin yasak olduğu bir ülkede fahişelik yapan iki kadın tesadüfen çıkıyor. Ne yazık ki endişemizde haklı çıkıyoruz, çünkü ilk gece saatlerce beklememize rağmen ikisi de gelmiyor. Defalarca arıyoruz ama korktuklarını, otele gelemeyeceklerini söylüyorlar. İkna etmek için ne dediysek başarılı olamıyoruz. En sonunda, ertesi gün otelde bizimle buluşacaklarını, ama röportaj için söz veremeyeceklerini söylüyorlar. Bir gün sonra otelin lobisindeyiz. Ve 45 dakika gecikmeyle ikisi de otelin kapısından içeri giriyor. İddialı güneş gözlükleri, dar pantolanları ve aşırı makyajları yüzünden herkes onlara mı bakıyor ne? Yoksa biz korkudan öyle olduğunu mu zannediyoruz. Telefondakinin aksine bu kez onlar rahat, biz tedirginiz. İran gibi bir ülkede iki yabancı gazeteci, fahişelerle otelde buluşmuşuz. Ya bizi de kırbaçlarlarsa!

ODAYA ÇIKIYORUZ
Biz gazeteci değil miyiz, belli ki röportaj yapıyoruz! Kızlar bizimle konuştukça röportaja ikna oluyorlar. "Biz fotoğraf çekilmeden, sadece size bilgi vermek istemiştik," diyor genç olan. Bu arada adını ve yaşını öğreniyoruz: Tara 25 yaşında! Nergis ise 28. Tara bilgisayar mühendisliği mezunu, iyi İngilizce konuşuyor ve Nergis'in söylediklerini de bize o çeviriyor. Aralarında bir süre tartıştıktan sonra bize dönüp "Tamam, röportajı yapacağız, fotoğraf da çektireceğiz ama gözlüklerimizi takarız, gerçek isimlerimizi de yazmazsınız," diyor. Tabii ki kabul! Kayıt cihazını açıp röportaja başlıyoruz. Sorular karşısındaki rahatlıkları bizi de şaşırtıyor. Türkiye'de karşılaştığımız fahişeler genellikle bu işe mecbur bırakılmış, borçlandırılmış, kendini bir daha kurtaramamış insanlar. Tara ve Nergis ise üniversite mezunu ama aldıkları maaşlardan memnun olmadıkları için kendi istekleriyle ve sadece daha fazla para için fahişelik yapan kadınlar. Röportajı bitirdikten sonra fotoğrafları çekmek için odaya çıkmaya karar veriyoruz. Planımız şu: Erkan önceden kendi odasına çıkacak. Ben de arkadan kızları alıp yukarı, kendi odama götüreceğim. Çünkü İran'da bir erkeğin bir kadınla otel odasına çıkması yasak! Yani biz öyle sanıyorduk, çünkü bir kadının da başka kadınla otel odasına çıkması yasakmış! Tara ve Nergis'le asansöre binip odaya çıkıyoruz. Odaya girer girmez ikisi de soyunmaya başlıyor. Halbu ki böyle bir şey konuşmamıştık. "Fotoğraf için," diyor Tara. "Böyle çekmek istersiniz herhalde." "Tabii ki" diyorum ben de. Erkan'ı arayıp odada olduğumuzu söylüyorum. 

Otelde, röportaj sırasında basılıyoruz

Erkan odaya gelince fotoğrafları çekmeye başlıyoruz. Bu arada odamın telefonu çalıyor. Bir, iki, üç hayır açamam. Dördüncüde yapacak bir şey yok, açıyorum: "Odanızda misafiriniz var mı?" "Evet!" "Lütfen misafirlerinizle aşağıya iner misiniz? Otel müdürü güvenlik nedeniyle kendileriyle konuşmak istiyor." İniyoruz. "Erkan, yeterince fotoğraf çektin mi? Çünkü basıldık!" diyorum. Kamera mı var odada ne? Kızlarınsa umurunda değil. Dün bize, korkuyoruz diye eziyet eden bunlar değil miydi? Yoksa o bizim iç sesimiz miydi! Birkaç dakika sonra Erkan'sız olarak aşağıdayız. Otel müdürü kızlarla Farsça bir şeyler konuşuyor. Tamam, diyorum şimdi polis çağıracak. Ama çok tuhaf bir şey oluyor. Müdür, kızlara fırçayı attıktan sonra beni kenara çekiyor ve İran'da tanıştığımız herkese kanmamızı, bazı kötü insanların bizi kandırıp odamıza çıkarak paramızı çalabileceklerini söylüyor. Sonra da ekliyor: "Siz turistsiniz, anlamazsınız ama bana bu kızlar fahişe gibi geldi. Dikkat edin. Onlara inanmayın!" Çok şaşırmış gibi yapıyorum! Kızları gönderiyoruz ve ultra muhafazakâr Ahmedinecad'ın yardımcısı Meşai'yle röportaj için yola çıkıyoruz! Yolda çok mutlu olduğumuzu söylememe gerek yok herhalde. Kaset tamam, fotoğraflar da tamam. İran'da iki fahişeyle röportaj mı yaptık ne! 

Kızlar üniversite mezunu

- Fahişeliğin cezası nedir İran'da?
Nergis: Evliysen recm. Bekârsan para cezası ve 100 kırbaç. Kırbaç yiyen arkadaşlarımız da oldu. Ama biz kırbaçtan korkmuyoruz. Çünkü kırbaç, para cezasına çevrilebiliyor. Satın alabilecek kadar paramız var.

- Muta nikâhıyla mı çalışıyorsunuz?
Tara: Ben inançlı biri olduğum için muta nikâhı kıyıyorum.
N: Ben istemem, çünkü muta nikâhı kayırsan sana para ödemezler. Karısı olursun. Ve yargıca gidip diyebilir ki "Bu benim geçici karım ve başkalarıyla oluyor." Bu tehlikeli bir şey.

- Nasıl kıyıyorsunuz muta nikâhını?
T: Bu İslam'da var. Kadın erkeğe "Geçici olarak kocam olur musun," diye soruyor. Erkek de "Olurum" derse evleniyorlar.

- Nasıl başladınız bu işe?
T: İkimiz de üniversite mezunuyuz. Tahran Üniversitesi'nde bilgisayar mühendisliği okudum. Haftanın iki günü çalışıyorum ama kazandığım para yetmiyor. O yüzden bu işi yapıyorum. 1,5 yıl önce Nergis beni zengin bir adamla tanıştırdı. Onunla dışarıda biraz vakit geçirdim ve benim için ne kadar çok para harcadığını gördüm. Ne istersem alıyordu. O zaman anladım ki bu işten çok iyi para kazanmak mümkün.
N: Ben 2,5 yıldır çalışıyorum. Daha önce evliydim. Boşandıktan sora kocamın arkadaşlarının bana ilgi duyduğunu fark ettim. İyi de para veriyorlardı. Kazançlı olduğuna karar verdim. 

Günlüğü 100 dolar!

- Nasıl müşteri buluyorsunuz?
T: Önceleri geceliği 500 dolar ödeyebilecek zengin erkeklerle çıkıyordum ama bedenimin bu kadar ağır bir şeyi kaldıramayacağını fark ettim. O yüzden ben Nergis'ten farklı çalışıyorum. Zengin adamlar buluyor ve onlarla üç-dört ay beraber oluyorum. Mümkün olduğunca çok paralarını alıyorum. Bu süre içinde bu adamla sadece üç dört kez birlikte oluyorum. Onlara fahişe olduğumu söylemiyorum. Bugüne kadar 24 erkek arkadaşım oldu.
N: Benim sistemim daha farklı. Ben günlük çalışıyorum. Müşteri yabancıysa otele, İranlı'ysa eve gidiyorum. Ama ben kendi çalıştığımdan çok ,çalıştırdığım kızlardan para kazanıyorum. Çok sayıda kızım var. Onları işe gönderiyorum. 50 doların 40'ını ben alıyorum. Ama benim fiyatım 100 dolardan başlar. Çünkü muhteşem bir striptiz gösterisi yapıyorum.

- Ne kadar para kazanıyorsunuz?
T: Bu, o kişiye bağlı. Ama üç ay için en az 3 bin dolar alırım. Çok daha fazla kazandığım da oluyor. Birkaç kişiyi idare ediyorum. Ama anlamamaları gerekiyor. Çünkü o zaman benim için para harcamayı keserler. Bazılarına da "Seninle üç ay birlikte olacağım ve bu kadar para alacağım," diyorum. Ama ilişki içindeyken iki de bir "Bana para ver," demiyorum ve onlara nazik davranıyorum. O zaman benim için çok daha fazla para harcıyorlar. 

'Fahişelik için akıllı olmak gerek'

- Yalnız mı yaşıyorsunuz?
N: Evet. Biz üç kardeşiz ve ailemiz Tahran dışında yaşıyor. Biz Tara'yla Tahran'da yaşıyoruz. Onların bu işi yaptığımızdan haberleri yok.

- Çok fazla fahişe var mı Tahran'da?
N: Bu işi yapmak isteyen çok insan var ama yapamıyorlar çünkü seksüel olarak da, mantık olarak da bu işe uygun değiller. Çünkü İran'da bu iş için uygun koşullar yok. Mesela her hafta gidip muayene olmaları mümkün değil. Doktora "Ben fahişeyim" diyemezler. Bazıları da yeterince akıllı değil. Erkekleri idare etmeyi bilmiyorlar. İranlı erkekler fahişelere kötü davranabiliyorlar. Mesela "20 dolar daha ödeyeyim, prezervatifsiz beraber olalım," diyorlar. Bunu kabul eden kadınlar hasta oluyor ve bu mesleğe devam edemiyorlar. Fahişe olmak için akıllı olmak da gerekir.

- Başınız polisle derde girmiyor mu?
N: Çok geniş bir çevremiz var. Bizi destekleyen bir İran gizli servisi yöneticisi var. Onunla bir ev partisinde tanıştık. Önemli insanları tanıyor, polis şefini tanıyor. Bizi koruyor.

- Ona para mı ödüyorsunuz?
N: Ödemiyorum. Ama istediği zaman ona ve misafirlerine kız gönderiyorum.
Elif Kopal / Sabah - Pazar
Yayın Tarihi : 18 Haziran 2006 Pazar 10:06:37
Güncelleme :18 Haziran 2006 Pazar 10:16:15


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Mert Yalın IP: 195.87.231.xxx Tarih : 30.10.2008 19:08:57

Bana uydurma haber gibi geldi.


mehdix IP: 78.182.150.xxx Tarih : 10.08.2008 16:18:48

iranlı güvenlik güçlerinden hiç böyle şeyler beklemezdim islam dinin en güzel yaşandığı yere böyle şeyler hiç yakışmıyor


Nihat IP: 85.97.107.xxx Tarih : 14.03.2008 20:18:20

valla haberi 2006 haziranda yapmışsınız ama inanın simdi denk geldi ve okudum şaşkın bir durumdayım. İran gibi bir yerde bu işi bu kadar rahat yapmaları...helal olsun onlara ne diyim :D