
1 Nisan'da kaza tespit tutanağı uygulaması ilk yılını doldurdu. Gerçekleşen 730 bin kazanın 661 bin 837'sinde tutanak tutulması, sürücülerin uygulamaya alıştığını gösteriyor. Ancak trafik sıkışıklığına çare olmadığı gibi, sigorta şirketlerinin ödediği hasar da ciddi oranda arttı, gerçek hasarla sahte hasar ayırt edilemez hale geldi.
Maddi hasarlı trafik kazalarında kaza tespit tutanağı tutulmasını zorunlu kılan uygulama birinci yılını doldurdu. Daha dün gibi hatırlıyorum, geçen yılın 1 Nisan'ında ilk başladığında hemen hemen tüm kesimler endişeliydi.
Vatandaş endişeliydi; çünkü, yıllardır en ufak kazada bile polis çağırmaya, polisin tuttuğu tutanağa göre haklı ile haksızın netleşmesine ve ona göre sigortadan para almaya alışmışlardı. Sigortacılar endişeliydi; çünkü, uygulamanın tutup tutmayacağından, sahtekârlıkların artmasından ve buna paralel fazla hasar ödemekten korkuyorlardı. Polis teşkilatı endişeliydi; çünkü, uygulamadaki asıl amaç, ufacık bir kazada bile kazaya karışan araçların saatlerce polis bekleyerek trafiği felç etmeleri yerine, aralarında anlaşıp trafiği rahatlatmalarıydı. İşte bunun olup olmayacağından emin değillerdir. Sürücülerin yine eski alışkanlıklarını sürdürüp, araçlarını yolun ortasında bırakıp, polis çağırmaya devam etmelerinden endişe duyuyorlardı.
Uzun lafın kısası hemen hemen tüm kesimlerin, uygulamanın tutup tutmayacağı konusunda ciddi tereddütleri vardı. Yine çok iyi hatırlıyorum; o dönem konuştuğum sigortacılar, kaza tespit tutanağının oturması için birkaç yılın geçmesi gerektiğini söylüyorlardı.
Ve bir yıl geçti. Peki, endişelerde ve kaygılarda doğruluk payı var mıydı? Bu konuya geçmeden önce ben dahil tüm kesimleri şaşırtan kaza tespit tutanağının bir yıllık rakamlarına bakalım.
Tutanak sayısı 661 bin 837
Bugün için Türkiye'de ortalama günlük 2 bin, yıllık ise 730 bin maddi hasarlı trafik kazası meydana geliyor. 2008 yılının nisan ayından, bu yılın aynı dönemi arasında yani, bir yıllık süreçte, tutulan toplam kaza tespit tutanağı sayısı ise 661 bin 837 adet. Günlük ortalama tutulan kaza tespit tutanağı sayısı ise 1765 adet.
Bu da şu anlama geliyor: Maddi hasarlı trafik kazalarında, kaza tespit tutanağı tutulma oranı yüzde 75'lerde. Daha açık bir anlatımla 100 kazadan 75 tanesinde sürücüler kaza tespit tutanağı tutuyorlar.
Demek ki, beklentilerin aksine, kaza tespit tutanağı bir yıl gibi kısa bir süre içinde sürücüler tarafından benimsenmiş ve ciddi oranlarda uygulanır hale gelmiş. Açıkça şunu ifade edeyim: Sigortacılıkla ilgili bir konuda, bir uygulamanın vatandaşlar tarafından bu kadar kısa sürede tutulduğuna ilk kez şahit oluyorum dersem, sanırım yanlış bir tespitte bulunmuş olmam.
Hazır yeri gelmişken şu bilgiyi de vereyim: Bir yıl içinde tutulan 642 bin 625 adet kaza tespit tutanağından 19 bin 212'si hatalı bilgi veya eksik bilgi, belgeler nedeniyle iptal edilmiş. 603 bin 372 adedi ise sigorta şirketleri tarafından onaylanıp, sonuçlandırılmış. Yani, 603 bin 372 kazada tutulan tutanaklar karşısında sigorta şirketleri taraflara hasarlarını ödemiş.
Trafiği rahatlattı mı
Rakamlar uygulamanın sürücüler tarafından beklentinin üzerinde tuttuğunu gösteriyor ama aynı tespiti sigorta sektörü ve polis teşkilatı açısından yapmak pek de mümkün değil.
Önce olayın polis boyutuna bakalım. Kaza tespit tutanağı tutulmasında amaç neydi, trafiği rahatlatmak. Evet, sürücüler kendi aralarında anlaştılar ama bu tutanakları maalesef beklendiği gibi araçlarını yolun kenarına çekip, tutmadılar. Aksine kaza nerede olmuşsa orada yani yolun ortasında tuttular.
Kazaya karışan sürücüler tutanak tutmayı bilmediklerinden, etraftaki kişilerden yardım istediklerini ve sonuçta da iki kişi yerine birçok kişinin toplanıp el birliği ile tutanak doldurduklarını; araçlarda kaza tespit tutanağı bulunmadığından yoldan geçen araçlardan tutanak istediğini hesaba kattığınızda, bırakın trafiğin rahatlamasını, daha da keşmekeş oluştuğunu söyleyebilirim.
Gelelim olayın sigorta şirketleri boyutuna ki, en vahim durum da burada. Çünkü kaza tespit tutanağı uygulaması ile sigorta şirketlerinin ödedikleri hasar bir anda ciddi oranda arttı ve hangi hasarın sahte, hangisinin gerçek olduğu ayırt edilemez oldu.
Nitekim rakamlar da bunu ortaya koyuyor. Geçen yılın nisan ayına kadar yani uygulama başlayana kadar, sigorta şirketlerinin maddi hasarlı kazalarda aylık ortalama hasar rakamı 63 milyon TL iken; uygulama başladıktan sonra bu rakam ay ay artmaya başladı ve 92 milyon TL'ye kadar çıktı. 2009 yılının sadece ocak, şubat ayında şirketlerin ulaştıkları hasar rakamı bile 147 milyon TL'yi geçti.
Sahte hasar kuşkusu arttı
İşin daha da kötüsü, uygulama tamamen kazaya karışan iki taraf arasındaki anlaşmaya odaklı olduğundan hasar sahte mi, gerçek mi şirketler tarafından ayırt edilemez hale geldi. Mesela yapılan araştırmalar, kazaların yüzde 25'e yakınının park halindeki araçlardan kaynaklandığını gösteriyor. İşte bu durum da sigorta şirketlerinde sahte hasar şüphesi uyandırıyor.
Ayrıca, artık kazalarda ehliyet olup olmadığının, bir tarafın alkol alıp almadığının tespitinin kolay olmaması da sigorta şirketlerini geleceğe yönelik ciddi endişelendiriyor.
Uzun lafın kısası, kaza tespit tutanağı uygulaması daha ilk yılında sürücüler tarafından benimsendi ancak uygulama asıl amacına ulaşmadığı gibi sigorta şirketleri açısından da ciddi sorun olmaya başladı.
Son olarak şunu da belirteyim: Eğer, hasarlar bu oranda artar, sahte hasar kuşkusu da şüphe olmaktan çıkar, kesinlik kazanmaya başlarsa kaza tespit tutanağının sigorta şirketleri tarafından sürdürülmesi pek de mümkün gözükmüyor.