Hülya Avşar'ın geçen hafta başında 'Bırakın kocalarınız aldatsın' tavsiyesi, çocuk ve aile psikoloğu Fatma Torun Reid'e göre, bir ilişkiyi baltalayan en önemli sorunlardan. Sağlıklı toplumun sağlıklı çocuklar yetiştiren çiftlerden geçtiğini söyleyen psikolog, sağlıklı bir evlilik için 'gerçek' tavsiyeler verdi
Çocuk ve aile psikoloğu Fatma Torun Reid, bir evliliği korumaya ve yürütmeye yönelik beş stratejiyi şöyle sıralıyor:
1- İlişkiye kendini adamak: Yeni evlenen kişi, 'Ben bu kişiyle bir yola çıkıyorum; bu yollar düz de olabilir engebeli de ama biz el ele tutuşup bu yolları birlikte geçeceğiz,' diyebilmeli. 0-3 yaşları arasında anneyle kurulan bağ, evlilikte bu yolları nasıl aşacağınızı gösteriyor. O yıllarda anne ile çocuk arasında güven bağı kurulmuşsa, evlilikte de daha kolay güven sağlanabiliyor. İlişkiye kendinizi verebilmeniz için kendinize ve karşınızdakine güvenmeniz gerek. Yoksa, evlilik her zaman lodosta giden gemi gibi oluyor. 0-3 yaş arasında kurulan güvenden sonra, çocuğun anneden sağlıklı bir şekilde ayrımlaşabilmesi de önemli. Bu süreç sağlıklı yaşanmışsa, ilerki ilişkilere de olumlu yansıyor.
2- Açıklık: Yapılan araştırmalarda açıklık, iyi netice veren bir strateji olarak gösterilmiyor. Açık ve dürüst olayım derken, çok kırıcı da olabilirsiniz. 'Ben senin annenden hiç hoşlanmıyorum,' demek iyi sonuçlar vermeyebilir! Dürüst olmak, her düşündüğünüzü söylemeniz gerektiği anlamına gelmiyor.
3- Sosyal ilişkiler: Her iki taraf da diğerinin içinde büyüdüğü aile fertleriyle ve arkadaşlarıyla geçimli olabilmeli. Türkiye'de yapılan araştırmalarda erkeklerin evlilik içinde mutluluğu için sosyal ilişkiler, bir numaralı etken. Çünkü toplumumuzda aile ve arkadaş çok önemli. Bu durum, yeni kurulan evlilikler için bir dezavantaj. Evliliğin ilk iki yılında çiftlerin birbirine odaklanması lazım. Öyle olmazsa yeni evlilikler darbe alabiliyor. Daha yeni kurulan ilişkide bağ oluşmadan, partnerler kendi eski kalelerini korumaya geçen askerler gibi oluyor. O zaman da gerçek anlamda 'biz' olmaya gidecek yol, tıkanmış oluyor. Bir erkeğin haftada üç gece arkadaşlarıyla buluşup Playstation oynaması veya maça gitmesi, o evliliğin sağlıklı yürümesini zorlaştırıyor.
4- Sorumlulukları paylaşma: Geleneksel toplumdan modern topluma geçiş süreci içindeyiz. Şimdi çoğu yeni evlilerde hem kadın hem erkek çalışıyor. Bu eşitliğin getirdiği taleplerde değişme var. Ama alışkanlıklar kolay değişmiyor. Çünkü erkek hayatı boyunca hiç çamaşır yıkamamışsa, hiç kendi yemeğini tabağa koyup masaya getirmemişse, evliliğinde bocalayabiliyor. Ev işlerini yapan, çocuk bakan ve işe giden kadın, yorgunluktan çok şikâyetçi. Bu nedenle sorumlulukların paylaşılmasını istiyor. Ama yeni kuşak cebinde hazır örnekleri olmasa da öğrenmeye çok açık.
5- Pozitivizm: Eşler birbirlerine ve hayata karşı ne kadar pozitifse, o evlilik o kadar iyi yürüyor. Her şeyi eleştiren, hiç memnun kalmayan kişinin, ne karşı tarafa ne de ilişkiye bir faydası olmuyor.