30
Ocak
2026
Cuma
YALVAÇ - ISPARTA

Tarih Zengini Bir Şehir: Yalvaç

Sarp Polatlılı’nın Birgün gazetesindeki ’Sevmek Tanımakla Başlar ’ adlı köşesinde yayımlanan yazıyı alıntılayarak aktarıyoruz....

Dünya yüzünde hangi insanla konuşsanız, kendisini tarihin derinliklerinden geldiğini varsaydığı çizgiye bağlayan bir ulusun adını verir. Bir çoğu için söyledikleri doğrudur. Oysa Anadolu gibi, onlarca uygarlığın gelip geçtiği topraklarda yaşayanlar için, tek bir ulusun çocuğu olduğunu, başka hiçbir ulusla bağı olmadığını iddia etmek sanırım her zaman gerçeği ifade etmez. Söylenilen, genelde etkisi altında kalınan, en baskın kültürün ait olduğu ulusun adıdır. Yani hissetmekle ilgili bir durum söz konusudur...

Şehirler de hep söyleriz, bir çok yönüyle insanlara benzer. Özellikle Anadolu’da onların da geçmişlerinde bir çok farklı uygarlığın izleri vardır. Ancak, günümüzde bu şehrin yaşayanları kendilerine bir hedef seçerler. Ve kentin kimliğini seçtikleri o uygarlığın temelleri üzerinden tanımlarlar. Bu anlaşılabilir bir tavırdır.

Isparta, ilimize bağlı bir ilçe olan Yalvaç; bu anlattıklarımızı somutlayan, iyi bir örnektir.

Bölge topraklarında yapılan bilimsel araştırmalar, yaklaşık sekizmilyon yıl önce buralarda yaşayan çeşitli hayvanların, fosillerine ulaşılmasını sağlamış.Şu ana değin bulunan ilk insan izleri ise, Geç Neolitik dönemlere kadar uzanıyor. Çevrede özellikle Tunç çağı dönemine tarihlenen, kırk civarında yerleşim yeri saptanmış. Yarıkkaya ve Kayadibi bölgeleri bu yerleşim yerlerinden ikisi.

Hattiler ile başlayan çok uluslu tarih yolculuğundan geriye; Friglerin, Lidya, Roma ve Bizanslılar ile Selçukluların ve Osmanlıların ilçede somut izleri kalmış. Tarihte Yalvaç bölgesi; Menar, Pisidia, Antiocheia, Colonia Ceasarea, Tochia ol Antiochia gibi isimlerle anılmış.

Antik kent; bir açık hava müzesi görünümünde. Şehir M.Ö. 300’lerde Seleukos soyundan I.Antiokhos tarafından kurulmuş. Aynı adı taşıyan şehirlerden ayrılmak için, bölgesinin adı Pisidia adının başına eklenmiş. Antik şehirde; Augustus Kutsal alanı, Tiberius Meydanı, Roma Hamamı, Su Kemerleri, Tiyatro, Aziz Paul Kilisesi, sinagog, ara caddeler, kütüphane ve görkemli bir şehre giriş merkezi olan Batı Kapısı bulunuyor. Bu kente yaklaşık beş kilometre uzaklıkta Gemen Korusu’nda ilk çağın önemli tanrılarından Men’e tapınılan bir tapınak var. Antik şehirden Men Mabedi’ne giden yol hala fark ediliyor.

Yalvaç’ın içinde de, geçmiş çağlara ait mimari değeri olan camiler ve çeşitli binalar var. Özellikle bir çok cami var. Leblebiciler Cami, Yeni Cami, Devlethan Cami, Görgü Cami bunlardan bazıları. Eski ve yeni hamamlar, Hacı AliRıza Efendi halk Kütüphanesi, Belediye evi olarak kullanılan Tıraşzade Konağı , Her mahallede karşınıza çıkan ahşap, taş ve kerpiçten imal eden fırınlar, yaşanan yüzyıllardan bu güne ulaşan izler. Bu fırınlarda çömlekler içerisine hazırlanan keşkekler. Fırına bırakılıyor. Fırıncı işi bittikten sonra çömlek keşkeklerini fırına atıyor. Ertesi sabah geldiğinde ağzı hamurla kapatılmış çömlekleri fırından çıkartıp, kenara koyuyor. Namazdan çıkanlar çömleğini alıp evine götürüyor. Bu adet günümüzde daha çok hafta sonları sürdürülüyor. Lezzeti asla tartışılmaz diyorlar. Şehrin şahitliğini ise sekizyüz yılı aşkın ömrüyle şehrin ortasında ayakta duran büyük çınar ağacı yapıyor.

Yalvaç, tarih sürecinde önemli bir durak noktası. Hıristiyanlığı dünyada ilk yayan din adamlarından Aziz Paul M.S. 46’da ve daha sonra Anadolu’ya yaptığı seyahatlerde antik kent Antiocheia’ya üç kez uğramış. Bu nedenle Hıristiyan toplumlar için bu bölge dini açıdan çok önemli. Geçtiğimiz yıl, burada yüzden fazla Hıristiyan toplanarak bir ayin düzenlemiş.

I.Haçlı Ordusu savunma için, güvenilir buldukları bu bölgeye sığınmışlar.1176 yılında Kumdanlı Boğazı’nda Bizanslılar ile yapılan Myriokephalon Savaşı ile Yalvaç kesin olarak Selçukluların eline geçmiş. Anadolu’ya yapılan her saldırıdan Yalvaç’ta etkilenmiş.

Yalvaç’ın mesire yerleri tarihi yerleşimlere yakın. Gazniri, Gemen, Düzkır, Hisarardı, Su çok bilinen piknik ve dinlenme alanları. Ayı İni, Akardöner ve Değirmenönü incelenen önemli mağaraları. Bölgede hem Akdeniz hem de karasal iklim izlenebiliyor. Burası bir geçiş yeri. Çam ardıç ve meşe ağaçları dışında geniş alanlarda Bağcılık ve meyvecilik yapılıyor.

Kentin içerisinde tipik bir Türk şehrinin izleri var. Dericilik, semercilik, süslü at arabası yapımı, bakırcılık, keçecilik ve halı dokuma geleneksel el sanatlarından geriye kalanlar.

Tarım ve hayvancılık bu bölgede en gelişmiş sektörler. Sultan Dağı diğer yüzünde yer alan Akşehir gibi buraya da oldukça cömert davranmış. Yakınlarda ye alan Hoyran Gölü üzerinde ise Limnai Adası var. Burası da ilk çağlardan itibaren kutsal bir tapınak alanı.

Günümüzde Anadolu’da adında farklı bir toplumun izini taşımayan yerleşim yeri çok azdır. Adı biraz sırıtan yerlerde ise fark edildiği anda isim değişikliğine gidilir. Oysa Yalvaç iddialara göre buraya yerleşen Oğuzların Salur boyuna bağlı bir topluluğun ya da beyinin adından geliyor. Isparta’ya 105 kilometre uzaklıkta olan yerleşim, Sultan Dağları’nın Güneybatı eteklerine kurulmuş, Akdeniz Bölgesi’nin batısında yer alan bir ilçe.1840 yılında kaza olmuş, belediye teşkilatı ise 1864 yılında kurulmuş. Isparta iline Cumhuriyet sonrası bağlanmış.



YALVAÇ BELEDİYE BAŞKANI YALÇIN BULGURCU: BÖLGEMİZDE İSTİHDAM YARATACAK BÜTÜN PROJELERE AÇIĞIZ

Belediyelerin 1580 sayılı Yasanın kendilerine verdiği görevler dışında, o kentin kendi kimliğini kazanması için de bir program geliştirmesi gerekir. Örneğin Yalvaç, antik yerlerinin dışında neredeyse sekizyüz yıl önce kurulmuş bir Selçuklu kenti. Şehir de Selçuklulara ait eserler var. Bizde, kent kimliğinde Selçuklu mimarisine ait çizgileri esas almayı istiyoruz.

Örneğin sözünü ettiğimiz eserlerin olduğu çevrede park düzenlemeleri yaptığımızda o eserleri bozmayacak, Selçuklu tarzı çalışmalar yaptık. Yalvaç’ın su sorunu yok. Sultan Dağları’ndan

Kendi cazibesi ile geliyor. Ancak, gelecek yıllar için yeni tedbirler almayı planlıyoruz. Çünkü merkez nüfusumuz 36 bini geçti. Kanalizasyon sistemimiz bu gün için yeterli. Atıksu arıtma tesisimiz tamamlandı. 4.5 kilometrelik bir bağlantı yolu ile sistem devreye girecek. Atıksu arıtıldıktan sonra sulama suyu olarak kullanıma vereceğiz.

Belediyemizde 195 personelimiz var. İşlerimizde aksama yaşamıyoruz. Şehrin meydanında çok önemli düzenlemeler yaptık. Yeni park düzenlemeleri ve asfalt çalışmalarımız ise devam ediyor. Çöp dökme ve ayrıştırma alanı ile ilgili olarak Süleyman Demirel Üniversitesi ile birlikte alanı ıslah ve standartlara uygun hale getirme ve depolama çalışmalarımız sürüyor. Proje bittiğinde, çevre kasabalarımızda bu alandan yararlanacak.

Yalvaç sanayileşmeye müsait bir yer. İlçemizi tercih edecek sanayicilere yapabileceğimiz her türlü desteği sağlayabiliriz. Buraya et entegre tesisi, açık besi haneler kurulabilir. Chat raporu almış birinci sınıf bir mezbaha projemiz var. Projeyi ve arsayı yatırımcılara takdim edebiliriz. Dericilik Yalvaç’ta çok eski bir sektör. Deri sektörü ile ilgili yeni yatırım düşünen sanayicilere, Deri Küçük Sanayi Sitesi’nde arsa tahsisi yapabiliriz. Bölgemizde istihdam yaratacak bütün projelere açığız.

Yalvaç, meyve yetiştiriciliğinde de önemli bir merkez. Örneğin kayısı kalitesi ve yetiştiriciliğinde Malatya ile başa baş mücadele eder. Malatyalılar dahi, Yalvaç kayısısından toplayıp ihraç ediyorlar. Ayrıca kiraz ve elma yetiştiriciliği de burada çok gelişmiş bir durumda.

Kültür projelerimiz arasında "Yalvaç Antiokheia Turizm ve Kültür Festivali"miz var. Ülke çapında ve civar ülkelerde ses getiren bir çalışma. Festival süresince bir çok kültürel ve sanatsal etkinlik yapıyoruz. Turizme önem veriyoruz. Herkesi Yalvaç’ı görüp tanımaya davet ediyoruz.

sarppolatlili@birgun.net

SARP POLATLILI - BİRGÜN GAZETESİ
Yayın Tarihi : 7 Aralık 2004 Salı 00:23:18
Güncelleme :13 Aralık 2004 Pazartesi 01:44:13


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?