22
Şubat
2026
Pazar
AYDINCIK - MERSİN

Genç Gazeteciler Ödülü

Türkiye Gazeteciler Federasyonunun, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu ile ortaklaşa yürüttüğü bir çalışma çerçevesinde düzenlenen ve Türkiye'de ilk kez bütün basın ve yayın kuruluşlarında çalışan 35 yaşını aşmamış gazetecilere açık konusu "Kadına Karşı Şiddete Son" olarak belirlenen ve Türkiye'de kadına karşı şiddetin ortadan kaldırılması için duyarlılık oluşturmayı amaçlayan "Genç Gazeteciler Ödülü" adlı yarışma sonuçlandı.

Gerek yerel, gerekse ulusal düzeyde medyanın genç çalışanlarının "Kadına Karşı Şiddetin" durdurulması ve bu çerçevede yapılması gerekenler konusunda toplumsal duyarlılığı artırmayı ve bu yolla kamuoyunun doğru ve etkili mesajlarla bilgilendirilmesi amacını da taşıyan yarışmada basın dalında ikinciliği Şanlıurfa İçin Hizmet gazetesinde yayınlanan "Töre Cinayetleri ve Berdel" adlı haberiyle Özcan Güneş aldı.

Şanlıurfa’da ve ilçelerde yaşanan töre cinayetlerini ve berdelleri yakından inceleyen bir gazeteci olarak oldukça yalın bir dille ifade eden Özcan Güneş ‘in ‘’Töre Cinayetleri ve Berdel ‘’ adlı haberini okudukça çağ dışı zihniyetlerin bu zamanda hala varolduğunu , tek suçu kadın olmak olan günahsız insanların acımasızca öldürüldüğü gerçeğini daha iyi anlıyoruz.

Töre cinayetleri ve Berdel
Töre cinayetleri haberleri, yitik sevdalılar, yargısız infaz, bedeli yaşamla ödenen aşklar ve onlarca töre kurbanı ile Güneydoğu'daki feodal düzen gerçeğini yansıtıyor, tüm çıplaklığıyla. Bu cinayetleri yakından inceleyen bir gazeteci de olsanız, neler yaşanmış diye hafızanızı canlandırdığınızda, korkunç bir tablo ile bir kez daha yüz yüze geliyorsunuz. Henüz baharında harcanan hayatlar, boğazlanan sevdalar.
Traktörün altına atılan Şemse, sinemaya girdiği için boğazı kesilen Hatice, domdom kurşunu ile vurulan Zemzem, kör kuyuya atılan Emine, dinamitle ortadan kaldırılan Besra Elle boğulmaya çalışılıp, ardından Fırat Nehri'ne atılan Gönül Yokluğun, susamışlığın umudu haline gelmiş Fırat'ta kaybetmek istemişlerdi, Gönül'ü. Bir gönlün daha harcanmasına isyan eden Fırat, azgın sularından çıkarıp geri vermişti onu. Töreye inat! Ve teyzesi, oğlu tarafından,"aleme ibret olsun" diye semt meydanında savaş bıçağı ile kurbanlık koyun gibi kesilen, Sevda Suçu sık sık pastaneye gitmekti, henüz 16 yaşındaki Sevda'nın. Mahallede adı çıkmış ve aile meclisi onun katledilmesini karara bağlamıştı. Kalemi kırılmıştı bir kere sevdanın Aysel, Fatma, Belma, Rabia ve nice töre kurbanı gibi
Ve bir Berdel dramı: Odadaki erkekler sıraya girmiş, Arapça, "hallas, mabruk'" (bitti, mübarek olsun) diyen beyaz entarili, sakallı kişinin elini öpüyorlardı. Saygı gösterilerek teşekkür edilen bu adam Harranlı Zeliha'yı ölüme götürecek "Berdel" in mimarı bir Şıh'tan başkası değildi.
İki aile meclisi 'Şıh' ın etrafında toplanmış ve başlık parası ödememek için Zeliha'nın, abisi Halil'le evlendirilecek Vetha'ya karşılık, Casım'a verilmesini karara bağlamışlardı.
Zeliha, sekiz çocuklu ailenin en büyük kızıydı. Ve töreleri gereği Berdel'le takas edilecekti. Geri dönüşü ve bu karara itiraz etme hakkı olmayan, Harran'ın kıyısındaki Eyüp Peygamber Mahallesi'ndeki baba evinden, Sırrın Mahallesi'ndeki derme çatma bir eve imam nikâhıyla gelin giden Zeliha, hamallık yapan eşinin 11 kişilik ailesiyle birlikte yaşamaya başlamıştı. Bu arada kendisiyle takas edilen yengesinin adını verdikleri bir kız çocuğu da dünyaya getirmişti.
O sabah üç aylık olan Vetha'nın ağlamasıyla ev halkı genç kadının yokluğunu anladı. Tüm aramalara karşın bulunamayan genç kadın, kimilerine göre bir, kimilerine göre de üç gün sonra ortaya çıkmıştı. İlk olarak gökkuşağını andıran rengârenk elbisesi, Harran'a yeniden yaşam veren sulama kanalındaki bir taşın altında bulunmuş, ardından "kurtarın beni" dercesine su yüzeyine çıkan sağ kolu Zeliha'yı ele vermişti...
Nitekim, ailesi kızlarının karşılığında aldıkları ve bebek bekledikleri gelinlerini, aracı bir kişiyle baba evine teslim ederken Şıhların, ağaların egemenliğini sürdürdüğü bölgede, bir Berdel'in faturasını; yitip giden genç bir kız, baba evine gönderilen bir kadın ve ortada kalan suçsuz, günahsız iki bebek ödemişti.
Ve ne acıdır ki, bu Berdel öyküsü yazıldığı sıralarda, Harran'daki diğer Zeliha'lar için, "mabruk, hallas" demeye devam ediliyor; aile meclisleri, yasak sevdalar için yeniden toplanıyorlar…..
Duygu Ünal - Kenthaber
Yayın Tarihi : 14 Ekim 2005 Cuma 13:43:03
Güncelleme :17 Ekim 2005 Pazartesi 12:25:11


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?