4
Şubat
2026
Çarşamba
KOVANCILAR - ELAZIĞ

Bugünden geçmişe seyahat

Parçalı bulutlu bir cumartesi sabahı fotoğraf çekimi için yola çıkıyoruz ve ilk durağımız İçme Köyü.

 

Sokakta kimse yok ve hava soğuk. Sonbahar yüzünü bize dönmüş, sıcak bir çay içmek için köyün kahvesine giriyoruz. Kahvede birkaç kişi var. Selamlayıp oturuyoruz. Çayları beklerken kimi arkadaşlar fotoğraf çekiyor, kimimiz de kahvedekilerle sohbet ediyoruz. Dışarıda çekim yapan arkadaşlar soğuğa daha fazla dayanamayıp bizlere katılılıyorlar. Çaylarda biraz sonra geliyor ve birlikte kahvaltı yapıyoruz. Çayın sıcaklığı sohbetleri daha bir canlılaştırıyor. Espriler ve kahkahalar eşliğinde içilen çaydan sonra kahvedekilerle vedalaşıp Kovancılara doğru yola çıkıyoruz.



Kovancılarda bizi Belediye Başkanı ve ekibi karşılıyor. Kısa bir sohbetin ardından ilçenin sokaklarına dağılıyoruz. Fotoğraf çeken arkadaşlar meraklı gözlere arasında çekim yapıyoruz. İnsanlar bizimle sohbet etmektense uzaktan bakmayı yeğliyor. Yaklaşık yarım saat çekim yaptıktan sonra belediye önünde toplanıyoruz.

Kovancıların ilk yerleşim yerine, beton binaların arkasında kalmış avlulu kerpiç yapılı evlerinden birine konuk oluyoruz. Bu ev Recep Amacanın Evi… o koca avlulu evde tek başına yaşıyor. Sevgi dolu yüreğiyle ve güler yüzüyle hikayesini anlatıyor bizlere. Fotoğraf çekimlerimiz burada biraz daha hızlanıyor. Recep Amca anlatırken hüzünleniyor, elleri titriyor ve daha sıkı tutuyor bostonunun sapını. Her şeye rağmen hayata tutunduğu gibi. Birde türkü dillendiriyor hatırladığı kadarıyla. Rumeli türküsü Kovancıların semalarında çınlıyor. Ne güzel bir yüreği var bu ihtiyar adamın. Bu arada ikramda bulunmak istiyor elmalarından ve ekliyor. “çok oldu türkülerimizi söylemeyeli unutmuşum sözlerini “ diyor. Daha fazla rahatsız etmek istemiyoruz Recep Amcayı vedalaşıp ayrılıyoruz yanından.



Gezimize Kovancılara bağlı Habab(Ekinözü) köyüne geçerek devam ediyoruz. Ermeni ustalarının yaptığı 2 güzel çeşme ve harabeye dönmüş kilisenin fotoğraflarını çekiyoruz. Çekül gönüllülerinin katkısıyla çeşme temizlenmiş ve korumaya alınmış, fakat kilise için çok geç kalınmış. Güzelim yapı beklide birkaç yıl sonra ilgisizlikten yok olup gidecek…



Habab köyünün Amarat bahçelerine gidiyoruz sonra. Asırlık çınarlar karşılıyor bizi tüm ihtişamıyla. Amarattada var eski yapılar yazıkki onlarada hiç sahip çıkılmamış. Fotoğraf çekimi yaparken Kovancılar Belediye çalışanlarından bir arkadaş yıkıntılar arasında kullanılan tuvalet taşını gösteriyor ve ekliyor, “ o insanlar bizim şimdi kullandığımızı yıllar önce kullanmışlar, sağlıklı yaşamayı ve doğayı önemsemişler, ama bizler sahip çıkamamışız”. Kendisini onaylaşıp etrafı incelemeye devam ediyorum. Buradaki çekimlerin ardından öğlen yemeği için Kovancılara geri dönüyoruz. Zaman kısıtlı olduğu için acele ediyoruz. Belediye başkanı ve ekibine veda edip Eski Palu’ya doğru yola çıkıyoruz. İlk durak Palu Kalesi, Hava kapalı olduğu için iyi fotoğraf almakta zorlaşıyor dolayısıyla yakın çekim yapıyoruz. Eski Palu ‘da cami ve kilise yan yana onlara birde hamam eşlik ediyor. Bütün bunları resimlerken eskiden insanların uyum ve hoşgörü içinde bir arada yaşadıklarını görür gibi oluyor insan.



Palu kitabının yazarı Süleyman Yapıcı eski Palu hakkında kısaca bilgilendiriyor bizi. Gördüklerimiz bizi şaşırtıyor. İlk kez Palu’ya gelenlerden biri olarak büyük bir tarihi kentte olduğumu hissediyorum. Gördüğüm her eser biraz daha heyecanlandırıyor. Sarp kayalar üzerinde bir kale, etrafında mezar odaları, tapınma nişleri, kitabeler, camiler, kiliseler, bedestenler ile bir ortaçağ kenti adeta zamana direniyor.

Her eserin önünde onlarca defa bastığımız deklanşörümüz ile bu yapıların biraz daha yıkılmasını adeta engellemek, zamanı durdurmak istiyoruz. Ama nafile, iklim ve bizlerin ihmali bu eserlerimizi her geçen gün biraz daha yok ediyor. Eski Palu gezimizin son durağı Palu Belediye başkanının bizleri karşılaması oluyor. Adeta tarihi Palu’nun çıkış noktasında bu eserlerin sahibi olarak bizleri karşılıyor. Tarihi köprünün karşısında demli çayları belediye başkanımızla içerken bu kadar zenginliğe sahip olan belediye başkanımıza imreniyorum. Ne kadar çok eser varmış Palu’da. Çok sıcak ve samimi bir şekilde bizlerle ilgilenen Palu Belediye Başkanı Sait Dağoğlu’nun Palu’da yaptığı tarihi kentler birliği toplantısını hatırlıyorum. Gerçekten Palu sahip olduğu değerlerin farkında ve bunun için çabalayan bir başkana sahip.Tarihi Kentler Birliği ve Çekül’e üye olmasıda bu birikimden faydalanmayı bilmesinden kaynaklanıyor.



Palu Belediye Parkında içilen çaylarla birlikte sohbet koyulaşıyor. Bu arada hava artık kararmaya başlamış, fotoğraf için yeterli ışık azalmıştı. Alaca karanlık içinde tarihi Palu köprüsü önünde son pozlar çekiliyor ve Palu’ya veda ediyoruz.

Meral YILDIRIM/ kovancılar belediyesi
Yayın Tarihi : 26 Şubat 2008 Salı 15:30:08
Güncelleme :26 Şubat 2008 Salı 15:56:38


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?