4
Şubat
2026
Çarşamba
KOVANCILAR - ELAZIĞ

Çevre-kültür gündemi

10 Kasım Büyük Atatürk’ün ölümünün 69. yıldönümünde Elazığ Çekül gönüllüleri, Fırat Üniversitesi Fotoğraf Kulübü öğrencileri Kovancılar-Palu Belediyelerinin davetiyle önemli bir etkinliği gerçekleştirdiler.

45 katılımcı Çevre-Kültür konusunda gündemi kalıcı kılmak, var olan değerlerimizi fotoğraflamak ve geleceğe taşıma konusunda projeler üretmek amacıyla bu geziye iştirak ettiler. Gezinin 10 Kasım günü gibi tarihi bir günde olması katılımcılara büyük Atatürk’ün döneminde kurulan Kovancılar ilçesinin ayrı bir özelliğini de hatırlattı. 1934 yılında Atatürk döneminde Romanya’dan göçmen olarak gelen vatandaşların kurduğu Kovancılar’da bu dönemi yaşayan Recep Gündüz amcamızın hatıralarına günün ilk ışıklarıyla fotoğraf çekmek için seferber olan ekibin için sürpriz oldu. Artık yapılan işin biraz da tarihi bir anı fotoğraflamak olduğu anlaşılmıştı. Kovancılar Recep amca demekti. Kendisi de bunu açık seçik göçmen şivesiyle çok güzel anlatmıştı. Kovancılar’da başlayan geziye Kovancılar Belediye Başkanı Bekir Yanılmaz, Belediye yazı işleri müdürü Cevat Karabulut refaket ediyordu. Tabiî ki Elazığ’dan itibaren bizi hiç yalnız bırakmayan Ahmet Fatih Karakuş beyi unutmak mümkün değildi.



1934 yılında ilk göçmen ailelerinin yerleştiği Kovancılar’ın sokakları, göçmen evleri, ilk gelen kafileden sağ kalanlarla konuşulmuş, katılımcılar fotoğraf makineleriyle yüzlerce kez deklanşöre basarak gördüklerini kendi bilinçleriyle gözlemleriyle görsel hafızaya kaydetmişlerdi. Kim bilir bir gün bu fotoğraflar geleceğin Kovancılar tarihinin önemli kaynakları olarak Çekül’ün ANAR arşivine kazandırılırken, Fırat TV.nin Gayretli kameramanları Sanata Doğru programı içinde güzel görüntüler kaydetmişlerdi. Artık zaman su gibi akıyor, her dakika yeni bir sürprizle, görüntüyle karşılaşıyorduk. Sabahın çok güzel güneşli havası biraz yitirilmiş olsa da katılımcıların tümü bu konuda heyecanlı bir şekilde ilçe halkıyla sohbet ediyor, tanıma ve anlamaya çalışıyordu. Bu güzel görüntüleri kim kaçırmak isterdi. Özellikle ilk kez Kovancılar-Palu’ya gelen Üniversiteli gençlerin büyük çoğunluğunun Elazığ’lı olmaması da ayrı bir güzellik katmıştı kafileye.



Kovancılar gezisin de bizleri yalnız bırakmayan Kovancılar Lisesi İngilizce Öğretmeni Şadiye Kaya ve Çekül Kovancılar neferi Hanifi Bekirgil ekibe ayrı bir renk katmışlardı. Şadiye hanım Mersin Fotoğraf derneğinin aktif üyesi olarak fotoğrafa başlamış değerli bir meslaktaşımdı. Kovancılar’a geldikten sonra arkadaşlarımızın aracılığıyla tanışmıştık. Çekül gönüllüsü olarak büyük bir gayretle ilçenin doğal ve tarihi güzelliklerini fotoğraflamak, sergi ve yayın konusunda önemli katkılarını bizlere esirgemeyen bir eğitimciydi. Bu gezide de bizlere katıldı ve soğuk havanın tüm olumsuzluğuna rağmen Akdeniz’in sıcaklığıyla fotoğraflarını çekti. Şadiye hocamızın daha önceden gördüğü fotoğrafladığı bu gezi bir kez daha güz ortamında fotoğraflanmıştı. Artık bundan sonra kış ve karlı bir kovancılar-palu fotoğraflarını çekmek üzere Şadiye öğretmenimizden söz almıştık. Çekül’ün Kovancılar neferi olan Hanifi ağabeyimiz ise tam bir yerel kahramandı. Koruma konusunda köyünü örgütlemiş ve ilk olarak tarihi çeşmelerini, kilise ve manastırın tescil işlemleri için il kültür ve turizm müdürlüğüne dilekçeler ile müracaat ederek işe başlamıştı. Yapacağı her işte mutlaka bizleri arayıp soran bu dostumuz gerçekten köyü ve Kovancılar için bir şanstı. Bende her Kovancılar sınırına girdiğimde aradığım bu dostumu bu defada yazıhanede ziyaret ederek sürpriz yapmıştım. Birkaç dakika içinde bizlerin yanında olan Hanifi ağabeyimiz bizleri yalnız bırakmamış ve her zaman yaptığı gibi ekibin tümünü Habab(Ekinözü) köyüne götürmüştü. Hanifi beyin rehberliğinde köye yapılan gezi gerçekten müthiş olmuştu. Köyün tarihi çeşmelerini bu kez köylüleri örgütleyerek temizleten, akmayan sularını akıtmak için İlçe Kaymakamı, İl Turizm ve Kültür md. Gerekli müracaatları yapan Çekül Kovancılar temsilcimiz Hanifi bey köyü için çırpınıyordu. Bu konuda bizlerden de her zaman yardım istiyor, birlikte neler yapabiliriz, nereden başlayabiliriz gibi soruların cevaplarını alıyordu.



Artık yerelden insanlar kültürel miraslarına, çevrelerine biraz daha dikkatli bir gözle incelemeye, korumaya başlamışlardı. Bu gidişatın sağlıklı sonuç vermesi için desteğe ihtiyaçları vardı. Bunun için kamu-yerel-sivil güçlerin birlikteliği Çekül’ün sağlamak istediği hedefti. Bunu gerçekleştirmekte ilk önce yerelde ki gönüllülerin örgütlenmesine bağlıydı. İşte bu noktada gezimiz daha büyük bir anlam taşıyordu. Fırat Üniversitesinin öğrencileri, yerel gönüllüler, sivil temsilcilerimiz, kamunun görevlileri bir aradaydı. Bu gündemin kalıcı olması için süreklilik kavramının da sağlanması gerekiyordu.



Kovancılar Belediyesinin katılımcılara verdiği öğlen yemeğiyle Kovancılar gezimiz devam ediyordu. Sırada Kovancılar’ın kuruluşuyla paralellik arzeden Şenova Köyü kalmıştı. Bu köyümüzde 1934 yılında göçmen yurttaşlarımız tarafından kurulmuştu. Elazığ’ın en fazla göçmen nüfusunu barındıran köylerinden biriydi. Burada göçmelerin avlu tipi evleri, sokakları, göçmen kadınlar ve çocuklar fotoğraflanmış, ülkemizin bir imparatorluktan nasıl Cumhuriyete geçtiği bir kez daha gözlemlenmişti. Cumhuriyetin nimetlerinin ülkemiz insanına kazandırdıkları da ayrı bir fotoğraf konusuydu. Anadolu insanının kendi kimliğini bulması, kendini geliştirmesi için önemli bir şanstı Cumhuriyet. Büyük emeklerle kazanılmıştı, geldiğimiz noktadan çok daha iyi bir noktaya gelmesi de bizlere bağlıydı. Üniversite gençliğinin bunu görmesi, yaşaması ve çözüm yönünde katkısının bulunması içinde gezi uygun bir ortam yaratmıştı. Yol boyunca gençlerle bunları da konuşmuştuk. Neler yapabiliriz, nereler de ne tür çözümler bulmalıyız.

Kovancılar gezisinin son durağı Amarat Bahçeleri olmuştu. Bu bahçeler 16. yüzyıldan kalan Surp Simon manastırından kalan doğal ve kültürel yönden önemli bir zenginliğimizdi. Burada bulunan Çınar ağaçlarının yüzlerce yıllık geçmişi bu toprakların zenginliği, bereketi, büyüklüğünü gösteriyordu. Tarihi iki havuz, çevrede yıkılmış durumda bulunan harabe binalar ile bir bütünlük arzediyordu. Fakat en fazla etkilendiğimiz ağaçlar oldu. Çapları 7-8 metreyi bulan bu koca çınarlar adeta tarih olmuştu. Çevresinde gençlerle önemli bir gezinin değerlendirmeleri yaptık. Artık bu coğrafyaya daha kimlikli bakmanın, derinliği görmenin ve bunu fotoğraflarımıza yansıtmanın zamanıydı. Birazda hava güneşli olsaydı diye düşündük. Ama tüm güzellikler bir arada olmuyordu. Bir kez daha bu çınarlara gelme sözü vererek Amarat’tan ayrılarak tarihi Palu yoluna girdik.

Palu’da bizleri Palu Belediye Başkanı Sait Dağoğlu karşıladı. Yanında her zaman bizlerle birlikte olan İbrahim Okuyucu ile Ersoy bey bulunmaktaydı. Tarihi Palu’nun dört bin yıllık tarihi geçmişine ait eserler bir bir geziliyordu. Gezi için bizleri yalnız bırakmayan Tarih İçinde Palu kitabının yazarı değerli dostumuz Süleyman Yapıcı ekibe mihmandarlık yapıyordu. Anlatılanlarla toprağın üzerinde gördüğümüz eserler ekibin büyük kısmında büyük bir hayranlık yaratıyordu. Fotoğraf makineleri kafalarda oluşan bu tarihi tabloyu yansıtmak üzere hızlı bir şekilde çalışıyordu. Çünkü güneş batmak üzereydi ve son ışıklar altında tarihi Palu, Murat Nehri, köprü, yeni Palu fotoğraflanıyordu. Tarihi köprünün karşısında içilen sıcak çaylar ve Palu başkanının samimi misafirperverliği ve sıcaklığı ekibin yorgunluğunu almıştı. Artık Palu ve Kovancılar’a bir daha gelmek üzere veda etmenin zamanı gelmişti. Benim kafamda karlı bir Palu fotoğrafı çekmek vardı. Hani Harput’un “Karmı yağmış şu Harput ‘un başına “ dizeleriyle başlayan ünlü türküsünün Palu ayağı oluşmamıştı. Bunu tekrar oluşturmak gerekiyordu. Bunun içinde herkes söz birliği etmişti. Birlikte otobüslere dolmuştuk. Dönüş yolu karanlık içinde olduğu için daha çok birbirimizle geçen sohbetle gezi konuşuluyordu. Tabi konuşmayıp iş yapanlarda aramızda vardı. Bu gezinin en çok yorulanlarından ve görevlerini hiç aksatmayan Fırat Üniversitesi Fotoğraf kulübü başkanı Barış İnkaya ve başkan yardımcısı Ahmet Gök, Fahri Sak çekilen dijital fotoğrafların kartlarını toplayarak bilgisayarda topluyordu. Elbirliği ile güzel bir gezi, planlı ve programlı bitmişti. Fotoğraf Kulübü öğrencileri ve yönetimi, hocaları ile yeni gündemleri konuşmuştuk. Yakın bir tarihte Diyarbakır-Eğil-Maden-Ergani gezisini yapmaya karar vermiştik. Bu gündemin sürekliliği fotoğrafla çevre-kültür gündeminin takip edilmesi konusunda hemfikir olmuştuk. Kulübün kurucusu ve öğretim üyesi dostumuz Recep Bağcı telefonla gezimize



katılmış gibiydi. Gelemediği için üzgündü ama 10 Kasım törenlerinin canlı yayınını yapıyordu. En kısa zamanda birlikte olacağımızın sözünü verirken bu gezinin verimli olması içinde tüm çabaları sarf ediyordu. Yapılacak sergi ve yayınlar için Recep hocamızın katkısı gerekiyordu. Bizlere verdiği söz duygulandırmıştı. Yapılacak her türlü etkinlikte gönüllü bir nefer olarak bulunmayı kendine görev edinmiş Recep Hocamızla daha farklı etkinlikliklerde bulunmuştuk. Bundan sonra da yetiştirdiği pırlanta öğrencilerle birlikte oluyorduk. Bunun yarattığı güzel duygularla Elazığ Öğretmen evine gelmiştik. Gerçekten Elazığ öğretmen evine gelindiğinde günün yorgunluğunu atmıştım. Gezide hep beraber olduğumuz ve Çekül gönüllüsü olarak bizi yalnız bırakmayan Meral Yıldırım’la birlikte Öğretmen evinde Fırat TV. Son değerlendirmeleri yapmıştım. Burada benimde mezun olduğum Fırat Üniversitesinin bu kent için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha vurgulamıştım. Meral Yıldırım hocamızda Fırat Üniversitesi Beden Eğitimi Mezunuydu. Benimle birlikte bu değerlendirmelere bazı ilaveler yaptı. Daha fazla üniversite gençliğinin kentte olması, kenti yaşaması, kenti öğrenmesi gerektiği üzerinde durdu. Bunun sağlanması içinde başta Üniversite yönetiminin, değerli hocalarının sivil örgütlenmelerde katkıda bulunmasının önemi üzerinde durdu. Gecenin karanlığı altında başlayan yağmur bu günün verimli bir gün olduğunun iç huzuruyla bizleri uğurluyordu. Büyük Atatürk’ün ölümünden geçen 69 yıl Cumhuriyetimizin emanetini taşıyan gençliğin enerjisini sürekli arttırmasıyla geçilmişti. Bundan sonra ki süreç içinde gençliğin enerjisine, eğitimine, birikimine güvenmekten için çaba sarf etmeyi zorunlu kılıyordu.

Mustafa BALABAN-Çekül Temsilcisi/kovancılar bld.
Yayın Tarihi : 26 Şubat 2008 Salı 15:44:11


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?