23
Şubat
2026
Pazertesi
İZMİR

İZMİR MARKA KENT OLDUĞUNU ANIMSIYOR

İzmir 'Dünya Fuarı' olarak adlandırılan Expo 2015’i düzenleyebilmek için Milano’yla yarışıyor.

150 yıldır Uluslararası Sergiler Bürosu (BIE) tarafından düzenlenen Expo, yapıldığı kente can katan dev bir organizasyon. Bu yüzden rekabet kentlerden çok ülkeler hatta kıtalar bazında yaşanıyor. Türkiye, ne yazık ki, şimdiye kadar bu platforma adım atmadı. Küresel rekabete girecek gücü kendinde görerek, ülkemiz adına 150 yıl sonra ilk başvuruyu yapan İzmir’le birlikte gözler Ege Bölgesi’ne döndü.

Geçtiğimiz hafta, İzmir Expo heyeti Paris’teki BIE delegelerine Milano’yla birlikte bir sunum yaptı. İzmir’in sunumunda parlak fikirler, önemli konuşmacılar vardı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le, İtalya Başbakan’ı Prodi yan yana oturdu. Son derece zarif ve uygar bir rekabet ortamı yaşandı. Oylama Mart’ta yapılacak. İzmir’i bundan sonra karar açıklanana kadar yoğun bir çalışma programı bekliyor. Dışişleri Bakanlığı yoğun bir tanıtım çalışması yürütecek. Finalde delegelere yapılacak sunumun mükemmel olması gerekiyor. İzlediğimiz sunumda aksayan yanlar vardı, bunları konuşmakta fayda var, ancak moralleri de bozmamak gerek.

İzmir sanayinin, kültürün, çok sesliliğin, hoşgörünün kenti. Ne yazık ki son yıllarda geçmişteki parlaklığını ve enerjisini yitirmiş. Kentin marifeti iltifata tâbi olmamış. İzmir yatırım yaptıkça devlet teşvikleri kesilmiş. İktidara muhalif olduğu için kaynaklardan uzak kalmış. Hareket alanı daraldığı için kentte bir tür kırgınlık, bezginlik hakim olmuş. İzmir’in Expo süreciyle birlikte DNA’larında var olan kentli karakterini hatırlamaya başlaması çok önemli. Değişen sosyo ekonomik yapı karşısında kabuğuna çekilmekte olan kentin yıldızlar liginde yarışmaya karar vermesi bunun en canlı göstergesi aslında. Önümüzdeki dört ay boyunca İzmir’in bu yarışı kazanması için tüm İzmirliler birlikte çalışmalı; Ankara’nın da desteğiyle İzmir Paris’ten Expo vizesiyle dönmeli.

İTALYANLARIN MÜKEMMEL ORKESTRASYONU

Paris’te izlediğimiz sunumlarda, her iki taraf da organizasyona verdikleri önemi, devletin en üst kademeleriyle katılarak ortaya koydu.
Milano iyi düşünülmüş, incelikle planlanmış, görsel zenginliği olan bir sunum yaptı. Gerçek bir ekip çalışması sergiledi. Başbakan Prodi de dahil olmak üzere, herkes kısa ve anlamlı konuştu. Sunumlarının bir yapısı, başı, gelişmesi ve bir 'kreşendo'su vardı. Son sahnede Prodi’yle birlikte tüm konuşmacılar, ellerinde bayraklar olan çocuklarla birlikte sahneye çıktı, bir bayram kutlaması havasıyla izleyicileri selamladı. Bol bol alkış aldılar.
İzmir’in sunumunda iyi fikirler olmasına rağmen, sunumun orkestrasyonunda aksaklıklar vardı. Konuşmalar uzun ve birbirinden kopuktu. Türk izleyiciler olarak İtalyanları imrenerek izledik. Ancak bu noktada rakibin Caravaggio, Puccini, Verdi, Da Vinci, Michelangelo, Giotto, Visconti, Fellini ve daha nice evrensel sanatçının ülkesi olduğunu unutmamak lazım. Onlar Roma’nın, Rönesans’ın mirasçıları. Görsel ve plastik sanatlarda bizden çok ilerideler. Expo yetkilileri bir sonraki sunumu hazırlarken, rakibin gücünü yabana atmamalı.

EXPO 2015 HAZIRLIKLARI SÜRESİNCE NELER YAPILABİLİR?

1. İzmir öncelikle ana söylemini, temel tezini damıtmalı. Yani Expo’nun neden İzmir’de yapılması gerektiği sorusuna net bir cevap vermeli.
2. Algı gerçekliktir. Bu yüzden tüm ülkeler nezdinde yapılacak çalışmalarda merkezi bir tema çerçevesinde odaklanılırken, farklı kültürlere, farklı iletişim diliyle seslenmenin yolları aranmalı.
3. Savaşlar taktiklerle değil, sağlam stratejilerle kazanılır. Ayrışacak, çarpıcı ve akılda kalacak bir söylem geliştirilmesi şart.
4. İçeride ve dışarıda gerçek anlamda bir takım çalışması yürütülmeli. Atılacak her adımın, temel hedefe ne kadar uygun olduğu sorgulanmalı.
5. 10 milyon euro’luk kaynağın bu güne kadar yarısı harcanmış. Kalan bütçe çok iyi planlanmalı.
6. Büyük balığın küçük balığı yuttuğu değil, hızlı şirketlerin yavaşları yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz. Bu açıdan bir an önce çalışmaya başlanmalı. Yaz tatilinde ödevini yapmayıp son hafta çalışan çocuklar ülkesi olarak, işler son ana bırakılmamalı.
7. Tüm tanıtım malzemeleri yaratıcı, renkli, canlı, dinamik ve dikkat çekici olmalı.
8. Geçen günlerde Türkiye’ye gelen ünlü pazarlama gurusu Philip Kotler, Türkiye’nin şimdilik olsa olsa bir fason üretim merkezi olabileceğini, küresel marka çıkarmasının zor olduğunu söylemişti. Türkiye yıldızlar liginde oynamak istiyorsa güçlü markalar yaratmak zorunda. Kent markası olarak bunu en çok hak edenlerin başında İzmir geliyor. Expo sürecine kıskanmadan, çelme takmadan, en acımasız eleştirileri yaparak, ancak öte yandan çözümlere destek vererek sahip çıkılması gerekli.

Milliyet/Fatoş Karahasan
Yayın Tarihi : 3 Aralık 2007 Pazartesi 11:56:28
Güncelleme :3 Aralık 2007 Pazartesi 16:46:54


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?