21
Şubat
2026
Cumartesi
İZMİR

Mucize yaratan anne yüreği

İZMİRLİ Jale Erol’un üç çocuğu var, üçü de Down Sendromlu. Genç yaşta arka arkaya hamilelikler yaşayan, her seferinde sağlıklı bir bebeği olacağı umudunu taşıyan Erol, bugün mucizeler yaratan bir anne. 26, 20 ve 18 yaşlarındaki üç çocuğunu sevgi ve azmiyle topluma kazandıran, hayatını onlara adayan fedakâr anne, yarattığı “Mucize yaşamlarla” tüm engelli çocuk sahiplerine örnek oldu. Anne Erol, “Bir saniye bile olsun onları aldırmayı düşünmedim. Ben sevgimle onları topluma kazandırdım. Hepsi sağlıklı bireyler gibi hayatlarına devam ediyor” diyor.

İlk engelli doğum

Jale Erol, henüz 19 yaşındayken prematüre bir bebek doğurdu. 3,5 aylıkken bebek vefat edince, Erol hemen ikinci bebeğine hamile kaldı. 20 yaşında tekrar anne olan Jale Erol’un, ikinci bebeği Melih “Down Sendromlu” olarak dünyaya geldi. Erol, engelli bir bebek dünyaya getirdiği için hayata küsmedi. Durumu kabullenip, “Bu çocuk için ne yapabilirim?” diye düşündü. Aradan 6 yıl geçince bu kez tekrar doğum heyecanı yaşayan ve sağlıklı bir bebeği olacağını düşünen Jale Erol’un, ikinci bebeği Elif de Down Sendromlu doğdu.

İki çocuğunu da “Sevgi” ile yetiştirirken, bu kez beklenmedik bir hamilelik daha yaşadı. Tekrar hamile olduğunu öğrendiğinde bebek 3,5 aylıktı. Doktorlar ve eşi aldırmasını önerse de “Belki sağlıklı olur” umuduyla son çocuğu Murat’ı dünyaya getirdi. Murat da, iki kardeşiyle aynı kaderi paylaşıyordu. Ancak anneleri çocuklarından utanmak, kendisini ve çocuklarını toplumdan dışlamak yerine, hayatını onlara adamaya karar verdi.

Bugün, Melih, Cambaz Tekstil’de SSK’lı işçi olarak çalışıp, babasının dükkân kirasını karşılıyor. Elif, annesi gibi takı üretiyor. Sarı Zeybek Rehabilitasyon Merkezi’nde bireysel eğitim alan Murat ise ağabeyi gibi bir iş bulup, ailesine maddi destek olmak istiyor.

Önce sevgi

Bir kez bile çocuklarının durumu için gözyaşı dökmediğini belirten anne Erol, “Bir dostumuz bana, ‘sevgisizlik vardır, akıllı insanı aptal gibi yapar, sevgi vardır, hiç ummadığın bir insanı hayata bağlar, beynini besler’ dedi. Benim ve eşimin hayat felsefemiz bu oldu, önce sevgi. ‘Biz, bu çocukları topluma kazandıracağız’ dedim. Çocuklarımı eve kapatıp, insanlardan soyutlasaydım, saldırgan olabilirlerdi. Çünkü onların da kendine göre bir korunma mekanizması var. O kadar hassaslar ki sizin ona bakışınızdan hissediyor ve size ona göre tepki veriyorlar. Sevgiyle üçünü de topluma kazandırdım. Ben hayata onlar için daha çok bağlandım. Önce sevgimi verdim, sonra eğitimlerine önem verdim. Bu çocuklar da alacağın şey, ona verdiğin kadardır. Bu özel çocuklara daha itinalı, hassas yaklaşacaksınız. Ben bu çocuklarla konuşarak, gülümseyerek anlatmayı öğrendim. İletişim güzel olduktan sonra o çocuktan her şeyi alırsın” dedi.

Tercüman
Yayın Tarihi : 22 Aralık 2007 Cumartesi 08:51:50


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?