Toplum dokusu değişiyor kimi konularda stresli bir toplum olduk. Oysa dünde atalarımız farklı yaklaşımları vardı.Daha anlayışlı ve ders verici uygulamalarını örneklerini günümüze değin yansıtan anlatımlar var. Bor Şehri kitabımda yer alan birkaç fıkrada konuyu yansıttım.
Merhum Müftü Nail Efendi (Mengi), bir gün bahçesine gider, Kapıyı açınca çağla yolmakta olan iki çocuğun telaşla ağaçlardan duvarın çalıları üstüne atlamak üzere olduklarını görürür. Sınırsız bir hoş görü sahibi olan Efendi Hoca,
-‘Acele etmeyin ey. Üstünüz başınız yırtılır, annenizden dayak yersiniz. İşte ben gidiyorum. kapıdan geçin gidin ’. der ve bahçesinin bir köşesine doğru uzaklaşır.
Bor’un ileri gelenlerinden Ömer Ağa ile ilgili anlatılan bir hikaye var. Ömer Ağa bağına yirmi kişilik işe kırk kişi götürür. Sabah işe başlamadan önce bağda çorba hazırlatır. Kırk kişilikte yemek düzeni kurulur. Ömer Ağa, yevmiyecilerin yemek yemesini ister ve bastonuna çenesini dayar, karşılarına oturur. Çorba içmelerini izler. Yemek bitince çorbayı hızlı içen yirmi kişiyi ayırır, diğer yirmi kişiye yevmiyelerini de verir, geri gönderir.
Adamlar “ağa karnımızı doyurdun, yevmiyemizi verdin, bırak çalışalım” deyince de “bu iş yirmi kişilik, siz yemeği ağır yiyorsunuz, işinizde ağır olur, diğer çalışanı da avare koyarsınız. Yediğiniz helal olsun Varın siz gidin” der. (Anlatan: Yusuf Poyraz)
VAAZ
Merhum Bor Müftü Nail Efendi, göçmenlerimizin geldiği sırada bir gün bahçesine gider. Görür ki yaşlı bir ağaç kesilmiş, parçalanmış, pürleri taşınmış, birkaç parça kalın gövde kalmış. Vaaz konusu tam kıvamını bulmuştur. Namazdan sonra vaaza başlar;
-‘Ey cemaati müslimin. Benim şehir içindeki bahçeden ağaç kesmişler, parçalar pürlerini götürmüşler. Kalmış birkaç gövde. Böyle olmuş ey.’ Herkes sözün nereye varacağından habersiz yahut varacağını sandığı sonuçtan adeta mahcup bekler, o hala devam eder.
-‘Kim yapmış bunu biliyormusunuz?Yeni göçmenler. Yapar ya. yapsın. Soğukta evsiz barksız, ateşsiz, aç, susuz ne yapacak onlar? Onları o halde bırakırsak bu yaptıklarının günahı bize ait. Benim bağa girenler gelip kalanları da götürsünler, hatta diğer ağaçları da kessinler, benden helal olsun.’der. İşte halka inip oradan yüreklere işleyen bir vaaz. Ertesi gün yardım, asil bir feragat şeklinde oluk gibi akar.
(T. GÜN, 14 Haziran 1958, Yeşil Bor)
VE BU KEZ ÇAMARDI’DAN 1960 yılında yayınlanan ‘Abaruh’ bülteninden bir alıntı
Çamardı’nın meşhur eski zenginlerinden Hacı Halil AĞA hizmetkarlarından birinin mutfakta yağ çalıp ceketinin altına sakladığını görmüş,Görmezlikten gelerek adamı utandırmak istemiş hizmetkarı Hasan’a;-Hasan ocağı yakta biraz kahve kavur
-Ağa kavrulmuş kahvemiz var,dediyse de ocağı yaktırmış,Hasan ocağın karşısında kahveyi kavururken çaldığı yağ eriyip ceketinin dışına vurmuş
- - Hasan terledin galiba
- - - Ocağın karşısında elbette terlenir ağa
- - Hacı Halil Ağa ima ile hırsızlığını şöyle belirtmiş
- - - Tabii şişmansın,vucunda yağlı olduğundan,ateşin karşısında yağ dışarı vurdu.
çookk güzel bir yazı herkese tavsiye ediyorum.