
Düzce'de, 12 Kasım 1999 tarihinde yaşanan 7,2 şiddetindeki depremin acısı halen tazeliğini koruyor. Deprem sırasında Konuralp Belediyesi'nde kız kardeşi ile birlikte enkaz altında kalan Onur Çatana, aynı otobüste bulunan 36 kişiden sağ kurtulan 6 kişiden biri olduğunu söyledi.
Düzce'nin Konuralp beldesine bağlı Düzköyü'nde ikamet eden Onur Çatana, 12 Kasım 1999 depreminde enkaz altında kalan binlerce insandan yalnızca biri olduğunu anlattı.
Çatana, enkaz altında kaldığı belediye otobüsünde tesadüf eseri karşılaştığı kız kardeşine son kez bakabildiğini söyledi. Yaşanan doğal afet kız kardeşinin ölümü ile sonuçlanırken kendisinin de yaklaşık 4 ay tedavi gördüğünü anlatan Çatana, "1980 doğumlu Nur Çatana, 12 Kasım depreminde hayata veda etti. Nur'un ölümünün üzerinden tam 11 yıl geçti. Ancak onu hiç unutamadık. Tesadüfe karşılaştık otobüste ama konuşma fırsatı bulamadık" dedi.
Yaşadığı o korku dolu dakikaları anlatmakta zaman zaman güçlük çeken Onur Çatana, hayatının en acı dakikalarını şöyle anlattı: "İş yerinden aslında çok daha erken vakitte çıkıyorduk. O akşam bir işi yetiştirmek için biraz geç kaldık. Normalde Boğaziçi Belediyesi ile eve dönerdik. O gece enkaz altında hayatını kaybeden Ömer ağabeyimiz vardı. 'Bu akşam Konuralp Belediyesi ile gidelim yol paralarınız da benden olsun' dedi. Otobüs bindiğimizde dolu değildi. Arka kısımlara oturduk. Ömer ağabey de yanıma oturdu. Otobüs yavaş yavaş dolarken kız kardeşimin de otobüse bindiğini gördüm. Karşılıklı olarak göz göze geldik. Ön kısımlarda biri ona yer verdi. O da otobüsün ön kısmında tekli koltuğa oturdu."
Otobüsün dolması ile bir daha kardeşini göremediğini anlatan Çatana, sözlerine şöyle devam etti: "Ardından sallanmaya başladık. Yanımda oturan Ömer ağabey 'Panik yapmayın geçer' diyebildi sadece. O an her şey bitti. Zifiri karanlık ve nefes alınmayacak derecede bir toz bulutu. Yanımdaki camı patlatarak nefes alabildim. 1-2 saat geçtikten sonra bilincim yerine gelmeye başladı. Yıkılan bina otobüsün ön tarafına denk gelmişti. Kardeşimin kurtulma ihtimalinin olmadığını anladım. Nihayetinde de öyle oldu. 36 kişiydik, 6 kişi sağ çıkabildik. Nasip, yaşayacak günümüz varmış."
Aradan geçen 11 yıla rağmen depremin izlerini üzerinden atamadığını belirten Onur Çatana, sözlerini şöyle tamamladı: "Geceleri mecburiyetten işyeri gereği çalışmak zorunda olduğum için çalışıyorum. Ancak hiç istemiyorum. Karanlıktan aşırı derecede korkuyorum. Depremden hiç korkmuyorum. Gelip geçiyor. Ama mahsur kalmak çok kötü. Biz 4 saat 15 dakika bir zaman mahsur kaldık. Bir şey yapamamak, insanların ölümünü görmek, mahsur kalmak gerçekten çok kötü bir durum. Ölmek belki de daha kolay. Mahsur kalmaktan
daha kolay. Ölüm bir anlık. Tadına bakmadık bilemiyoruz ama mahsur kalmak çok daha zor. Bir yere çıkamamak, yanındakilere yardım edememek. Bunlar çok zor şeyler."
![]() |
![]() |
![]() |
acınızı en içten dileklerimle paylaşıyorum röportajınızı okudum ve kendimi tutamadım yaşamayan bilmez sadece hayel etmek lazım bir an kendimizi sizin yerinize koydum gerçektende çok kötü tutamadım kendimi ve ağladım başınız sağolsun birgün hepimizin göçüp bu dünyadan gideceğimiz yer orası allah sabırlar ihsan eylesin kardeşim bende bir düzceliyim istanbulda yaşıyorum birgün bizlerinde başına buralarda aynı şey gelirse sizde bizleri unutmayın allah hepimizi tüm inananları korusun saygılarımla ismail tezcan