Gelecek gelecek bir gün elbette çok garip değil mi ? Gelecek gelecek bir gün yıl 1977 liseden mezun olmak üzereyim ve sınava gireceğim ama ne yazık kı Düzcede değil Türkiyenin baş kenti Ankarada...
Çünkü şehrimize yakın yerlerden biri olan İstanbul, Ankara ve merak ettiğimiz görmeyi arzuladığımız yerler Sakarya ve Kocaeli inde sanırım yapılmaktaydı ama oraları daha önce gezdiğimden hem gezmek görmek ve merakımı gidermek için Ankarayı seçmiştim.
İstanbul büyük şehir diye biraz çekinmiştim. Zamanımız sağ sol davaları ile çalkalanmakta karışık bir dönem ve Ankarada bir okul hiç unutmam İrfan Baştuğ İlkokulunu, İrfan Baştuğ Caddesini uzunca bir cadde ve ver elini Ankara iki gün önce gitmiştim nerde onca para zar zor denkleşen harçlıklarla ve abimin fazladan verdiği bir lira ile döşendik yola, Ulusta bir otele yerleştim...
Karışık dönem kimseye bir şey soramıyorsun, otele yerleştikten sonra akşam üstü biraz dolaşayım ve yerimi tespit edeyim dedim. Nihayet bazı yerlere yerleştirilen şehri tanıtıcı haritalara bakarak İrfan Baştuğ Caddesini buldum zaten belgede bu cadde zikredilmekteydi. Caddeye çıktım...
'Hamamönü' yazısını görünce okulu kolayca buldum çevresini tanıdıktan sonra otele döndüm. İşte böyle Üniversite hayatına atılımımın ilk adımları. Nihayet sınav sabahı okula geldim ki ne göreyim her taraf polis asker kaynamakta okulun içi asker ve polis dolu çünkü akşam mı, Sabah mı bilmiyorum, bir sürü slogan içerikli küçük kağıt parçaları yerlerde uçuşmakta korku içinde sınava girdik tabi üstümüz başımız iyice arandıktan sonra...
Hayatın yoluna ilk adımlarımız güçlük dolu. Sınav bitti dönüş yolculuğu arabayı zor buldum ve nihayet yola koyulduktan sonra Kızılcahamam da bir TIR yanmakta ve yol kapatılmış üç dört saat bekledik başka bir yoldan dolaşarak E 5 e indik ailem merak içinde köyde telefon yok ki haber edelim. Sağ salim eve döndükten sonra merak içinde sonuçlarımızı bekliyoruz. Posta bile doğru dürüst ulaşmamakta idi. Allahtan köyümüzden PTT de çalışan rahmetli postacı Hulusi ALKAN amcamız vardı da sonuç geldiği gibi ulaştırmıştı. Rahmetle anıyorum...
Nihayet sonuç geldi ve Erzurum Ziraat Mühendisliğini kazanmıştım. Ancak rahmetli babam kabul etmedi çünkü anarşik olayların yoğunluğu korkuya düşürmüştü biraz daha yakın yerlerden bir olsaydı gönderecekti. Ne yazık o sene Üniversiteye adımımızı bu nedenle atamadık ancak ertesi yıl İstanbulda Marmara Üniversitesinin bir bölümü kazandım. Zar zor Üniversiteye adımımızı attık.
Şimdi durup dururken ne diye bizi ilgilendirmeyen hayatını anlatıyorsun diyeceksiniz elbette haklısınız ama günümüz gençlerine bir örnek vereyim ki bu Pazar yapılacak olan sınavın değerini bilsinler diye ne güzel dimi ayağınızın altında belki arabada var ve onbeş, yirmi dakika ötede sınava gireceksiniz bunun değerini bilin.
Bütün bunların yanında uzmanlarla bilir kişi ve kurumlar sınav stresini yaşamayın kendinizi rahat bırakın sınav öncesi ders çalışmayın falan filan tabii bu arada öğrenci kardeşlerimizin bazıları da çalışma gayreti içindeler buna karşın bu sınavlar yaklaşırken üniversite ortamları gerilmekte çeşitli sorunlar yaratılarak objektiflik kazandırarak gençlerimizi bu ulvi yola başlamadan soğutmak ve dirençlerini kırma amaçları olduğu açıktır.
Nice gençlerimiz vardır ki bu sınavları yüzde yüz başarılarla kazanırlar ancak günün subjektif ortamları ileailenin ülkenin ekonomik şartları bu gençlerimizin ortaya çıkmasını engellemektedir.
Bunun yanında benim de sınava girecek kızımla oğlum var ancak ne dersle ne sınavla ilgilendikleri var neden mi? Çünkü yurdumuzun genel şartlarına bakarsak çocuklarımın şimdiden yukarıda bahsettiğim konular nedeniyle Üniversitelere soğudukları ve şimdiden ümitsizliğe kapılmalarıdır.
Bu nedenle olumsuz bir yaklaşım sergilersek zaten kazanıp da ne olacak demekten başka çaremiz mi? var kızı göndersen bir çare göndermezsen bir çare oğlanı da okutsan bir türlü okutmazsan bir türlü, iş içinde iş var. Bunun anlamı şu ki oğlanı okutmaya göndermektesin ama hangi yola sapacak düşüncesi, kızı gönderiyorsun yine aynı düşünce ve diğer sorunlar 'nerde kalacak nasıl yaşayacak ve en önemlisi çevresi ne olacak?'
Hadi katlanılan zorluklarla okuttuktan sonra da boyacı mı? simitçi mi? veya falan filan siyasetin içinde mi olacak düşünceleri hem biz velileri ve hayata olumsuz yönde bakan gençlerimizi de geleceğe atılacak ilk adımlarının pek cazip olmadığı kanısında bırakmakta ve soğutmaktadırlar. Ancak, yine gençlerimize seslenmekteyim bütün bu olumsuzluklara rağmen en iyisini yapmaya çalışın Düzcemizde yeterli yüksek öğretim kurumu var. İnşallah yakında da Üniversite kurulacak ve size sunulacak imkanları değerlendirin ve Düzcemizi en iyi şekilde temsil edin ki geleceğini aydınlatın diyor ve sizlere ne mutlu ki onca zahmetlere katlanmadan tahsil yapacaksınız.
Sınavınızın başarılı geçmesi dileklerimle aydınlık günlere diyorum.
Zekeriya ÇAVUŞ
Kent Haber Düzce İl Editörü