Düzce Belediyesi ve Sakarya Üniversitesi (SAÜ) işbirliği ile 24-25 Kasım tarihlerinde "Son Dönem Bir Osmanlı Aliminin Portresi" isimli, Mehmet Zahid Kevseri'nin ilmi mirasına yönelik olarak uluslar arası sempozyum düzenlenecek.
Düzce Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, daha önce üç kez yapılan Düzce Toplantılarının 4.'süncüsünün uluslar arası sempozyum ile devam ettiği bildirildi. Açıklamada, Düzce Belediyesi ve SAÜ işbirliği ile 24-25 Kasım tarihlerinde Efteni Termal Otel'de yapılacak olan "Son Dönem Bir Osmanlı Aliminin Portresi" isimli sempozyumda, Düzce'de doğan Mehmet Zahid Kevseri'nin yetiştiği sosyo-kültürel ortam, çalkantılı biyografisi, ilmi kariyeri, kurmuş olduğu ilişkiler ağı ve etkilerinin ele alınacağı bildirildi.
75 üniversiteden öğretim üyeleri ve araştırmacıların katılacağı sempozyum İslam dünyasının içinde bulunduğu fikir ve düşünce ortamını anlama çabalarına akademik bir katkıda bulunmayı amaçlıyor. İki gün sürecek olan sempozyum 12 oturum halinde gerçekleştirilecek. Sempozyuma yurt dışından 16, yurt içinden 18 tebliğci ile 29 müzakereci de katılarak değerlendirmede bulunacak.
MEHMET ZAHİD KEVSERİ KİMDİR?
Son dönem Osmanlı alimlerinden olan Mehmet Zahid Kevseri, 1863 yılında Kafkasya'dan göç ederek Düzce'ye yerleşen bir aileye mensuptur. İlmiye sınıfına müntesip olan babası Hacı Hasan Efendi kendi ismiyle anılan köyün (bugünkü Çalıcuma) kurucusudur.
Kevseri 1879 yılında bu köyde doğmuş, ilk öğrenimini babasından almış, İbtidiyye ve Rüşdiye tahsilini Düzce'de tamamlamıştır. Yüksek öğrenimini 1893 yılında gittiği İstanbul'da değişik medrese ve ders halkalarında 1904 yılında tamamlamış, iki yıl kadar sonra müderrislik imtihanını vererek ders-i am sıfatıyla Fatih Camii'nde ders vermeye başlamıştır. 1913 yılında İstanbul Müderrisliği unvanını almış, bu arada medreselerin ıslahı için kurulan bir komisyonda etkin rol oynamıştır. Yeni tanzim edilen medreselerde hocalığa başlamış, 1914 tarihinden sonra kendi isteği üzerine Kastamonu'da yeni kurulmakta olan bir medreseye tayin edilmiştir ve bir süre bu görevde kalmıştır. Yaklaşık üç yıl sonra 1917'de İstanbul'a dönmüş, kısa bir süre Daruşşafaka'da dersler vermiş, daha sonra Medresetü'l-Mütehassisin'de hocalık görevine atanmıştır ve bu ikinci görevine istinaden medreselerin idaresinden sorumlu bulunan Şeyhulislamlık Ders Vekaleti Meclisi üyeliğine getirilmiştir. Daha sonra bir süre Şeyhulislam Ders Vekili sıfatıyla, anılan meclisin başkanlığını yürütmüştür.
Azlini müteakip 1922 yılına değin Ders Vekaleti Meclisi üyeliği ve Medresetü'l-Mütehassisin hocalığı görevlerini sürdürmüştür. Bu tarihte Türkiye'den ayrılmış ve Mısır'a gitmiştir. 1923 ve 1928 yıllarında iki kez Şam'a gitmiş ve birer yılı aşkın bir süre burada kalmıştır. Kahire'ye yerleşmesinde burada bulunan ilmi atmosferin canlılığı önemli bir etken olmuştur. İkinci Şam dönüşünden bir yıl sonra Mısır Devlet Arşivleri'inde (Daru'l-Mahfuzati'l-Mısriyye) mütercim olarak göreve başlamıştır. Kevseri Kahire'de bulunduğu süre içerisinde 1952 yılında vefatına dek ilim dünyasıyla sıkı bir ilişki içerisinde olmuş, birçok öğrenci yetiştirmiş, yayınladığı eserlerle ilim ve fikir çevrelerinde önemli bir etki icra etmiştir. İrili ufaklı pek çok kitapçık ve makaleleri yanında çok sayıda nadide eserin tahkik ve yayınlanması aracılığıyla ilim dünyasına önemli katkılarda bulunmuştur. Geleneksel İslami ilimlerin hemen her alanına gösterdiği ilgi ve vukufiyeti, eleştirel bakış açısı, görüşlerini paylaşan veya muhalif olan, dönemin ileri gelen pek çok ilim adamı tarafından teslim edilmiş olan Zahid Kevseri'nin ilim dünyasıyla olan münasebeti oldukça geniş bir coğrafyayı içine alır.
Kevseri'nin düşünceleri kaleme aldığı çok sayıda eser ve ileri gelen öğrencileri sayesinde yayılmış ve ilmi değerini hala korumaktadır.