Akşam karanlığı ile birlikte sis karabasan gibi uçsuz bucaksız kör ovaya yavaşça çökmektedir. Çift süren yaşlı amca atını biraz daha dehlerken şaşkın şaşkın yüz iki yüz metre ötede oraya buraya koşuşan insanları hayretle seyretmektedir.
Meraklı gözlerle ve karmaşık haliyle biraz daha yaklaşanlara sorar.
- Ne yapıyorsunuz?
- Amca buraya havaalanı yapılacak onun etütlerini yapıyoruz.
- Yahu kardeşim buraya hava alanı olmaz.
- Neden amca!
- Çünkü senenin 11 ay' ı sisli geçer kalan bir ay' ı da öğle saatlerinin toplamıdır.
Sanırım anımsandı bu hava alanını, ESENBOĞA
Gün süzülerek Çamlıbel' in ardından Abant üstünden Karanlık derenin içlerine doğru karışık ağaç türleriyle oluşmuş orman içinde kağnı arabasına odun yüklemekte olan 60 yaşı geçkin adama yaklaşanlar selam verirler. "Allah", ın selamı
- Aleyküm selam, hoş geldiniz, hayırdır.
- Buraya şoşe yolu yapılacak onun çalışmalarını yapmaktayız.
- Ya olacak iş mi? Aşağıları uçurum dağlık sis' i bol bir yere yol mu yapılır. sAma
dinleyen kim, orda yaşayan havasını tenefüs eden, zıpkın gibi soğuk sularını içen yaşının 4/4' ünü orda geçireni.
Ova düzlenir uçaklar kalkmaya inmeye başlar.
Yol yapılır araçlar işler.
Gel gör ki çekilen eziyetler meşeketler insanlara çabası.
Düzce adı üstünde kazıdıkça kum eski çağlardan kalan Körfez girintisi,
binalar yükselir gelişir 50, 60, 70 bin insana kucak açar. Yaşam ne güzel ama zaman zaman yaşanan felaketler doz' un artacağını göstermektedir.
Yanlışlarımız nerede!..
Düzce Kaynaşlı ve cıvar köyleri çoğu göçmen, her etnik grup kendi grubu çevresinde toplanmış. Karadenizden gelenler falan yerden filan yerden gelenler. Çoğu göçtükleri yerlerin yaşamlarını burda da devam ettirmeye çalışmaktadır. Su taşkınları, Orman kaçakçılığı, Sınır tartışmaları, arazi kavgaları çekememezlik, husumet yaşantılarının birer parçaları.
Yanlışlarımız nerede.!
Karadeniz kıyılarını dolaşma ve tanıma imkanını görev nedeniyle buldum. Her yıl aşırı yağış nedeniyle taşkınlar olmasına rağmen yine de inadım inat dere yataklarına heyelan altlarına yerleşim yerlerini iskan ederek yaşamlarını idame ettirmeye çalışırlar. Sonuç felaketler üzüntüler göz yaşları.
Turizm cenneti Akçakoca, Denizi, fındığı, balığı, palamudu köy armudu Ceneviz kalesi takası teknesi meşhur Akçakoca ah ah Akçakoca ne belde ama ne yazık ki 2005 yılı biterken bile huzur içinde ulaşamadı sana kimse. Yolların adeta kıvrım kıvrım menderesler oluşturmuş eskiden de öyle değilmiydi ki. Meşhur dere dibi kıvrımları hala hafızalarda. Ah ah Akçakoca onca Çelik yüklü arabalar işler onca siyasiler zenginler geçer yollarında ama halini görmezden gelirler. Nice sarp yollar vardır. Zigana geçidi, Gülek boğazı ve daha niceleri bunlar arasında bir de Kabalak rampası var ki çekme cefa ile eziyetini. Ereğliden başlayıp kıvrım kıvrım uzanan sahil şeridindeki kayalardan kopan molozlardan sonra Akçakoca sapağından Heciz rampasına kadar heyelanlı tek şeritler, Heciz - Kabalak rampaları arasında sıkışıp kalan Harmancık dolgu düzlüğü insanı tam çileden çıkarmaktadır. Ama gel gör ki yapılan yeni yol çalışması miliyonlarla miliyarlarla yine aynı güzergahtandır. Buraya yapılan masraflarla köy içinde yapılması halinde ödenecek bedelleri üç kat sağlardı. Eğer buradan yapılsaydı sadece küçük bir rampa ile kurtulurdu bu yol ve bu kadar eziyet çile çekilmezdi.
Kalkınma yol olmadan olmaz Düzce'mizin nadide saklı kenti Yığılca halkı 30 Kasım 2005 tarihinde Düzce'yi ziyaret eden Başbakana şöyle seslenmektedir. Sayın Başbakanımız YOL İSTİYORUZ YOL ve diyorlar ki YOL MEDENİYETTİR. Bu sözler kafamızda yer etmektedir. Çevre koşulları elbette diğer bir fonksiyon eğer yollar ve çevre kalkınmaya izin vermiyorsa cahilliği bırakıp aklını kullanacaksın aklını kullanman içinde okullar açacaksın yine Başbakanın ziyaretinde Düzce halkı bakın Başbakana nasıl seslenmekte Sayın Başbakanımız Düzce'ye vereceğiniz en güzel hediye DÜZCE ÜNİVERSİTESİ olacaktır. Üniversite kurulacak illerin basın yayın organları ve birkaç arkadaşımla yaptığım telefon görüşmesiyle yaptığım küçük bir araştırma bizim Düzce kadar okumaya tahsil yapmaya hevesli hiçbir il yok biz o kadar ÜNİVERSİTE' nin açılmasına odaklanmışız ki inşallah hevesimiz kursağımızda kalmaz. Bunun yanında halkı gelecek yıllara hazırlamak için kurslar düzenleyerek eğiteceksin.
Yıllardır köyde yaşamaktayım. Yaşamaktayım diyorsam da o kadar değil ama doğduğum yerleri seviyorum tabi ki zaman zaman uzun veya kısa sürelerle ayrıldım ama yine de köydeyim. Öğrencilik askercilik derken emekçilikle geçen ömür yolculuğunda törpülenmekteyim. Gel gör ki yanlış nerede!.. Yaşadığım köy kuruluşundan bu yana bir asır devirmiş devasa bir yerleşim alanı ancak yine yanlış nerede demekteyim. 90'li yıllarda gelişim projesi çerçevesinde çevre yolları açılması planlandı bir takım engellere rağmen açıldı. Sağlık ocağı istendi hizmete sokuldu. İstenince oluyormuş. Tek katlı üç sınıflı eski bir okulumuz vardı ve yetersizdi yer satın alınıp iki katlı çok derslikli okul açıldı. Cami lojmanı, su şebekesi, dere ıslahı daha ilerisi miliyonlar miliyarlarla 11 yataklı trafik kazalarına ilk müdahale merkezi açıldı. Vs vs. ne güzel çalışmalar. Ancak bunlar yapılırken kulak arkasında kalan kirler kulağımızı çınlatarak başımızı ağrıtmaktadır. Yapılan okul çevredeki tarlalardan inşaat malzemesi üretimi için bir işletme tarafından satın alındı. Bütün uyarılara rağmen uygunsuz alınan toprak heyelan oluşturdu ve hedefinde olan okulu yerle bir etti. Bereket can kaybı olmamıştı. Yaklaşık olarak 2 - 2,5 km uzunluğunda dere ıslah programı olmasına rağmen dönen dolaplarla 1 - 1,5 km' ye indirgendi. Eğer bu ıslah duvarı tam olarak yapılmış olsaydı zaman zaman kabaran dereye yakın zamanda kurban verilmezdi. Dere ıslah çalışmaları gelecek hiç düşünülmeden yapıldı. Bu nedenle şimdi neredeyse dereyi çevreleyen duvarlar kaybolmakta çevreden gelen sulara yeterli bağlantılar yapılmadığından halen tehlike oluşturmakla birlikte sürekli akan bu çevre sularının yatakları dökülen çöpler sağlığımız tehdit etmekle birlikte kapanmak üzeredir.
Sağlık ocağımız ve 11 yataklı trafik merkezi yeterli personel olmasına rağmen artık ipler kimin elindeyse onların lütufları sayesinde atıl duruma getirilmişlerdir. 14 km. lik dağları yamaçları diş tırnakla eşeleyip döşenen devletin borularından akan su işlenmekte çoğunluğu dışarıdan 10 - 15 kişiye ekmek kapısı olmuş ancak köye velinimet olmamıştır.
Karanlık gecelerin mutlaka aydınlık günleri vardır. O aydınlık günlerde yolumuza, suyumuza, okulumuza, sağlık ocağımıza sahip çıkmazsak ne yürüyecek yolumuz, ne içecek suyumuz, ne çocukları okutacak okulumuz, ne ibadet yapacak camimizle en önemlisi bize emanet edilen bedenimizin sağlığını göremeyiz. Nasıl ki bedenimiz emanetse beyaz gömleği giydiğimizde terk edeceğimiz bu yollarla sular, okullarla ocaklar ile diğer tüm mekan ve unsurlar geleceğimizin teminatı olanların bize emanetidir.
Onları koruyalım korumaya çalışalım atıl değil aktif olmalarını sağlayalım.