23
Şubat
2026
Pazertesi
FATİH - İSTANBUL
Belediye Sayfaları

Yeşilçam, Lalezar'da hayat buluyor

Büyüklerin deyimiyle, 'kemiklerimizin ısınmaya başladığı şu günlerde' herkes kendini dışarıya atmanın derdinde. Cümle âlem aynı dertten muzdarip olunca da her yer dolup taşıyor. Bir ağacın gölgesine sığınıp günün stresini atmaksa hayal oluyor. Bu durumda imdadımıza birazdan okuyacağınız satırlar yetişiyor.

Hazır, büyüklerin hoş bir deyimiyle söze başlamışken yine onların geçmişe yaptığı atıflardan biriyle ilerleyip size güzel bir mekân önerelim. "Hey gidi günler!" seslenişiyle açılan sohbetlerin pek çok defa "Neydi o yazlık sinemalar!" cümlesiyle bittiğine şahit olmuşsunuzdur. Dinlediğiniz her anının sonunda da "Keşke, şimdi de olsa!" demişsinizdir. İşte böyle bir yer var İstanbul'da. Şehrin göbeğinde olsa da 'sadece bilmek zorunda kalanların bildiği' bir mekân. Adı, Lalezar! Süleymaniye Camii'nin hemen yanı başında...

Tatar Ramazan'dan Esaretin Bedeli'ne

Lalezar'daki sinema gösterimleri her gece saat 21.00'de başlıyor. Özellikle siyah-beyaz Yeşilçam filmleri tercih ediliyor. Bunun temel nedeni hem büyükleri eski günlere götürmek hem de gençlerin az önce bahsettiğimiz isteğini yerine getirmek. Ediz Hun ve Türkan Şoray'ın başrollerini oynadığı Seven Kadın Unutmaz'dan Kadir İnanır'ın başrolünü oynadığı Tatar Ramazan'a, Selvi Boylum Al Yazmalım'dan Dilâ Hanım'a, Ayhan Işık filmlerinden Sadri Alışık filmlerine kadar Yeşilçam'ın unutulmaz yapımları, her gece yeniden seyircisiyle Lalezar'da buluşuyor. Dileyen çayını, kahvesini yudumluyor; dileyen muhabbetine devam ediyor. Üstelik müşteriler de koleksiyonlarındaki filmleri getirebiliyor. Tabii filmler sadece Yeşilçam'la sınırlandırılmıyor. Dünya sinemasının hafızalara kazınan filmleri de kabul görüyor. Filmlerin içeriğinde ahlâka mugayir bir unsurun bulunmamasına büyük özen gösteriliyor.

Lalezar, sadece Yeşilçam filmlerinin gösterildiği bir mekan değil elbette. Burası, İstanbul'da günün stresini atabileceğiniz en iyi kafelerden biri. Çınar ağaçlarının gölgesinde şadırvandan gelen su sesiyle kitap kurdu olmanız işten değil.

'Lalezar'a herkesin gelmesini istemiyoruz; çünkü...'

Süleymaniye Camii külliyesinin bir bölümü olan Lalezar'da Osmanlı zamanında küçükbaş hayvan kesimi yapılırmış ve kışlık yiyecekler saklanırmış. 1985 yılına kadar harap bir halde olan mekân, merhum Turgut Özal tarafından Türk Dünyası Araştırma Vakfı'na verilmiş. İçerisinden 40 kamyon pisliğin çıktığı virane, Şevki Peynircioğlu tarafından eski haline getirilmiş. Daha sonraki yıllarda hem bu vakıf, hem de işletmecisi değişmiş. Peki, günümüzdeki işletmecisi kim? Aslında Lalezar'ın işletmecilerini görüşmeye zor ikna ettik. Çünkü onlar tanınmak istemiyor. Tabiri caizse, Lalezar'ın, ipini koparan herkesin gittiği bir mekân olmasını arzu etmiyorlar. Tek istekleri mekânlarına sohbet ehli insanların gelmesi... Lalezar'ın işletmecisi, "Bizim burayı işletmemizin nedeni para kazanmaktan ziyade, kültür mirasına sahip çıkıp onu yaşatmak. Lalezar'ı, güzel sohbetlerin edildiği, fikirlerin tartışıldığı, kitabın okunduğu bir yer olarak yaşatmak için uğraşıyoruz. Kısacası, buranın, kültür kaygısı olan insanların mekânı olmasını arzu ediyoruz." diyor.

Lalezar'ın müdavimleri için şimdilerde iyi bir kütüphane oluşturulmaya çalışılıyor. Kitaplığın yazarları arasında Oğuz Atay, Kemal Tahir, İskender Pala, Elif Şafak ve Jostein Gaarder gibi yazarlar bulunuyor.

Serkan Kara - Zaman
Yayın Tarihi : 16 Mayıs 2009 Cumartesi 15:13:53


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?