30
Ocak
2026
Cuma
ADAPAZARI - SAKARYA

Batı Trakya'da Türk kimliği yasak

Yunanistan Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif, Yunanistan'da kendilerine Türk demelerinin yasak olduğunu belirterek, "Yunanistan, 1984'te KKTC kurulmasından sonra Türk kelimesinin düşmanlık ifade ettiğini, Yunanistan'da Türk olmadığını ve Türk isminde derneğin kurulamayacağına yönelik karar aldı" dedi. 

Sakarya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Uluslararası Balkan Buluşması kapsamında gerçekleştirilen 'Balkanların Geleceği' konulu panel, Adapazarı Kültür Merkezi'nde yapıldı. Panel öncesi sinevizyonla Yunanistan'daki Müslüman Türklerin yaşadığı sorunları anlatan Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif, "Yunanistan'da çeşitli sorunlar yaşıyoruz. Bunlardan biri eğitim. Lozan Anlaşması'na göre Türkiye'den Batı Trakya'ya 30 öğretmen gelmesi gerekirken, İstanbul Rumlarının sayılarının azalmasından dolayı, sadece 15 öğretmen Batı Trakya'ya gelebilmektedir. Bizim ikinci sorunumuz kimliktir. Batı Trakya'da Lozan'da Türk olarak bırakılmamıza rağmen, kendimize Türk dememiz yasak. Ben 1990 yılında milletvekili adayı 'kanınızdan canınızdan olan bizlere oylarınızı verin' dediğim için, Türk kelimesi iki unsur arası Yunanlılar ile azınlık Türkler arasında düşmanlık yarattığı gerekçesiyle 18 ay hapse mahkum oldum. 3 ay hapis yattıktan sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Türkiye'nin müdahalesiyle hapisten çıktım. Yunanistan 1984'te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet'i ilan edildikten sonra, isminde Türk olan tüm dernekleri kapattı. Türk kelimesinin düşmanlık ifade ettiğini, Yunanistan'da Türk olmadığını ve Türk isminde derneğin kurulamayacağına yönelik karar alındı" dedi.
 
Batı Trakya'da Türkler tarafından kurulan vakıflara engeller çıkarıldığını ifade eden Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif, "1913 yılında Yunanistan ve Osmanlı arasında imzalanan Atina Anlaşmasına göre, vakıfları bizim idare etmemiz gerekiyor. Bu anlaşma, daha sonra meclis tarafından kanun haline getirildi. Bu kanuna rağmen, vakıflarda tayinler yapıyorlar ve kendilerinin istediği kişileri işbaşına getiriyorlar. Türkiye'de azınlık vakıflarına birçok hak verilirken, 2008'de çıkan vakıflar yasası da eski yasa gibi vakıfları Türklerin elinden alıyor. Bundan dolayı toplanarak bu yasayı da kabul etmediğimizi ilan ettik" diye konuştu. 

Batı Trakya'daki müftülük makamının Türkiye'dekinden farklı olduğunu ifade eden Şerif, "1913 Atina Anlaşması'na göre müftü, Türklerin kadısıdır. Türkiye'deki müftü ile Batı Trakya'daki müftülük ile Türkiye'deki müftülük makamı farklıdır. Lozan'da verilen haklara göre, bizlere aile hukuku, evlenme boşanma, miras gibi konuları İslam hukukuna göre çözüyoruz. Müftüler; vakıfların da başkanı, okulların da başkanı, halkın da lideri, onun için müftülerin ayrı bir yeri var Batı Trakya'da. 1985'te Yunanlılar,
Lozan Anlaşması'na göre seçimle gelmesiyle gereken müftüleri kendileri tayin etti. 1985'ten 1990'la ara kadar müftülerin seçimle gelmesi için çaba gösterdik. 1990'da Gümülcine'de cuma günü müftülük seçimi oldu, yüzde 95'lik oyla bu görevi bana tevdi ettiler. Ben hiç kimseye beni müftü seçin demedim ama halkım bu görevi verdi. 1990 yılından beri bu görevi yapıyorum" şeklinde konuştu.

.
Yayın Tarihi : 14 Haziran 2008 Cumartesi 17:08:13


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?