
Memur sendikalarının tüm Türkiye'de gerçekleştirdiği bir günlük 'Uyarı Grevi'ne Çorlu'daki kamu çalışanları da destek verdi. Atatürk Meydanı'nda toplanan değişik sendikalara üye yaklaşık 300 kişi eylem yaptı.
Türkiye Kamu-Sen, Eğitim-İş, Eğitim-Sen, Türk Eğitim-Sen, Yapı-Yol-Sen, Tüm-Bel-Sen sendikalarına üye memurlar Çorlu'da 'Uyarı Grevi'nde bir araya geldi. Sendikaların Çorlu ve Tekirdağ şubeleri ile temsilciliklerine üye memurlar, zaman zaman slogan atarak hükümeti protesto etti. Atatürk Meydanı'nda basın açıklaması yapan Türk-Eğitim-Sen Çorlu Temsilcisi Kemal Aktaş, yıllardır herkes için görevde olduklarını, 25 Kasım da ise yine herkes için grevde olduklarını söyledi. Aktaş; "Eylemimiz, memuruyla,
işçisiyle, esnafıyla, çiftçisiyle emekli, dul ve yetimiyle tüm vatandaşlarımızın sesini iktidara duyurmak içindir. Eylemimiz sizlere daha iyi hizmet sunabileceğimiz bir çalışma ortamının sağlanması içindir. Biz kamu çalışanları olarak vatandaşlarımızın doğduğu andan ölümüne dek, hayatının her alanında ve her anında hizmet üretiyoruz. Ancak kamudaki her olumsuzluğun sebebi olarak da bizler gösteriliyor, günah keçisi ilan ediliyoruz. İş bilmez iktidarların başarısızlıkları, kötü niyetli yöneticilerin
becerisizlikleri sırtımıza yüklendi" dedi.
Aktaş sözlerini şöyle sürdürdü: "Hastandan bulaşan virüs nedeniyle can veren doktor, kilometrelerce ötedeki köye ders vermeye giderken soğuktan donan öğretmen, haciz ihbarnamesini borçluya tebliğ ettiği için katledilen postacı, yangın söndürürken hayatını kaybeden itfaiyeci, ormancı, asayişi sağlarken şehit edilen polis, zabıta, raylara döşenen bombanın patlamasıyla şehit düşen makinist de biziz. Siyasi irade tarafından her fırsatta hizmet üretmemekle, yan gelip yatmakla suçlanan da biziz. Ekonomi
büyürken, 'ne katkınız var ki' diyerek bizleri görmezden gelenler, ekonomik krizin faturasını sırtımıza yüklemektedirler".
Eğitim Sen Çorlu Şubesi adına açıklama yapan Veli Aracı da Eğitim ve bilim emekçileri olarak haklarımıza ve geleceğimize sahip çıkmak, toplu sözleşme hakkımızı kullanılır kılmak ve hükümeti uyarmak için grevde olduklarını belirterek; "Eğitime yeterli bütçe, okullara ödenek verilmesi için grevdeyiz. Mesleki saygınlığımızın korunup geliştirilmesi için grevdeyiz. Temel tüketim maddelerinden vergi alınmaması, ilaçta katkı payı, sağlıkta katılım payı adı altında alınan paraların kaldırılması, vergi payının
düşürülmesi, herkesten kazancına göre vergi alınması ve vergide adalet için grevdeyiz. Gasp edilen toplu sözleşme hakkımızı kullanmak için grevdeyiz. Herkes güvenceli iş, onurlu bir yaşam, insanca bir ücret için grevdeyiz. Kaynakların sermayeye değil, işsizlik ve yoksullukla mücadeleye ayrılması için grevdeyiz" şeklinde konuştu.
"Hükümet ile kamu çalışanı sendikaları arasında bu yıl yapılan toplu görüşmeler sonucunda 2010 yılı için yüzde 2.5 + 2.5 oranında ücret zammı reva görüldü" diyen Eğitim-İş Sendikası Çorlu İlçe Temsilciliği Başkanı Gürkan Cinci de "Eylemimizin en önemli talebi sendikal haklarla ilgili olan yanıdır. Bu durum kamu çalışanlarınca beklenen bir sonuçtu, Her yıl aynı oyun sergilenmekte ve sadaka zam artışları tek taraflı olarak dikte edilmekte, hükümet uzlaştırma kurulunun kararını dahi dikkate almamaktadır. Bu
koşullarda toplu görüşme ile sendikalar dernek konumuna düşürülmektedir. Toplu sözleşme ve grev hakkı talebimiz, iş bırakma eyleminin ana hedefidir. Bu talep, 25 Kasım itibariyle önemli bir mesafe kat etmelidir. İşte, bu başarı bugün yaptığımız üretimden gelen gücümüzü kullandığımız iş bırakma eylemine katılım ile mümkün olabilecek, kamu çalışanlarının toplu sözleşme ve grev talebinin gücünü ortaya koyacaktır. Ülkemizin imzaladığı uluslar arası sözleşmeler ve Anayasamızın 90. maddesi kamu görevlilerine
Toplu Sözleşme ve Grev Hakkı tanımaktadır. Ülkemizdeki mahkemeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de verdiği kararlarda "Memurun Toplu Sözleşme ve Grev Hakkı Vardır" demiş; Danıştay, grev yapan kamu görevlileri hakkında herhangi bir yasal işlem yapılamayacağına hükmetmiştir" diye konuştu.
Cinci, hükümetin çalışanların gündemlerini saptırabilmek için her gün bir açılım yaptığını kaydederek, "Ancak hiçbir açılımı ne Cumhuriyet tarihi rekorları kıran işsizliğe çare olmakta ne de yüz binlerce kamu çalışanın insanca yaşam mücadelesine denk düşmektedir. Bir gün Kürtlere, öbür gün Alevilere, diğer gün Ermenilere, başka bir gün de ruhban okuluna açılım yapma gayreti içersinde olan iktidardan, çalışanların beklentisi insanca yaşam için gerekli ücret iyileştirilmeleri ve çalışanları yüz yüze olduğu
bu sefalet ücretinden bir an önce kurtarmasıdır. Aynı Hükümet, doğal gaz, akaryakıt, elektrik gibi bazı temel mal ve hizmetlere 2009 yılı içerisinde fahiş oranlı zamlar yapmıştır. 2010 yılında ise daha fahiş zamlar kapıdadır. Son olarak 1 Ekim 2009 tarihinden itibaren muayene katılım paylarına yapılan artışlar ise yüzde 100'ü bulmuştur. Elektriğe son bir yıl içinde yüzde 80'lere varan zam yapan, neredeyse bütün tüketim maddelerine her gün yeni yeni zamların geldiği bir dönemde AK Parti iktidarı çalışanlara
yüzde 2,5 zamları layık görmektedir" diye konuştu.
Konuşmaların ardından çeşitli sendikalara üye memurlar, olaysız biçimde dağıldı.
![]() |