3
Mart
2026
Salı
İNSAN KAYNAKLARI

80 BİN KAZA 1600 ÖLÜM

28 Nisan, Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü olarak kutlanıyor. Tersanelerle gündeme gelen kazaların kaydının doğru dürüst tutulmamasına rağmen, yapılan araştırmalar Türkiye’nin iş kazalarında Avrupa birincisi ve dünya üçüncüsü olduğu gösteriyor. İş güvenliği konusunda şirketlerin önlem almamasının başlıca nedenleri ise güvenlik önlemlerini gider olarak görmek ve eğitimsizlik.

 

Türkiye’de iş güvenliği bilinci henüz tam olarak oturmadı. Kurumsallaşmış şirketlerin çoğu bu konuda önlem alırken daha küçük ölçekli yerlerde iş güvenliğine yeteri kadar dikkat edilmiyor.

 

İşyeri Hekimliği ve İş Güvenliği Derneği (İHİD) bu alanda eğitim veren kurumlardan biri. 24 Haziran 2008’de kurulan İHİD’in temel amacı sektörlerin ve üyelerin ihtiyaçlarına cevap vermek. Dernek bu bağlamda talep eden işyerlerine eğitim veriyor, sunum yapıyor. İHİD Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mansur Yurt, iş sağlığı ve güvenliği konularında Türkiye’nin bilinç olarak çok gerilerde olduğunu söylüyor. "Bizim işverenlerimiz sadece denetimlerde sorun yaşamamak için kağıt üzerinde işlem yapıyor. İşte bilinç düzeyimiz bu. Müfettiş denetimi atlatıldı mı artık o evraklar da rafa kalkıyor." Kazaların resmi kayıtlara göre en çok (yüzde 14 civarında) metal işleriyle uğraşan işyerlerinde görüldüğünü söyleyen Yurt, ikinci sırada yüzde 10’la inşaat sektörü, üçüncü sırada yüzde 8 ile kömür madenciliği ve dördüncü sırada yüzde 7 ile tekstil olduğunu belirtiyor. "Ancak ben inşaat sektörünün iş kazaları konusunda birinci sırada olduğunu düşünüyorum. Çünkü bazı kurumsal şirketler hariç inşaatlarda işin doğası gereği doğru dürüst kayıt biletutulmuyor."

 

Kazalar gizleniyor

Başta İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu olmak üzere istihdamla ilgili kanun, ceza kanunları ve İHİD’in de imzaladığı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) işverenin iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili önlemleri almak zorunda olduğunu belirtiyor. İşverenin işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı çalıştırması gerektiğini ve işverenin iş güvenliği tedbirlerini almak zorunda olduğunu belirten yönetmelik ve kanunlar da var. İş güvenliği müfettişleri yaptıkları denetimlerde eksiklikler saptarlarsa işverene para cezası verebiliyorlar. Ancak denetimlerin ülkemizde son derece yetersiz olduğunu söyleyen Yurt, bir işyerine bazen 2-3 yılda bir müfettiş geldiğini belirtiyor. Resmi kayıtlara göre ülkemizde yılda 80.000 iş kazası ve 600 meslek hastalığı vakası olduğunu söyleyen Yurt bu sayıların gerçeği yansıtmadığını düşünüyor. "Bizim işverenlerimizde nedense iş kazalarını gizleme alışkanlığı yaygındır. Yani kazalar genellikle örtbas edilmektedir. Ülkemizdeki kayıtdışı istihdam oranları da göz önünde bulundurulursa resmi kayıtların doğruyu yansıtmadığı açıkça görülür." İş kazalarında resmi kayıtlara göre 1.500 civarında ölüm ve 2.200 civarında yaralanma meydana geliyor. Tabii kayıtlara girmeyen iş kazalarını, ölüm ve sakatlıkları hesaba katarsak bu sayılar büyük oranda artıyor. Yurt, resmi makamların bildirdiği sayılar arasında da uçurumlar olduğunu söylüyor. "Örneğin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verileri ile TÜİK rakamları arasında uçurumlar mevcuttur."

 

İş güvenliği ilkel yöntemlerle geçiştiriliyor

Özellikle malzemelerin taşınmasında meydana gelen ayak ve el yaralanmaları en sık görülen kazalar arasında yer alıyor. Ancak ölümcül kazalar büyük oranda yüksekten düşme, kafaya yabancı cisim çarpması ve makinaların emniyet tedbiri alınmadan kullanılması ile meydana geliyor. İnşaat sektörü, metal işleme sektörü, kömür madenciliği ve nakliyecilik kazanın en çok meydana geldiği sektörler.

 

Her sektörün kendine göre risk faktörleri var. Örneğin inşaat sektöründe yüksekten düşme ve kafaya yabancı cisim çarpması sık oluyor. Buna önlem olarak da emniyet kemeri ve baret takılıyor. Yurt, iş güvenliğinin ilkel yöntemlerle geçiştirildiğini söylüyor. "Kazaların çoğu birle on arasında işçi çalıştıran ufak işletmelerde oluyor. Buralarda kurumsal bir yapı olmadığı için derme çatma yöntemler uygulanıyor. Yani amacına uygun önlemlerden söz edemeyiz."

 

Dupont: Kazaların yüzde 96’sı yanlış davranıştan

Uluslararası bilim ve teknoloji firması olan Dupont güvenlik konusunu sadece iş güvenliği olarak ele almıyor. 200 yıllık tecrübeye sahip şirketin güvenlik kısmı 200 yıllık yolculuğun nerdeyse başından beri var. Dupont İş Sağlığı ve Güvenliği Çözümleri Satış ve Pazarlama Müdürü Ramazan Yalçın, bu eğitimler ve önlemler kapsamında arabasında artık hiçbir şekilde cep telefonuyla konuşamadığını söylüyor. "Bizde olmamış bir kazaya bile olma ihtimaliyle yaklaşıp güvenliğimizi alıyoruz. Trabzanları tutmak Dupont çalışanları için bir alışkanlıktır. Kayma ya da düşme durumunda yaralanmanızı engeller. Her ay elektrik, sürüş güvenliği, kesilmeler, el yaralanmaları gibi konuları tartıştığımız toplantılar yapıyoruz. Bu kazalar evde de olabilir işte de. Biz evi de iş yerini de ayırt etmiyoruz."

 

Ofislerde daha çok elle çalışıldığı için el yaralanmaları sık görülüyor. Yalçın, eğitimleri 2 şekilde yaptıklarını söylüyor. İş üstünde ve çalışanları bir araya toplayıp verdikleri eğitim. İş üstünde yapılan eğitimlerden biri sürüş. Mesela yılda 15.000 kilometreden fazla araç kullanan çalışanlar Dupont’ta mutlaka denetlemeden geçiyor. Amaç eksikleri belirleyerek onlarla ilgili çalışmalar yapmak. Dupont bir yıldır Çimento Endüstrisi İşverenleri Sendikasıyla birlikte çalışıyor. Bu eğitimde çimento fabrikalarında amirlerin çalışanları nasıl eğiteceği, fabrikanın içindeki güvenlik sistemlerinin nasıl çalıştırılacağı ve tüm çalışanların tehlikeli davranışları nasıl güvenli davranışlara çevirebileceği, herkesin sıfır kaza hedefine ulaşabilmesi için neler yapabileceği öğretiliyor. Sıfır kazanın ulaşılabilir olduğunu söyleyen Yalçın, riskler ne olursa olsun, güvenli davranışlar sergilendiği sürece sıfır kaza hedefine ulaşmanın mümkün olacağını belirtiyor. Dupont eğitimlerini hava yolları şirketlerinden hastanelere, toplu taşıma şirketlerinden (metro, otobüs gibi) otellere, fabrikalara, çimentodan petrole, uçak yapımından gıda firmalarına kadar birçok sektöre veriyor. Yaptıkları işin en zor kısımlarından biri müşteriye özel eğitim vermek zorunda olmaları. Aynı işi yapan iki fabrika bile olsa insanlar aynı olmadığı için eğitimlerin de farklı olması gerekiyor. Yalçın kazaların yüzde 96’sının insanların davranışları nedeniyle olduğunu söylüyor. Eğitim programı hazırlanırken denetçi, fabrikaya gidiyor ve inceleme yapıyor. Bununla da kalmayıp çeşitli alanlarda çalışan şirket elemanlarıyla da konuşuluyor. Alınan görüşlere göre eğitim programı hazırlanıyor.

 

Erkeklerde kaza oranı daha fazla

2007 yılı Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında Hanehalkı İşgücü Anketi ile birlikte, TUİK tarafından Türkiye’de ilk defa "İş Kazaları ve İşe Bağlı Sağlık Problemleri" konulu bir araştırma yapıldı. Buna göre:

 

-Son 12 ay içinde çalışmış olanların yüzde 2.9’u bir iş kazası geçirmiş.

 

-Bu oran erkeklerde yüzde 3.6 iken, kadınlarda 1.3.

 

-İlkokul mezunlarının yüzde 3.7’si bir iş kazası geçirmişken, yüksek öğretim mezunlarında kaza geçirenlerin oranı yüzde 0.9.

 

-Kaza geçirenlerin yüzde 67.5’ini ücretli, maaşlı veya yevmiyeli çalışanlar oluşturuyor.

 

-İşe bağlı bir sağlık sorunu yaşayanların yüzde 52.4’ünün geçirmiş olduğu kaza nedeniyle işten uzak kalmaları gerekmemiş veya bir günden az süreyle uzak kalmış.

 

80 bin iş kazası 600 meslek hastalığı

SSK 2006 yılı verilerine göre:

 

79.027 iş kazası 574 de meslek hastalığı kaydedildi.

 

1.601 ölümden 1.592’si kaza, 9’u ise meslek hastalığı nedeniyle oldu. Bunlar sonucunda ise 1.895.235 iş günü kaybedildi.

 

Risk Mühendislik Eğitim Danışmanlık Hizmetleri Sanayi Ticaret AŞ.’nin (RİSKMED) araştırmasına göre ise iş kazası ve meslek hastalığı vakalarının meslek gruplarına göre dağılımı tablosunda, toplam 80.602 iş kazasından; şirket müdürleri 3.509, metal işleme ve makina ile ilgili işlerde çalışan sanatkárlar 14.797, tesis ve makina operatörleri ile montajcılar 16.372, nitelik gerektirmeyen işlerde çalışanlar 23.490 kaza geçirdi. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) kaynaklarına göre her yıl 1.2 milyon kadın ve erkek iş kazaları ve meslek hastalıkları dolayısıyla hayatını kaybediyor. Yine aynı kaynaklara göre; her yıl 250 milyon insan iş kazaları 160 milyon insan ise meslek hastalıkları sonucu ortaya çıkan zararlara maruz kalıyor.

 

Gösteriş yüzünden kayıp düşülüyor

Ofislerde kayma-düşme, dolap üstünden malzeme düşmesi, haşlanma, elektrik çarpması, zımba-teli, iğne, açacak ucu batması kaza riskleri var. Servis araçlarıyla ulaşım sırasında meydana gelebilecek trafik kazaları ofis çalışanları için en büyük ölümlü kaza riskini oluşturuyor. Mansur Yalçın, birçok ofisin gösteriş nedeniyle mermer, granit gibi kaygan zeminler seçtiğini belirtiyor. "Granite bir miktar su döküldüğünde topuklu ayakkabı giymiş biri düşüp bacağını kolunu kırabiliyor." Ali Rıza Tiryaki iş sağlığı ve güvenliği, mesleki sağlık riskleri konusunda farkındalığı en az grubun modern plazalarda çalışan beyaz yakalılar olduğunu söylüyor.

 

Maliyeti yılda 4 milyar TL

İş kazaları konusunda eğitim veren bir başka firma Artı Danışmanlık. 1997’de kurulan şirket iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesi, kaza, hastalık veya afet durumlarında meydana gelebilecek kayıpların, zararın azaltılması amacıyla uygulamalar geliştiriyor. Artı Danışmanlık İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Danışmanı Ali Rıza Tiryaki, Türkiye’de iyimser yaklaşımla, iş kazaları ve meslek hastalıklarının toplam maliyetinin yılda 4 milyar TL olacağı tahmin edilebilir diyor. İş kazasının bir yönetim kusuru olduğunu belirten Tiryaki, önlem almayanların, öngörme ve önleme sorumluluğu olan bütün yöneticiler için ağırlaştırılmış hapis cezası olduğunu vurguluyor. Ölümlü sonuçlanan kazalar bakımından araç kazaları, yüksekten düşme, elektrik enerjisine maruz kalma, kapalı alanda atmosferik tehlikeler veya yanma-patlamaya maruz kalma nedenleri öne çıkıyor. Makinelerin enerjili kısımlarına el-kol kaptırma, kayma-düşme, düşen ya da fırlayan parçalara, sıçrayan kimyasala maruz kalma diğer sık karşılaşılan kaza türlerini oluşturuyor.

 

Çalışanın iş kazasından ve meslek hastalığından korunma, bu risklerin minimize edildiği ortamlarda çalışma hakkı ve hayati tehdit içeren işleri reddetme hakkı var. Çalışan kendisinde bir meslek hastalığı olduğu kuşkusu taşıyorsa doğrudan SGK Bölge Müdürlüğü’ne, Meslek Hastalığı Hastanesi’ne başvurabiliyor. Fakat bu haklardan haberdar olanların oranı düşük. Tiryaki, bu haklardan haberdar olanların da iş kaybetme korkusu ile konuşamadığını, hakkını arayamadığını belirtiyor.

 

Hiçbir iş, güvenlik tedbirlerini almadan yapılacak kadar acil değil

İlkokuldan beri güvenlik bilincinin verilmediğini belirten Yalçın, iş kazalarının çok büyük bir bedel olduğunu, ağır yaralanma ya da hayat kaybının karşılığı olmadığını söylüyor. Güvenlik bilincinin oluşmamasında kültür seviyesinin düşük olması ve bu tip güvenlik önlemlerinin gider olarak görülmesi büyük rol oynuyor. "Hiçbir iş, iş güvenliği tedbirlerini almadan yapacak kadar acil değildir. İşi şirketin para kazanması için yapıyorsunuz ama bir işi aceleyle yapıp kaza olduğunda yapacağınız o işten daha büyük bir değeri kaybediyor şirket. Ölüm olması gerekmiyor. Bacağınızı incitip 3 gün evde yatmanız bile büyük bir kayıp. Türkiye’de iş güvenliği bilinci yok dersem ayıp olur ama var dersem daha büyük ayıp olur. Bazı şirketler iş güvenliğini bir gider kapısı olarak görüyor. Bunu da sorumluluk bilinci olmamasının nedenlerinden biri olarak söyleyebiliriz."

 

İş kazaları dendiğinde akla ilk gelen, tabii ki tersaneler. Bir dönem arka arkaya çıkan ölüm haberleri tersanelerin iş güvenliği konusunda herhangi bir önlem alıp almadığı sorusunu akıllara getirmişti. Mansur Yurt buralardaki ölümlerin hız kestiğini ya da duyurulmadığını ancak ölümlerin hálá devam ettiğini de iddia ediyor. "Bu insanın yaşama hakkına saygıyla ilgili bir konu. Orada insanlar denek olarak kullanıldılar. Böyle birşeyi nasıl açıklarsınız? Buradaki bazı işverenlere ve çalıştırdıkları teknik kadrolara sil baştan iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmeli." Genelde bütün yasaların çalışanların sağlık ve güvenliğinden yana olduğunu belirten Yurt, işverenin eğitimler vermek ve emniyet tedbirlerini uygulamak zorunda olduğunu da ekliyor. "İşveren tedbir almazsa suçlu duruma düşer. Ancak çalışan tedbir alındığı halde kurallara uymazsa uğrayacağı zararın tazmini noktasında sıkıntı yaşayabilir. Çok nadir kurumsal, çokuluslu firmalar hariç genelde işveren de çalışanlar da haklarının ve sorumluluklarının bilincinde değiller." Ramazan Yalçın ise bir kazada kum çuvalı yerine tersane işçilerinin kullandıldığını hatırlatarak "Bu işi yapanların ve yaptıranların güvenlik bilinci yok. Böyle bir risk alamazsınız. Kum torbası almayıp da oraya insan çıkartanlarda iş güvenliği bilinci eksikliği vardır" diyor.

Hürriyet
Yayın Tarihi : 26 Nisan 2009 Pazar 16:04:15


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?