Türkiye’de 65 bin avukat var. Bu rakam ihtiyacın çok üstünde, çünkü Türkiye’de bu kadar avukatı yaşatacak iş yok. Üstelik avukatlar ordusuna her yıl 4.500-5.000 yeni mezun ekleniyor. Her dönem popüler bir bölüm olan hukuka, gençler çoğunlukla "iyi para kazanırım, kendi işimi yaparım" beklentisiyle giriyorlar ama mezun olunca hayal kırıklığı yaşıyorlar.
En az 4 yıl üniversitede ağır bir eğitim gören, ardından 1 yıl da mecburi staj yapan avukatlar 800-1.000 TL’ye çalışmaya başlıyorlar. 1.500 TL gibi bir rakam, meslekte iyi bir ücret olarak kabul ediliyor. Avukatların en büyük sıkıntısı ekonomik koşullar. Diğer taraftan Türkiye’nin 25 bin hakim ve savcıya ihtiyacı varken, sayıları sadece 12.500.
Hukuk, her zaman öğrencilerin ilk tercihleri arasında yer aldı. Son yıllarda bu ilgi daha da arttı, yeni fakülteler açıldı. 2008 ÖSS’de 100 binden çok öğrenci tercih listesine hukuk yazdı. Hukuk 26 bin adayın birinci tercihiydi. İlk 3 sırada hukuk yazanların sayısı 63 binin üzerindeydi. Beş binden fazla öğrenci hukuka girdi. Acaba Türkiye’nin her yıl 5 bin yeni mezuna ihtiyacı var mı? Acaba, 4 yıl ağır bir eğitim gören, ardından bir yıl da staj yapan mezunlar, avukat, hákim veya savcı olduklarında emeklerinin karşılığını alabiliyorlar mı?
Avukatlık, hukuk mezunlarının birinci tercihi, çünkü öğrencilerin gözünde avukatlık hem bir kamu hizmeti hem de serbest meslek. Ayrıca, "dışarıdan bakıldığında" avukatlar çok kazanıyorlar. Oysa, çok küçük bir azınlık hariç, durum hiç de böyle değil.
Tam çilem bitti, artık avukat oldum, para kazanacağım derken acı gerçekle karşılaşıyor genç avukatlar: Büro açmak bir hayal, çünkü maliyeti çok yüksek, yeni ve çevresi olmayan bir avukatın iş bulması neredeyse imkansız. Tek çare, bir avukat yanında, bir büroda iş bulmak ve 800 ile 1.500 lira arası bir maaşa razı olmak. Bir bankada iş bulanların da alacağı 1.000-1.500 TL.
İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın, "Bana göre, 25 bin avukatın olduğu İstanbul Barosu’nda gerçekten bu işten para kazanan avukat sayısı yüzde 5’lerdedir. 25 bin avukatın 12 bini 35 yaş ve altında. Bunların bir çoğu da başkasının yanında çalışıyorlar. Büro açabilmek o kadar masraflı bir yol ki, cebinizde ayda 1.500 kalması için büronuzun net 5.000 lira kazanması lazım. Bugün bir avukatın bir evinin bir arabasının olması lüks değil. Avukatlar bu ülkenin koşullarında alabildikleri paralarla bir taraftan sigortaları ödemeye çalışırlar, bir taraftan büro kiralarını, bir taraftan da evleriyle ilgili geçim standartlarını sağlarlar. O nedenle çok da cazip bir meslek değil" diyor.
Her gün bir adliyeden diğerine mekik dokuyan, soruşturmaya giren, duruşmalara katılan, dava açan, açılan davaya cevap veren avukatlar Türkiye’de genellikle her dalda (ceza, idari hukuk, icra hukuku vs) çalışmayı tercih ediyorlar, branşlaşma yoluna gitmiyorlar.
Yılda 5 bin mezuna ihtiyaç yok
Şu anda Türkiye’de 25’i vakıf olmak üzere 56 hukuk fakültesi var. Hukuk fakülteleri yılda toplam 4.500-5.000 mezun veriyor. Hukuk fakültelerinde okuyan toplam öğrenci sayısı ise 25 bin, ama kontenjanlar her yıl artırılıyor.
Türkiye’de avukat sayısı ise 65 bin. Bu sayı halihazırda Türkiye’nin ihtiyaçlarının çok çok üstünde. Çünkü hukuk mezunlarının önünde bu kadar iş alanı yok. Av. Muammer Aydın, ancak mesleğin önü açılır da yeni iş alanları yaratılırsa bu sayının normal kabul edilebileceğini söylüyor: "Tıpkı koruyucu hekimlik gibi koruyucu avukatlık, önceden düzenleyici avukatlık getirilirse Türkiye’de de yeni yeni iş alanları ortaya çıkar. Ama ülkemizdeki genel alışkanlıklara baktığınız zaman ticari şirketlerin, sanayicilerin dahi avukatlardan istifadesinden yoksun olmaları sonuçta bu kadar yığılmayı ve iş alanlarında daralmayı gündeme getiriyor. Avukatlık yasasının 35’inci maddesine göre; anonim şirketler ve sayısı 100’den fazla olan kooperatif şirketler avukat bulundurmak zorundalar; ama burada rakam 250 bin lira olanca (Not: Avukat bulundurma zorunluluğu, sermayesi 250 bin TL ve üstü olan anonim şirketler için geçerli) anonim şirketlerde de önemli oranda bir daralma oluyor. Madde ilk çıktığında rakam 50 bin liraydı, şimdi ise 5 katı. Bununla ilgili İstanbul Barosu olarak ticaret odasındaki şirketlerin dökümünü alıp, onlarla yazışma yaptık, zorunlu avukat bulundurulması gerektiğini bildirdik. Buna uyulmaması halinde para cezası var. Böylece hem yeni iş alanları artırılacak hem de çok sayıda uyuşmazlık ve ihtilaf, bu önleyici ve mecburi avukatlık sayesinde yargıya intikal etmeden çözülebilecek."
Ama hákim ve savcı açığı büyük
Hukuk mezunlarının önündeki bir seçenek de hákim ve savcılık. Sınavda başarılı olanlar mülakattan geçerek hákim ve savcı olabiliyorlar. Hakim ve savcıların maaşları 2.000 ila 5.500 arasında değişiyor.
Yargıtay da dahil, Türkiye’de bugün 12.500 hakim ve savcı var ancak ihtiyaç bunun iki katı. Aydın, Türkiye’de soruşturmaların ve kovuşturmaların bu kadar az hákim ve savcıyla yapılmaya çalışıldığını, bu nedenle yargının iş yükünün aşırı olduğunu söylüyor: "Mahkemelerde önemli sayıda dava dosyası var. Bu dosyaların kısa sürede bitmediği herkes tarafından biliniyor. Bunun en önemli nedeni de bu tabii." Aydın, yeni hákim ve savcı alımı yapılmamasının nedenini ise yargıya yeteri kadar pay ayrılmamasına bağlıyor: "Yargıya genel bütçeden ayrılan pay yüzde 1.3 seviyesinde. O da mevcut adliyelerin yapımıyla ilgili kaynaklar. Adliyelerde önemli oranda personel sıkıntısı yaşanıyor; icra daireleri çökme noktasına geldi, teknik araç gereç ve özellikle vasıta yokluğundan dolayı cezaevlerinden tutuklular getirilemiyor."
Hukuk mezunlarının hayallerini süsleyen mesleklerden bir diğeri de noterlik. Türkiye’de noterliğe müraacat etmek için noterlik belgesi alan avukatlar, açık kadrolar olduğunda atanıyorlar. Çok önemli sayıda avukatın elinde noterlik belgesi olduğundan sırada bekleyen çok avukat var.
Türkiye’de toplam 1.640 noterlik var. Bunların 492 kadın 921 erkek. Fiilen görev yapan noterlerin sayısı 1.413, münhal noterlerin sayısı 174. Noterliklerdeki toplam çalışan sayısı ise 10 bin.
Öğretim üyeleri vakıf üniversitelerine gitti
Nihayet, hukuk mezunlarının bir kısmı da, fakültelerde öğretim üyesi olarak kalıyor; ama ne yazık ki sayı yeterli değil. Türkiye’de hukuk fakültelerinde 1.192 öğretim üyesi var. Bunların 253’ü profesör, 129’u doçent, 234’ü yardımcı doçent, 576’sı da doktor ya da asistan. Mevcut öğretim üyeleri vakıf üniversitelerine gitmiş olduklarından devlet üniversitelerinde önemli bir öğretim üyesi eksikliği var. Hatta vakıf üniversitelerinde derslere profesörler giriyor, devlet üniversitelerinde ise asistanlar.
4 bin avukat CMK’dan medet umuyor
Bir avukat ücretli çalıştığında 800-1.500 TL arası kazanıyor. Avukatlar iş alanlarının darlığı ve ücretlerin düşüklüğü sebebiyle ekonomik sıkıntı çekiyorlar. Muammer Aydın, "İstanbul Barosu’nda 4 bin arkadaşımız CMK (Ceza Muhakemeleri Kanunu) denilen sistemde görev alarak maddi durumlarını düzeltmeye çalışıyorlar. Bu sistemde ücreti devlet karşılıyor. Ama bu sistemde dahi avukatlar ücretlerini geç alıyorlar, makbuzlar da kesilmiş olduğu için katma değer vergisini ödeyemeyip, Maliye’nin icra takibine maruz kalıyorlar; almadıkları paranın vergisini ödüyorlar. Onun dışında 2.500 civarında meslekdaşımız adli yardımda olan - yani ekonomik durumu iyi olmayan, özellikle asgari ücret ve altında alan, fakirlik belgesi ibraz edilen - kişilere adli yardım hizmeti veriyorlar. Asgari ücret tarifesi doğrultusunda avukatlık ücreti alıyorlar" diyor.
Özellikle son yıllarda hukuk fakültelerine girip avukat, hákim veya savcı olanların büyük çoğunluğunun anne babalarının ya da ailelerinden en az bir kişinin hukukçu olduğu görülüyor. Bu sayının eskiden bu kadar fazla olmadığını söyleyen Aydın, bunda ekonomik nedenlerin rol oynadığını söylüyor: "Hazır bir büroyu yönetmek, hazır bir büronun koşullarını edinmek adına yapılan tercihler bunlar. O nedenle istenmese de buna yönelen çok kişi oluyor. Meslekdaşlarımızın çocuklarının mesleğe girişinde önemli oranda artış var."
Sayılarla hukuk mezunları
Türkiye’deki hukuk fakültelerinin sayısı: 56
Yılda verilen mezun sayısı: 4.500-5.000
Üniversitelerdeki öğretim üyesi sayısı: 1.192. (253’ü profesör, 129’u doçent, 234’ü yardımcı doçent, 576’sı da doktor ya da asistan.)
Türkiye’deki avukat sayısı: 65 bin
Hakim ve savcıların sayısı: 12.500 (gerçek ihtiyaç 24 bin)
Hakim ve savcıların ortalama maaşı: 2.000 ila 5.500 arasında değişiyor.
Noterliklerin sayısı: 1.640
sevgili kardeşim bu yazınızı okuduğum da bu gençlere ne önerdiğinizi doğrusu anlamış değilim.Büro açmasınlar,avukat yanında çok düşük maaş alıyorlar,savcı, hakim herkes olamıyor. peki ne yapmaları gerekiyor. Üstelik sizin deyiminizle ,yani verdiğiniz yüzde oranı ile 65 bin avukatın 3 bini para kazanıyor geri kalan 65 bin kişi aç mı dolaşıyor. ben aç dolaşan pek avukat görmedim. İYİMSR OLMAK GEREKİR.GENÇLERİN MORELİNİ BOZMAMAK GEREKİR. ÜLKEMİZDE GENEL DE ALTERNATİFSİZ MUALEFET MODA OLDU.
Kazanırlar, kazanırlar; 65 değil, 165 bin olsalar da kazanırlar !.. Ülkemizde, en küçüğünden başlayıp, orta boy da dahil olmak üzere, en büyüğüne kadar hiçbir zaman eksik olmayan çekişmelerde bütün ahalinin ilk soluk aldıkları merci avukatlardır. Bunlara, birkez yakanızı kaptırmaya göresiniz; bir kaptıracak olursanız ne davanız sonuçlanır, ne de bunlardan yakanızı sıyırabilirsiniz. Seyredenler var ise bunların bir kez daha, veya seyretmeyenler varsa da bunların, Kemal Sunal'ın muhteşem "Davacı" filmini izlemelerini öneririm. Bu vesileyle bizzat şahit olduğum bir olayı anlatayım: Geçmiş bir zamanda bilirkişi olarak çağrıldığım mahkemede, sıramı beklerken, adliye koridorunda "davacı ile bunun avukatı" arasında pazarlık yapılıyordu. Avukatın, davacıya söylediği şuydu: "- kesin olarak gelecek duruşmada bunu sonuçlandıracağım; ama sen bana iki bin daha ver !" Acaba bu dava nekadar süre daha devam etti ve mağdur acaba 'daha ne kadar iki binler' verdi ?! .. Birbirleriyle davacı olanların bilmesi gereken şudur: "- tutduğunuz avukatlar, bilesiniz ki, akşamları bir araya gelip, bir restorantta sohbet ederlerken 'bu davaları daha ne kadar sürdürebiliriz' diye sizlerle gırgır geçiyorlar !"
Her daim hekimler eleştirilecek değil ya, buyrun sizlere "tıbbiyyeliler ile mülkiyyeliler arasındaki mukayese veya farkları"