19
Mart
2026
Perşembe
İNSAN KAYNAKLARI

Çağlayan Arkan'dan tavsiyeler

Çağlayan Arkan: ‘En iyi beyinler sizdeyse gelecek de sizin oluyor’

Microsoft Türkiye Genel Müdürü Çağlayan Arkan enerjisi bol bir yönetici.

Arkan, Microsoft Türkiye'nin ‘Türkiye Bilişimle Kalkınıyor’ vizyonunu ağzından hiç düşürmüyor; okullara, iş ortakları toplantılarına koşuyor; bilişimle ilgili sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında aktif rol alıyor; kendi blog’una gelen yorumlara yanıt veriyor; bu koşuşturmaca içinde okumaya da ara vermiyor.

Mükemmeliyetçi olduğu için kendini eleştiren Arkan, çalışma arkadaşlarının kimi zaman onu realist bakmaya davet ettiğini söylüyor.


Microsoft’a geçişiniz nasıl oldu?

Bir liderin belli bir dönemde hem yapmak istediklerini gerçekleştirebileceğini hem de bir kültür oluşturabileceğini düşünürüm. Siemens Business Service’te de bu dönemi tamamladığımı düşünmüştüm; 3 senesi genel müdürlük olmak üzere 7 senedir orda çalışıyordum. Aktif bir iş arayışım yoktu ama farklı bir açılım yapma zamanının geldiğine inanıyordum.

Microsoft gibi bir oyuncunun Türkiye gibi bir pazarda kendi işinin ötesinde roller üstlenebileceğini ve ciddi bir kaldıraç gücü olabileceğini hep düşünmüşümdür. Türkiye’ye ve bilişim sektörüne dair heyecanım nedeniyle Microsoft benim için en doğru yerdi. Herhangi bir işveren ya da iş değildi...

Microsoft Türkiye, çalışanlarına nasıl bir ortam sunuyor?

Microsoft’un kişilerin potansiyellerini gerçekleştirmeleri gibi bir misyonu var. Yani burada çalışan kişi istediği alanda çalışabilir ve kendini geliştirmek için bütün imkânlara sahip. Önemli liderler var ama hiyerarşi neredeyse yok. Herkesle iletişim içerisinde olup fikir alışverişinde bulunabilirsiniz. Temelde Microsoft, ürün ve hizmetleriyle dünyayı değiştiren bir şirket ve siz de kendi katkınızla böyle bir devinimin içinde yer almış oluyorsunuz. Bütün bunları yaparken de kariyerinizi tamamen kendiniz yönetiyorsunuz. Bence bu, kendisiyle ve gelecekle ilgili hayal kuran birini heyecanlandıracak bir fotoğraf.

Microsoft’un ABD’de çalışılmak istenen şirketler arasında Google’la mücadele içinde olduğu söyleniyor ve şirket yakın zamanda da İK yönetimini değiştirdi... Türkiye’de de diğer bilişim şirketleriyle böyle bir rekabet durumu var mı?

Türkiye’de de cazip işverenler var. Herkes en iyi çalışanı kendi kadrosuna dahil etmek istiyor. En iyi beyinler sizdeyse gelecek de sizin oluyor. Çalışanlar için en önemli konu maaş ve unvandan önce gelişme ve kariyerde yükselme imkânı. Biz de bunu en iyi şekilde sağladığımızı düşünüyoruz. Çalışanların burada mutlu olması için pek çok şey yapıyoruz. Çalışma saatlerimiz esnektir, evde ya da seyahatte şirketin network’üne erişip işlerinizi yapma olanağına sahipsiniz. İşyerinde masajdan doktora pek çok imkân var, bunları önemsiyoruz. Şirket yönetimine çalışanların katkısı ön plandadır. Hobileriniz üzerine ya da şirket içinde iyileştirilmesini istediğiniz bir konu varsa komiteler oluşturabilirsiniz.

Bu ortamda yönetici olmak nasıl?

Hem zevkli hem zor... Potansiyeli yüksek insanlarla çalıştığınızda beklentileri en yüksekte, eleştirileri de sert ve kapsamlı oluyor. Çalışanınız sizi her zaman zorlar, her zaman eleştirir, her zaman cezalandırır. 360 derece bir mekanizma içinde tatmin edici bir performans göstermeniz gerekir. Eleştirildiğim zamanlar oluyor ama kendinizi sürekli geliştirmek istiyorsanız böyle bir ortamda olmak doyurucu.

Kendinizi eleştiriyor musunuz?

İlk aklıma gelen biraz mükemmeliyetçi olmam, hem her şeyin en iyisini hem de aynı anda yapılmasını talep etmem ve bu yolda örgütü de bir parça itiyor olmam. Bu arkadaşlarımın da zaman zaman yakındığı bir özelliğim. Doğrusu kimi zaman etkin bir münazara ortamı yaşıyoruz; çünkü ben çıtanın düşürülmesi konusunda kolay ikna olmuyorum. Çalışma arkadaşlarım kimi zaman beni daha realist bakmaya davet ediyor. O zaman belli konularda beklentilerin tekrar ayarlanmasını sağlıyoruz.

Microsoft’un önümüzdeki yıl için hedefleri neler?

KOBİ'ler Türkiye’de neredeyse dokunulmamış bir alan; burada iş ortaklarımızla beraber kırılım yaratacak projelerimiz olacak. Tüketiciye yönelik bilgisayar ve internet kullanımının kariyer ve eğitim açısından vazgeçilmez araç olduğunu gösterme hedefimiz var. Mobil dünyada yapmak istediğimiz fazla şey var. Oyun ve eğlence tarafında önümüzdeki senenin ikinci yarısı gerçekleştirmek istediklerimiz var. Türkiye Bilişimle Kalkınıyor vizyonu bizim bütün çalışmalarımızı yönlendiriyor; ki bu da sektörle birlikte Türkiye’nin önemli sorunlarına teknoloji marifetiyle el atılması, bu sorunlar çözülürken biriktirilen bilginin ihracata yönelik olarak yapılandırılması...

Türkiye Bilişimle Kalkınıyor vizyonu nasıl doğdu?

Microsoft’a geldiğim dönemde, Eylül 2003’te arkadaşlarımızla çalışmamız esnasında ortaya koyduğumuz kavramları özetlememizle ortaya çıktı...

Bilişim sektörünün gelişmesi için devlet tarafında alınan yolu nasıl buluyorsunuz?

Çaba var ama bilişim Türkiye’nin öncelikli sektörleri arasında yerini almadı. Bize göre bir kişi ya da tarafın tam zamanlı işi olması lazım. İlla bakanlık olmalı demiyoruz. Yetki ve sorumlulukları belirlenmiş bir yapının tek işinin bilişim olması lazım. Altyapı ve hukuk tarafında atılan adımlar o zaman işe yarayacaktır. 



Siz bunları sık tekrarlıyorsunuz ama İrlanda ya da Hindistan örnekleri ütopik kalmıyor mu?

Türkiye, İrlanda ya da Hindistan gibi olmak durumunda değil. 4 milyar dolarlık bilişim sektörüne sahibiz. Hindistan 57 milyar dolar ihracata koşan bir ülke. Türkiye 2 milyar dolar ihracat hedefi koysa, bilişim sektörünü uçurur. Türkiye bunu yapabilecek durumda. Ama daha önemlisi şunu söylüyoruz; sosyal güvenlik, eğitim, sağlık ve benzeri sorunlarını teknoloji kullanarak çözdüğü noktada bırakın ihracatı, Türkiye başka bir noktada olacak. Yanlış yere baktığınız zaman tren kaçtı noktasına geliyorsunuz, halbuki bu teknolojiyi kullanarak ne yapıldığına bakarsanız, orada gidilecek yol var. Türkiye’nin geç kaldığı doğru ama treni kaçırmış değil.

Bilgisayar ve internet sahipliğinin az olması bu hedeflerinizi ne derece etkiliyor?

Bilgisayar az kullanılıyor çünkü bilgisayar alınca insanların hayatı değişmiyor. 'Neden bilgisayar alayım?' sorusunun cevabını ne sektör, ne devlet tam anlamıyla verebildi. Siz hizmetleri, eğitimi ve Türkçe içeriği web’e taşırsanız bu bir anda değişir. E-devlet olmanın yolu yalnız bilgisayarda değil; mobil abone sayısı fazla, mobil dünyadan da çoğu hizmeti verebilirsiniz.

Türkiye’nin Avrupa ülkelerinin yazılımcı ihtiyacını karşılayabileceğini söylüyorsunuz...

Bilişimci işgücü açığı Türkiye’nin de içinde olduğu bütün ülkelerin sorunu. AB bu konuda özellikle kötü durumda, çünkü nüfusu yaşlanıyor. Türkiye’nin ise genç ve iş arayan bir nüfusu var. Ve bilişim işgücü yetiştirmek, diğer sektörlere göre daha kolay ve ucuz. Türkiye stratejik karar verse, '100 bin yazılımcı yetiştireceğiz' dese büyük bir potansiyel var.

Gençlere önerileriniz neler?

Devletin stratejik bir karar vermediği noktada, herkesi üniversite mezunu olmaya itiyorsunuz. Kişilerin inisiyatif alıp da ben üniversite okumayacağım ama iyi yazılımcı olacağım demeleri bir parça daha zor. Gençler açısından bakacak olursak teknoloji, işletmecilik, pazarlama alanlarında ciddi kariyer imkânları var.

--------------------------------------------------------------------------------


‘KALEM KAĞIT KULLANMA ALIŞKANLIĞINI YİTİRMEDİM’

Teknolojiyle aranız nasıl?

Herhalde sanılana göre bilgisayar kullanmaya daha az zaman ayırıyorum. Gazete ve kitap okuyan birisiyim. Kalem, kâğıt kullanma alışkanlığını yitirmedim. Müzikle aram fena değil; orada teknolojiden faydalanıyorum. İşim gereği, iş süreçlerimiz web’de olduğu için bilgisayar başında da zaman geçiriyorum tabii.

Blog’unuzu sık güncelliyorsunuz, yazıyla aranız iyi sanırım...

Blog açmak beklemediğim kadar heyecan verici bir açılım oldu. Hem oraya yazmayı hem de orayı izlemeyi seviyorum. Günde bir birkaç kere girip bakıyorum yeni yorum gelmiş mi diye. Tanımadığım binlerce insandan kimi zaman eğlenceli, kimi zaman düşündürücü ama bana katkıda bulunan yorumlar alıyorum. 24 saat içinde her şeye cevap verdiğimi söyleyebilirim.

Yazı dışında epey konuşma da yapıyorum. Bir hayaliniz, inandığınız bir şey varsa, öğrenciler ve gençler başta olmak üzere ilgilendiğini düşündüğünüz kitlelere kendinizi ifade etmek görev addettiğiniz bir şey. Yazarak, okullarda konuşarak, insanlarla iletişim içinde olmayı, geri besleme almayı önemsiyorum.

--------------------------------------------------------------------------------


‘SPOR, HAYATIMIN ÖNEMLİ BİR PARÇASI’

İş-yaşam dengeniz nasıl?

Yoğun çalışıyorum ama mutlaka tatil yapar, aileme zaman ayırırım. Spor, hayatımın önemli bir parçası ama yaptığım sporlar değişebiliyor. Spor yapıp iyi beslenince, bir de yaptığınız işle ilgili heyecan duyuyorsanız, bir parça da planlama yapabiliyorsanız sizi belli bir enerji seviyesinin üzerinde tutuyor.

özge gözke/milliyet insan kaynakları
Yayın Tarihi : 27 Ekim 2007 Cumartesi 14:50:33


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?