Uzmanlara göre Bostancı operasyonu can kaybı yaşandığı için 'başarısız' bir operasyon. Eski Emniyet Müdürü Feramuz Erdin istihbaratın eksik olduğunu, keşfin yapılmadığını ve polislerin deneyimsiz olduklarını söylüyor. Erdin, bu tür operasyonların Özel Harekat timlerinin işi olduğunu anımsatıyor..
27 Nisan'da bütün İstanbul, Bostancı'da yapılan operasyonla uyandı. Devrimci Karargah örgütü Merkez Komitesi üyesi olduğu açıklanan Orhan Yılmazkaya'nın olduğu hücre evine yapılan operasyon, tam altı saat sürdü. İstanbulluların canlı yayında izlediği operasyonda Emniyet Amiri Semih Balaban ve olayı izleyen Mazlum Şeker hayatını kaybetti, biri gazeteci altısı polis, yedi kişi yaralandı. Operasyonla ilgili pek çok ayrıntı hâlâ tartışılıyor. Emniyet'in çeşitli birimlerinde görev yaptıktan sonra 2007'de Emniyet Müdürü sıfatıyla emekli olan Feramuz Erdem'le operasyondaki soru işaretlerini konuştuk. Operasyonu profesyonel bir gözle değerlendiren Erdem, eleştirilerinin rencide etmek amacı taşımadığını ancak polis teşkilatının da kendini yenilemesi gerektiği görüşünde.
İstanbul sokaklarından, Şırnak Uludere'ye kadar pek çok yerde görev yapan Erdem; eski bir mensubu olduğu teşkilatın 10 Nisan Polis Günü'nde gül dağıtmak yerine, üniversitelerle işbirliği yapması, suç istatistiklerini açıklaması ve en önemlisi asayişi sağlamayı asli görevi olarak görmesi gerektiğini söylüyor. Emekli Emniyet Müdürü Feramuz Erdem'in yanıtlarından öne çıkanlar şunlar...
PROSEDÜR NASIL?
Operasyonların prosedürü şöyledir: Bir amir vardır, operasyonu o yönetir ve genellikle özel harekatçıdır.
Operasyon alanında silah kullanacak kişileri amir belirler, geride olan birimler silah kullanmaz. Bir de yardımcısı vardır, o da alanı sterilize eder.
ÇEVRE GÜVENLİĞİ
Silah kullanılan bir operasyonda en az 200 metrenin insansızlaştırılması gerekiyordu. Ancak Bostancı'da güvenlik şeridi sadece yola paralel çekilmişti.
BİNALAR DOLUYDU
Güvenli bir tahliye planının yapılması, hem hücre evinin olduğu binanın hem de yan binaların boşaltılması gerekirdi. Bostancı'da bu yapılmadığı gibi, Orhan Yılmazkaya'nın silahından çıkan kurşunlar karşı binadaki bir evde bulunan çocuk odasının yatağına kadar ulaştı. İhmal edilen bir başka şey de binanın doğalgazının kesilmemesiydi. Yılmazkaya istese doğalgazı sonuna kadar açıp, bütün binayı havaya uçurabilirdi.
TRAFİK AKIŞI
Çatışmanın olduğu hücre evinin arka caddesi trafiğe açık tutuldu. Ve hücre evindeki kişi, buradan arka pencereye giderek rastgele ateş açtı. Operasyonu yöneten amirin, semt haritasını önüne alıp, trafiğe kapatılacak yollara hemen karar vermesi gerekiyordu.
DİRENİŞE ŞAŞIRDILAR
Polisler kapıyı çaldıktan sonra bomba ve silahla karşılık almayı beklemiyordu. Yaralı olarak geri çekildiklerinde garaj kapısını bile açtırmadıkları için yaralıları garaj kapısının üzerinden tahliye ettiler, yani geri çekilme yolları bile kapalıydı.
SAĞ YAKALANMALIYDI
Polisin birinci önceliği hücre evindeki kişiyi sağ ele geçirmek olmalıydı. Çünkü ancak bu şekilde daha fazla bilgiye ulaşılabilirdi. Çatışma anında ise hangi silahların ve enterne edici araçların kullanılacağına operasyonu yöneten amir karar vermeliydi.
PLANLI DEĞİLDİ
Hedef belirlendikten sonra kişi teknik ve fiziki takiple izlenmeliydi. İzlemenin sonucunda da keşif yapılmalıydı. Operasyondan önce hücre evi hakkında hiçbir istihbari bilgi toplanmadı ve her operasyondan birkaç gün önce yapılması gereken keşif yapılmadı. Böylece içeride kaç kişinin yaşadığı önceden öğrenilebilir, hücre evine bu kadar çok cephane yığıldığı kesinlikle bilinirdi. Polis hücre evine sıradan bir gözaltı işlemi yapmaya gitti ve direnişle karşılaştı.
VATANDAŞ DUYARSIZ
Operasyon sırasında silahın önünde kimsenin olmaması gerekirdi. Ancak vatandaşlar, film seyreder gibi çatışmayı seyretti. Polisin de kendisine engel olanları operasyon bitiminde serbest bırakmak üzere gözaltına alma yetkisi vardı. Ancak ne vatandaş ne de polis üzerine düşeni yaptı.
POLİS DENEYİMSİZDİ
İstanbul polisi altı-yedi yıldır böyle bir çatışma yaşamadı. Deneyimli personel de yanlış kadrolaşma nedeniyle şimdi başka birimlerde çalışıyor.
EKİP YANLIŞTI
Bostancı operasyonu, Terörle Mücadele ekiplerince yapıldı. Ancak bu tür operasyonları Özel Harekat birimleri yürütmeli. Özel eğitim alan Özel Harekat birimleri, karşılık gördüklerinde planlı olarak geri çekiliyor. Emniyet Amiri Semih Balaban, kapıyı çaldıktan sonra üzerine açılan ateşle öldü, ancak Özel Harekat'çılar kapıyı çaldıktan sonra kapı önünde beklemiyor, siper alıyor ya da yere paralel yatarak, içeriden gelecek yanıtı bu pozisyonda bekliyor.
OPERASYON BAŞARISIZ
Bostancı operasyonu, Batı standartlarına göre başarılı bir operasyon değildi. Batı'da bu tür operasyonların başarı kriteri, can kaybı ve yaralanmanın olmaması.
Feramuz Erdin (Emekli Emniyet Müdürü)..
- Bostancı operasyonuyla ilgili neler biliyorsunuz?
- Bildiğim kadarıyla şöyle başlamış: Operasyon ekipleri sabah şubeye çağrılmış, herkese sarı bir zarf verilmiş ve "Gidin şu adreslerden şunları alın," denmiş. Zarfın içinde istihbari bilgi ya da keşif bilgisi var mı, bilmiyorum ama sonuca baktığımızda olmadığı görülüyor.
- Olay yerini gördünüz mü sonra?
- Evet, gidip baktım. Terörist balkona çamaşır asmış, orada normal bir hayat sürdüğünü göstermek istemiş. Bu türden bir ayrıntı onun profesyonel olduğunu gösteriyor. Adı üzerinde 'terör örgütü'. Atılacak her adımın çok dikkatli planlanması gerekirdi ve bunun belli kalıpları, prosedürleri vardır. "Git şunları topla gel," diyemezsiniz, direniş gösterme ihtimalini gözetmeniz gerekir, olayda da görüldü ki şahıs direniş gösterdi
.
- Bunun öngörülememesinin sebebi ne?
- Türkiye'de her şeyde olduğu gibi bu tür operasyonlarda da her şeyi çabucak halletmek diye bir anlayış var. Ama unutulan bir şey var, söz konusu olan insan hayatı.
- Operasyonu yapan ekipler neden bilgilendirilmiyor?
- Görevlendirme yapılırken, bilgi sızmasını engellemek için değişik yöntemler kullanılır. O yüzden bazen timin görevden son anda haberi olur.
- Caddenin trafik akışının kesilmemesini nasıl yorumluyorsunuz?
- Düşünün siz bir vatandaşsınız, Bostancı'ya gidiyorsunuz, o yolu serbestçe kullanabilirsiniz, bu normal bir şey değil.
- Çevre güvenliğinde de sorunlar var mı?
- O çocuğun vurulduğu yerde Özel Harekatçı bir keskin nişancı olsaydı, terörist balkona çıktığı anda onu etkisiz hale getirebilirdi.
- Emniyet amiri kapıyı çalınca taranmış deniyor...
- Buraya operasyon amacıyla gidilmemiş ki, şahsa gözaltı yapılmak için gidilmiş. Ama karşılarına bilenmiş bir terörist çıkmış.
- Canlı yayınların yapılması da ilginçti...
- Alan, bariyerle kapatılsaydı, gazeteci de vatandaş da giremezdi, canlı yayınlar da çok uzak bir noktadan ancak duyumlarla yapılırdı.
Böylece pencereden vurulma anları canlı canlı izlettirilmezdi.
Ama en önemlisi, hücre evinin olduğu binanın elektriğinin kesilmesi ve yayının hücre evinden izlenmesine engel olunması gerekirdi.
- Bu eksikliklerin nedeni ne?
- Türk polisi çok özverili çalışan ve bunun karşılığını alamayan tek teşkilattır. Bugün verilen maaşla, beklenen görevin hiçbir alakası yok. Sizden Superman olmanız beklenir, uykusuz görev yapmanız beklenir, ama en ufak bir başarınız bile ödüllendirilmez. Türk polisindeki lisans eğitimi dünya standartlarının çok üstünde, fakat bu tek başına yeterli değil.
- Peki bunun sorumlusu kim?
- Maalesef sistem böyle. Polis Akademisi'nin bu tür hatalardan dersler çıkarması gerekiyor. Önemli olan polisi sokaktaki suçlara hazırlamak. Polis kelepçe takmayı bilecek ki kelepçe takarken yaralamasın, yakın dövüşü bilecek ki insana müdahale ederken kolunu bacağını kırmasın, silah kullanmayı bilecek ki kullandığında doğru hedefe ateş edebilsin.
- Bunlar ihmal mi ediliyor?
- Polis senenin 300 günü olağanüstü durumda çalışıyor. Son operasyondaki üzücü sonuçları da bunlar doğurdu.
Ölüm bir meslek grubunun kaderi değil.
İnsan hayatı prosedür hatalarına kurban verilmemeli.
sen kaç operasyon yaptın adın hiç duymadım adını şanını ayrıca şehidimiz bir özel harekatcıdır oturdugun yerden konuşması kolay