Anayasa Mahkemesi'nin, telekomünikasyon iletişim başkanının atanması konusunda Başbakan'a verilen yetkiyi iptal etmesi, bazı kesimler tarafından 'telefon dinlemeleri delil olmayacak' şeklinde sunuldu.
Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (CMK) dinlemeyi düzenleyen 135. maddesiyle ilgili iptali başvurusunun esastan görüşülecek olması da bu iddianın dayanağı yapıldı.
Ancak hukukçular, bu yorumun temelsiz olduğunu vurguluyor. Zira söz konusu kararlar, mevcut dinleme izinlerini etkilemiyor. Anayasa Mahkemesi, CMK'nın 135. maddesini iptal etse bile, kararın verildiği güne kadar yargı izniyle gerçekleşen bütün dinlemeler yasal delil sayılacak. Çünkü, Anayasa'nın 153. maddesine göre Yüksek Mahkeme kararları geriye yürümüyor. İptalle ilgili gerekçeli kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından önceki uygulamalar hukuka uygun sayılıyor. Ayrıca hukukçular, telefon dinlemesiyle ilgili yasa maddesinin, Anayasa hükümleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin içtihatlarına uygun olduğunu belirtiyor.
Yüksek Mahkeme, önceki gün oybirliğiyle verdiği kararda, telefon dinlemelerini denetim altına alan TİB başkanının atanması ve dinleme faaliyetlerinin denetimiyle ilgili başbakanın uhdesindeki yetkileri iptal etti. Eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve CHP'nin açtığı davayı karara bağlayan Anayasa Mahkemesi, TİB başkanının bakan, Bakanlar Kurulu ve cumhurbaşkanının imzasını taşıyan üçlü kararname yoluyla atanması gerektiğine işaret etti. Mahkeme aynı gün, Manisa 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin CMK'nın 135. maddesinin 1 ve 3. fıkralarının iptali başvurusunu da inceleyerek esasa geçilmesini uygun gördü. Dava kapsamında iptal talebiyle ilgili bir raportör görevlendirilecek. CMK'nın 135. maddesinde iptali istenen hükümler, hakim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcı kararıyla dinleme izni verilmesi ile dinleme kararının üç ay için verileceği, örgütlü suçlarda sürenin hakim kararıyla bir ayı geçmeyecek şekilde müteaddit defalar uzatılabileceğini öngörüyor.
Dinleme ve izleme faaliyetlerinin, suçlularla mücadelede hayati önemi bulunuyor. Mahkemelerin verdiği izinle, özellikle çeteler, uyuşturucu ve kaçakçılık konularında önemli bilgilere ulaşıldı. Ergenekon davasında da sanıkların telefon bilgileri, dinlemeler ve elektronik ortamda yaptıkları yazışmalardan çok sayıda delil elde edilmişti.
Dinleme kayıtları Avrupa'da da hukukî delil
Avrupa ülkeleri, suç ve suçlu ile mücadelede bütün yöntemleri kullanıyor. Bunlardan biri de telefon dinlemesi. Hakim veya savcı kararıyla takibe alınan konuşmalar, mahkemelerde de delil sayılıyor. Belçika'da 2007 yılı içinde federal ve yerel polisin dinlemeye aldığı telefon sayısı 3 bin 400. Teknik takip, soruşturma hakiminin kararıyla suç örgütleri, uyuşturucu, cinayet, gasp ve doping olaylarının aydınlatılmasında öne çıkıyor. Belçika polisi, telefon dinlemede yeminli tercümanlarla birlikte çalışıyor. Arapçadan Türkçeye, Rusçadan İtalyancaya kadar 38 farklı dilde telefon dinlemesi yapılıyor. Sadece tercüman masrafı yıllık 13 milyon Euro'yu buluyor.
Telefon dinlemenin en yaygın olduğu ülkelerden biri Hollanda. Anayasada şöyle bir hüküm var: "Kanunen belirlenmiş durumlar ve hakim emri haricinde, mektuplaşmanın (haberleşmenin) gizliliğine dokunulamaz. Telefon ve telgraf hakkı dokunulmazdır. Kanunla belirlenen durumlarda, kanunun yetkili kıldığı veya onların yetkilendirdiği diğer kimselerce bu hakka istisnalar getirilebilir." Suç şüphesi ortaya çıktığında dinleme izni kolayca alınıyor. Hollanda istihbarat teşkilatı AIVD'ye ait bir belgeyi yayınladıkları için 2 gazetecinin telefonlarının dinlenmesi, geçtiğimiz günlerde tartışma konusu oldu. Gazetecinin açtığı davaya bakan Lahey Mahkemesi, devlet çıkarlarına ilişkin dinlemelerin yasal olduğuna karar verdi. Mahkeme ayrıca, gerekli görülmesi halinde kurum ve kişilere ait telefonların dinlenebileceğini vurguladı. Vedat Denizli, Brüksel