22
Şubat
2026
Pazar
SEFERİHİSAR - İZMİR

Çizgimi bozmayı yediremedim

Çizgimi bozmayı kendime yediremediğim için seçimi kaybettiğimi biliyorum. Yani Kocaoğlu’nun, Baykal’ın, ‘Haydi Hamit, ne zaman geliyorsun?’ dediği ortamda, sadece buradaki parti teşkilatındaki 10 arkadaşın ‘Hayır, biz istemiyoruz...’ sözünü kırmadım...

İzmir’in Seferihisar İlçesi’nin eski Belediye Başkanı Hamit Nişancı, makamını, CHP’li Tunç Soyer’e devretti. 26 yaşında Anavatan Partisi’nden aday olup başkan seçildiği Seferihisar’da dolaşırken biraz gurur ,biraz da hüzün seziliyor. Seçimden önce tamamladığı rekreasyon alanlarında oynayan çocukları gördükçe mutlu oluyor Nişancı... Ancak yanına yaklaşan ve üzüntülerini dile getiren çocuklar sarılınca da duygusallaşıyor. Hamit Nişancı’yla ilçede gezinirken selamlaşmayan, sarılmayan yok. Hatta çocuklar yanına gelip, “Sen başkan seçilemeyince ağladık” diye kucağına atlıyor. Peki, ne oldu da bu kadar sevilirken Nişancı seçimi kaybetti? Biz sorduk o anlattı:

Çok genç yaşta belediye başkanı oldunuz. Bu seçimde neden kaybettiniz?
- 26 yaşımı bitirdiğim yıl belediye başkanı olmuştum. Az bir zaman değil. 10 yıl da başkanlık yaptım. İlçede yapmadıklarım yüzünden bir seçim kaybetmedim ben. İddia ediyorum, kaybettiğim gün de söyledim. Ben İzmir’in en başarılı belediye başkanıydım. Aslında bakarsanız seçimin kaderi bundan altı ay önce belirlendi benim için.
Çizgimi bozmayı kendime yediremediğim için seçimi kaybettiğimi biliyorum. Yani sayın Aziz Kocaoğlu’nun, CHP Genel Başkanı’nın, “Haydi Hamit, ne zaman geliyorsun?” dediği bir ortamda, bazı insanların bir koltukta oturmak için hiçbir şeyi problem etmedikleri bir dönemde, ben sadece buradaki parti teşkilatındaki 10 arkadaşın, “Hayır, biz istemiyoruz...” sözünü kırmadım. Yani diyeceğim şu; 37 yaş, çizginizi kaybetmek için çok erken. Siyasette daha devam etmeyi düşünen biriyim. Mutlaka devam edeceğim. Yani ben 5 bin 300’e yaklaşan bir oy aldım Seferihisar’da. Hem öyle ne AK Parti’den ne de CHP’den... Adı bile okunmayan Anavatan Partisi’nden aday olup bu kadar oyu aldım. Ama bizim tabanımızın büyük bir bölümü de sayın Aziz Kocaoğlu’na destek verdi. Ben açıkça meydanda da söyledim. Sayın başkanın desteklenilmesi gerektiğini...
Bir de bağlanan beldeleri hesaplayamadık. Yani Ürkmez, Doğanbey kapatıldı ve benim en çok seçimi kaybetmeme sebep olan yerledir. İlçe merkezinde yine oyumu muhafaza etmişimdir üç aşağı, beş yukarı. Ama beldelerde haklı insanlar... Neden? İsmimi biliyorlar; ama orada insanlar gelenekselleşmiş. Biri AKP, biri CHP. Birindan birini tercih edecek. Yani bizimkisi biraz bile bile “lades”tir.

‘Üzülecek fazla bir şey yok’
Genç yaşta belediye başkanı oldunuz, erken denebilecek bir yaşta seçim kaybettiniz. Bundan sonrası?
- Şunu rahatlıkla ifade edebilirim. Politika asla vazgeçmeyeceğim bir şey. Benim yaşam şeklim halini aldı. Politikayı devam ettirmekten başka bir şey planlamıyorum. Bu dönemde özellikle Türkiye’de belediyeciliğin ve siyasetin nereye gittiğini inceleyecek vaktim olacak. Bu 10 yılın bana bıraktığı en büyük miras, çok güzel bir çevrem, çok etkili bir arkadaş grubumun olmasıdır. İzmir’de de, Türkiye’nin her yerinde de...
Çizgimizi bozmamak da en büyük artılarımızdan biri bana göre. Eğer bugün AKP’de ya da CHP’de olup seçimi kaybetseydim, o zaman üzülecek çok şey olabilirdi. Ama bugün üzülecek fazla bir şey yok.

Kaybettikten sonraki haftanız nasıl geçti?
Tabi ki her gün 10 yıldır alıştığınızın dışında bir hafta geçirmek, insanı keyifsizleştiriyor. Ama bu dünyanın sonu değil. Keyifsiz, moralsisiz. Benim için sürpriz olu. Şartlar ne olursa olsun yüzde 45’in altına düşüceğime hiç inanmamıştım. Aklıma da gelmemişti. Ama insanın aklına gelmeyen başına geliyor. Yine söylüyorum. 37 yaş siyaseti bırakıp evime gidip emekli hayatı oynamam için çok erken bir yaş. Kaybederken nasıl kazanılır? Onun dersini çok iyi çalışmam lazım. Bugünden itibaren seçilen arkadaşlara başarılar diliyorum. Seferihisar’ın çok büyüdüğü bir süreci devraldılar. Kolay değil işleri. Çok geniş bir alanda İzmir’in en önemli ilçelerinden biri haline gelmiştir Seferihisar. Kendisine de şunu söyleyeyim; laf olsun diye de değil... Bana ihtiyaç duydukları her anda, hiçbir komplekse kapılmaksızın her türlü desteği vermeye hazırım. Çünkü ben buralıyım. Yapılan her şeyin bu ilçeye ait olacağını biliyorum. Benim siyasette hedeflerim bitmez. Mutlaka hedeflerimiz olacak. Ama en önemlisi düzgün giden çizginizi bozmamaktır diye düşünüyorum.
“Yüzde 61 oy alırken insanlar iyi, almadığınız zaman kötüdür” diyemeyiz. Hata bizdedir, biz anlatamamışızdır derdimizi. Yani ben de vardır bir problem, arkadaşlarımda vardır bir eskimişlik, ekibimizde vardır... Bu süreçte, özellikle Seferihisar’da yapılacak işlerle ilgili geniş bilgi dosyasını da Sayın Başkan’a bırakacağım. Ama bunu bir futbol maçı haline getirmeyi planlamıyorum. Bu kadar teklife rağmen Anavatan Partisi’nden devam etme ısrarını gösterip de bu kadar oy alıp de seçilememek kaderimizin bir parçası diye düşünüyorum. Bunu yaşamak lazım.

‘Pop yıldızından daha şöhretliyim’
Görevi teslim ederken ne hissettiniz? Gençliğiniz geçmiş o makamda...
- Allah herkese benim yaşlarımda ilçe yönetmek nasip etsin. 26 yaşla 36 yaş arası belediye başkanlığı yapmak herkese nasip olmaz. Ben o keyfi doya doya yaşadım. Yani bugün bizim okulun kapısından ilçenin en meşhur futbolcusuyla pop yıldızını soksanız, öbür tarafından da ben girsem, daha çok prim alırım.
Niye? Farklı bir hukukumuz, bağımız var. Yarımada’da da böyle ama. Yalnızca Seferihisar’da değil. Ne hissettim? 1999’da ağabeyimizden devir teslimi ben alırken, yanımdaki için çok üzülüyordum. Çünkü olayı kişiselleştirdiğini biliyordum. Hani 60-65 yaşlarında bir ağabeyimizden devralmıştım ben onu. Olayı kişiselleştirdiği için bana çok kızdığını biliyordum. Bense devrederken çalışan arkadaşlarımızı düşündüm.

‘Benim kadar halk desteği olan yok’
Seçimi kaybettirenin partiniz olduğunu bile bile neden bırakmadınız?
- Seçim rakamlarına bakarsanız, yüzde 40 küsur CHP, yüzde 34-35 biz, yüzde 20 AKP. Yani 6 bin, 7 bin, 5 bin ve 3 bin... Küsüratları da var. Neticede, orta yerinden bölünmüş bir siyasetçiyle konuşuyorsunuz. Ama sevindiğim mesele şu: İlçemde kimseye siyasi görüşünü sormadan hizmet ettim. Kimsenin de hangi partide olduğuna bakmadan oy istedim. Meydanda milletin söylediği şuydu: “Arkasında Büyükşehir yok, hükümet yok. Hamit Nişancı nasıl hizmet edecek?” Bir de İzmir’de Sayın Başbakan’ın AKP adına, “İzmir’i istiyorum” söylemlerinin bu kadar güçlü rüzgar estireceğini de ben hesaplamamıştım, dürüst olmak gerekirse. Hani hesaplasaydım bir parti değişikliği yapar mıydım? Yine yapmazdım. Çünkü yine söylediğim gibi bana göre önümüzdeki süreçte genel seçimlerle ilgili birinci bölgede, benim bölgemde mevcut milletvekilleri dahil, kişisel anlamda arkasında bu kadar halk desteği olan bir başka siyasi olduğuna inanmıyorum. Seçilecek arkadaşlarımız vardır. Ama kendi başlarına alabilecekleri oy potansiyeli bu kadar yüksek olan isimler yoktur. Bu, İzmir’in de en büyük talihsizliklerinden biridir...

‘Hedefim Yarımada’nın temsilciliği’
Yine seçime girseniz, yine Anavatan Partisi’nden mi aday olursunuz?
- Görevimi yaptığımı düşünüyorum. Şimdi seçimi kaybettiğime göre vatandaşın önüne daha rahat çıkabileceğim bir model mutlaka olacak. Dünya görüşümüze paralel, onu yansıtan, neyi yapmamızı düşünüyorsak, o konuda yardımcı olacak... Kenara çekilmemim hem ilçeme haksızlık olacağının hem de Türk siyasetinde görev almayı düşünen gençlere de doğru mesaj olmayacağını düşünüyorum. Kaybedebilirsiniz de... Kaybetmek dünyanın sonu değil. Mesela 2011 genel seçimlerinde mutlaka görev almayı düşünüyorum. İzmir’de, milletvekilliğinin düzgün yapılırsa nasıl yapılabileceğini göstermek istiyorum. Yaklaşımlarımızı doğru anlatabileceğimiz bir partide İzmir için çok faydalı olabileceğimizi biliyorum.

O parti..?
- Bugünden yorum yapmak doğru değil. Türkiye’de siyasette yarın nasıldır? Üçüncü bir oluşumun kurulabileceğini bilebilir miyiz? Ancak merkezdeki boşluğu kapatmak için atılacak adımların hepsinin içerisinde yer alınabilir. İzmir’de bunun kurucusu, öncüsü ve vatandaşa doğru anlatabilceklerden biri olabilirim. Çünkü evet, “Burada Hamit Nişancı, arkadaşları, ekibi” dendiğimizde, İzmir’e ve en azından Yarımada’da ciddi anlamda ses getirebileceğini biliyorum. Mesela Yarımada’yı temsil eden milletvekili kimdir parlamentoda? CHP’den Bülent Baratalı vardır ve 20 yıldır milletvekilidir. 25’inci ve 30’uncu yıllar için artık yeterli olması gerektiği kanaatindeyim. AKP’ye baktığımda, orada Yarımada, İzmir, Seferihisar, Urla, Güzelbahçe, Narlıdere, Menderes, Gümüldür, Ürkmez aksının kendi temsilcisi yok. Benim hedefim bu bölgenin temsilcisi olmak. Bunun için de mutlaka gerekeni yapacağız. Ama üzüntüm, hani ben bir de bekar bir siyasetçiydim, çocuğunuz olur, 10 yaşına gelir. O gözle bakarsınız, şimdi çocuğunuzdan ayrı kalmak gibi... Düşünebiliyor musunuz? Ben üç ay kala belediye binası değiştirdim, tesis yaptım, tesis açtım. O belediye binasında zaman geçiremedim. Yani belediye başkanlığı yapmaktan, siyaset yapmaya fazla zamanım kalmamıştı benim. Canlı yayınlara bile çıkmadım yerel seçim sürecinde.

 

Milliyet Ege
Yayın Tarihi : 9 Nisan 2009 Perşembe 09:45:16


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?