İstanbul Deri İhracatçı Birlikleri Yönetim Kurulu Başkanı Lemi Tolunay, yaşanan durgunluğun perakende satışlarında da etkisini gösterdiğini söyledi.
Türk Deri Sektörünün sorunlarının tartışıldığı her yıl geleneksel olarak düzenlenen "Deri Sektörü Değerlendirme Toplantısı" bu yıl Uşak'ta gerçekleştirildi.
Uşak Karma Organize Sanayi Bölgesi toplantı salonunda Uşak Deri Sanayicileri Derneği'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen "Deri Sektörü Değerlendirme Toplantısında" sektörün sorunları masaya yatırıldı. Çok sayıda sektör temsilcisinin katıldığı toplantıya TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, İstanbul Deri İhracatçı Birlikleri Başkanı Lemi Tolunay, Ege Deri İhracatçı Birlikleri Başkanı Jal Galiko ve Uşak Deri Sanayicileri Başkanı Akif Küplemez konuşmacı olarak katıldı. Akşam saatlerine kadar devam eden toplantıda sektörde yaşanan sorunlar, küresel ekonomik kriz, markalaşma ve rekabet gücü ile sorunların çözüm yolları tartışıldı. 40'a yakın sektör temsilcisinin katıldığı değerlendirme toplantısında, Türkiye'nin krizden en az hasarla kurtulacağı görüşü benimsenirken ihracat ve ithalat rakamlarında ciddi bir düşüş yaşanacağı ortaya kondu.
Toplantıda ilk sözü alan Ege Deri İhracatçı Birlikleri Yönetim Kurulu Başkanı Jak Galiko, krizin dünya ekonomisini vurduğunu ancak krizin ne kadar süreceği konusunda tahminlerin dikkate alınamayacağını söyledi.
İstanbul Deri İhracatçı Birlikleri Yönetim Kurulu Başkanı Lemi Tolunay ise, Dünya Bankası verilerine göre dünya ticaretinin yüzde 2,1 azalacağını ve 25 yıldan bu yana ilk kez negatif bir seyir izleyeceğini anlattı. Yaşanan durgunluğun perakende satışlarında da etkisini gösterdiğini belirten Tolunay, şöyle konuştu: "2008 Ekim ayında perakende satışlar Euro bölgesinde Eylül ayına göre yüzde 0,8 oranında Avrupa Birliği 27'de ise yüzde 0,3 azaldı. İndirimlere rağmen giyim ve ayakkabı sektöründe de ciddi düşüş yaşanıyor. En büyük pazarımız olan Rusya ise en büyük daralan Pazar haline geldi. 2009 yılında daralan pazarlarda bize çetin bir rekabet ortamı bekliyor. Bu şartlar çerçevesinde Türkiye'nin deri ve deri mamülleri ihracatında 2008 yılı Ekim ayında bir yıl öncesine göre yüzde 5,1 Kasım ayında ise yüzde 25,9 geriledi. 2008 yılı Ocak-Kasım döneminde ise deri ve deri mamülleri ihracatı yüzde 8,6 artışla bir milyar 231 milyon dolara yükseldi."
TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi ise Türkiye'nin 2001-2008 yılları arasında ihracatta rekorlara imza attığını 25 milyar dolar seviyelerindeki ihracat rakamlarının 130 milyar dolara yükseldiğini belirterek, "Türkiye nihai mal üreticisi olarak dünyanın gıptayla baktığı bir ülke haline geldi" dedi.
Türkiye'nin 2001-2008 yılları arasında yaşadığı sancılı dönemde kabuğunu kırarak dünya ticaretine adapte olmaya başladığını anlatan Büyükekşi, sözlerini şöyle sürdürdü: "1980 yılında ihracatımızın yüzde 10'unun sanayi ihracatı olduğunu görüyoruz ama bugün yüzde 90'ı sanayi ihracatıdır. 1980 yılındaki ihracatımız üç milyar dolarken bugün 130 milyar dolara yükseldi. Bu da diğer ülkelerin bize gıptayla bakmasına neden oldu. 2001 yılında sadece 8 sektörümüzün ihracatı yıllık bir milyar doların üstünde iken bugün 19 sektörümüz bir milyar doların üzerinde, 5 sektörümüz ise 10 milyar doların üzerinde ihracat yapıyor."
2001 yılında Türkiye'nin bir milyar doların üzerinde ihracat yaptığı ülke sayısı beş iken şu an bu rakamın 24 ülkeye yükseldiğini belirten Büyükekşi, şöyle konuştu: "Kısaca Türkiye kabuk değiştirmeye ve dünya ticaretine adapte olmaya başladı. 2001 ile 2008 yılları arasındaki sancılı süreçte ihracat rekorları kırdık."
TİM Başkanı Büyükekşi, krizin süresi ile ilgili öngörülerin yanlış yönlendirmelere neden olacağını da belirterek sözlerini şöyle tamamladı: "Rekabet edemediğimiz işçilik enerji ve diğer giderlerimiz döviz kuru artınca rekabet edebilir hala geldi. Biz şu an başta Macaristan ve Polonya gibi Doğu Avrupa ülkelerinin ciddi sıkıntı yaşadığını düşünüyoruz. Türkiye'nin gerek güçlü bankacılık sistemi gerek uyguladığı politikalar ve mali disiplin sayesinde küresel krizi daha az hasarla atlatacağımızı düşünüyoruz.
Süresi konusunda maalesef ekonomistlerin değişik görüşleri var. Ama bizim bir yıl sürer, üç yıl sürer gibi bir ön görümüz yok. Çünkü bu görüşler bizleri son derece yanlış yönlendirir."