Batman'da '32. Turizm Haftası' etkinlikleri kapsamında düzenlenen 'Tarih, Çevre ve Kültür Sempozyumu' başladı. Sempozyuma aralarında Amerika Birleşik Devletleri, İran, Almanya, İsrail, Fransa gibi ülkelerden uzmanların da bulunduğu toplam 87 bilim adamı katılıyor.
Batman'da düzenlenen 'Tarih, Çevre ve Kültür Sempozyumu'na Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, 'Onursal konuk' olarak katıldı. Türk Dil ve Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu sempozyumda çarpıcı açıklamalarda bulundu. Halaçoğlu, "Bilim adamının bilim adamı sıfatı ile kimliği yoktur diyorum. Yoksa her bilim adamın muhakkak kimliği vardır. Ama bilim adamı sıfatı ile yaptığınız araştırmalarda kimliğinize uygun bir araştırma yapamazsınız. Neyse olay ona göre araştırma yapmak zorundasınız. Zira objektif yapılmayan bir araştırma hiçbir fayda sağlamaz. Bu bakımdan tarih tecrübedir. Tarih, gelecektir diyorum" dedi.
SEMPOZYUM BİLİMSEL BİR TOPLANTIDIR
Batman'da düzenlenen bu sempozyumun sadece Batman şehrinin değil çevresindeki tarihi alanları kapsayan tarihi ve bilimsel bir toplantı olduğunu vurgulayan Halaçoğlu, "Bilmediğiniz zaman insanlar sizi yönlendirebilir. Bir şey bilmiyorsanız başkaları sizi kullanabilir. Ama biliyorsanız, başkaları sizi kullanamaz. Ne olduğunu bilirsiniz ve insanların oyununa gelemezsiniz. Dünyada, Avrupa'yı düşünün refah düzeyi çok yüksek olduğu söyleniyor. Peki Avrupa bu refah düzeyine nasıl ulaşmıştır? Nelerle ulaşmıştır?
Ona bakmak lazım. Diğer yandan kendimize bakalım. Biz sömürülüyor muyuz, sömürülmüyor muyuz? Biz tarihimizi kültürümüzü ne kadar biliyoruz. Birbirimize nasıl düşürülüyoruz, düşürülmüyoruz. Bütün bunları nasıl anlayacağız? Bilerek anlayacağız. Eğer bunları biliyorsak gerçekleri biliyorsak. İnsanlar birbirleriyle kavga etmezler" diye konuştu.
KİMLİK KÜLTÜR DAMARDAKİ DOLAŞAN KAN DEĞİLDİR.
"Geçmişimizi belirleyecek, kimliğimizi belirleyecek kimlik, kültür damardaki dolaşan kan değildir" diyen Halaçoğlu, şöyle devam etti:
"Benim kimliğim yaşadığım kültürdür, ağıtlarım, sevinçlerimdir, düğünümdür, pişirdiğim yemeğimdir. Güneydoğu'da yaşanan çatışma ortamının insanların birbirlerini tanımamasına ve kültürlerini bilmemesine; kesinlikle yaşanan çatışmanın bu nedenlerden kaynaklandığını savunuyorum. Şimdi birbirimizi tanırsak yani burada dokunan kilimdeki motif ile Balıkesir'deki kilim motifi aynı ise aynı anlamı veriyorsa ve bir bütünlük teşkil ediyorsa o zaman nedir ayrı olan? Kültür dediğimiz şey nedir dediğimiz olaya? Ama kültürü bile bilmek için de araştırmak lazım. Bunu karşılaştırabilmek lazım"
KİTAPLARDAN OKUYARAK BİRBİRİMİZ TANIYAMAYIZ
"Bir bölgenin tarihini yazamazsınız" diyen Halaçoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bölgenin tarihini yazmanız için bütün çevresiyle tarihini araştırmak gerekir. Dolayısıyla burada insanlar birbirleriyle konuşursa, birbirleriyle oturup yemek yerlerse, birbirleriyle oturup ayranını içerlerse, eğlencesini birlikte yaparsa birbirlerini tanırlar. Aksi taktirde birbirinizi tanıyamazsınız. Uzaktan kitaplarda okuyarak birbirinizi tanıyamazsınız. Gelip burada yaşarsanız sizi tanıyabilirim. Buraya geliyorsam sizi tanıyorum. Buraya gelemiyorsam yanlış adlandırırım. Veya terör yuvası diye
nitelendiririm burayı. Halbuki öyle bir şey görmüyorum. Öyle bir şey değil burası.
Buraya geldiğin zaman insanların herkes gibi iki gözü, kulağı olduğu gibi bir ağzının olduğunu görürsünüz. Burada önemli olan şey bizi yaratanın insan olarak yaratmış olması. Biz kimiz? İnsanız sonuç olarak. Bizim eski devlet felsefesinde insan vardır. Devletin varoluş sebebi insandır. Bunu eğer hissedebilirsek, bunu benimseyebilirsek o zaman hiçbir problemimiz kalmaz. Kürtler yoktur demedim. Bugün kendisini Kürt olarak bilen birçok insan Türkmen asıllı olarak görülüyor. Anarşinin -Arşiv- çalışması yaptım dedim ya 16. yüzyılda bin 500'lü tarih kaynaklarında. Şimdi Kürtler yoktur demek başka, bugün kendini Kürt bilen insanın Türkmen asıllı olduğunu söylemek başka. Kürtler yoktur demedim ama gazeteler böyle yazdılar. Ayrıca şunu söyledim. Amerikan, Fransız, İngiliz arşivlerinden araştırdık. Ermenilerin ölmediklerini çıkardık ortaya. Milletler Cemiyeti arşivi 1 milyon 200 bin Ermeni'nin 1922'de hayatta olduğunu söylüyor.
Fakat siz de biliyorsunuz bu bölgelerde aslında Ermeni asıllı olup da başka kimlikte kendini gösterip hayatta olan insanlar var. Benim söylediğim de buydu. Ama birileri tuttu. 'Kürt aleviler ermenidir' dedi. Kesinlikle öyle bir şey demedim. Aleviler yüzde 99 Türk asıllıdır. Kürt vatandaşlarımız Şafi mezhebinden Sünni'dir. Benim söylediklerim bunlardır. Bir gerçek olanı ortaya koydum."