EY BENİM GÜZEL GÖZLÜ CEYLANLARIN DİYARI CEYLANPINAR’ım diye başlayacaktım… Ama o güzel ürkek yaratıklardan özür diyerek başlamak istiyorum.
Çünkü onları Ceylanpınar’ı anlatmaya çalıştığımız her yerde kullandık. Çünkü anlatacak ne bir meziyetimiz nede kayda değer bir güzelliğimiz olmadı hiç… Bir yerlerde ‘’Birçok kültürün bir araya geldiği yerlerde tüm o kültürlerin en aşağı tabakası bir kültür oluşur’’diye bir şeyler okumuştum.Okuyunca da aklıma doğrudan ceylanpınar gelmişti.Evet öyleydi…Farklı kültürlerden dillerden lehçelerden gelmiştik.Ne kendi öz kültürümüze sadık kalmış, sahiplenmiş,korumuş nede o çok kültürlülüğü harmanlayıp kendimize içinde aydınlığı barındıran bir kültür yaratamamıştık…
Bu vesileyle ne okumaya,ne düşünmeye,ne sanata ve nede edebiyata önem verecek bir bilince sahip olamadık.Kitap okuyanlara şüpheli gözlerle baktık.Kendi çabasıyla müzik yapmaya çalışanlara mutrup dedik alay ettik…Hele edebiyat yapmaya çalışanları içimizde barındırmaya tahammülümüz hiç olmadı…Onlar fasa fiso işlerle uğraşan ahmaklardı sadece. Böyle olunca da o kadar çok vaktimiz oldu ki dedikodu yapmaya,iftira etmeye televole seyredip maçlarda en yakın arkadaşımızın kafasına kürsüler fırlatmaya. Üretkenliğin olmadığı yerde her türlü yetenek körelir.Üretkenliğin,dolayısıyla yeteneklerin köreldiği toplumlar da menfi yönde hiçbir gelişme olması söz konusu değildir. Bu her alanı kapsar sosyal, kültürel,ekonomik ve hatta düşüncesel bağlamdadır.
İstisnalar olabilir ama bu istisnalar da çoğunluğun içinde eriyip gider. "Bireylerin kendisini bağımsız bir varlık olarak algılaması, kendini geliştirmesi ve kendisiyle barışması" ile "bireyci" davranması arasında ne kadar ince bir aralık var. Kişilerin bu ince çizgiyi aşmalarını önleyen tek fren mekanizması da, birbirlerine duydukları "güven" ve "gereksinme". Her bireyci davranış arkasında, "çevresine ve yanı başındakine güvensizlik" ve "sözde uyanıklık" yatar.Yani her birey kendini geliştirebilmeli ve bunu bireycilik anlayışıyla değil içinde yaşadığı koca toplumun bilincinde olarak yapmalı.
Güven vermeli ve Güvenebilmeli. Kendi adıma artık yeni bir dönemecin başında olduğumuza hatta o dönemeçten içeriye birkaç adım dahi attığımıza inanıyorum.Çünkü bu memlekette artık bir şeyler üreten insanlar var bunu Biliyor ve görüyorum.Nasıl ki kuruluşundan bu yana yapılamayan yolları,halledilemeyen alt yapı sorunları tek tek hallolmaya başladıysa bu memleket daha da ileriye gidecek.Ve mutlaka güzel ve kendine layık olan, özlediği günlere kavuşacaktır.Nazım Usta’nın dizelerinde dediği gibi; Güzel günler göreceğiz çocuklar, güneşli günler göre- -ceğiz... Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar, ışıklı maviliklere süre- -ceğiz... SEVGİYLE VE DOSTÇAKALIN…