
Türkiye'de tüm yaş grupları hesaba katıldığında hipertansiyon sıklığının yüzde 31,8 olduğunu belirten Şırnak Devlet Hastanesi İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Uzman Dr. Rüya Mutluay, hipertansiyonun Türkiye için çok ciddi bir sorun olduğunu söyledi.
Şırnak Devlet Hastanesi İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Dr. Rüya Mutluay, "Hipertansiyon kronik böbrek yetmezliğine yol açan sebepler içerisinde diyabetle başabaş bir savaş içerisindedir. Önümüzdeki yıllarda şeker hastalığını geçerek birinci sıraya oturabilir. Türk Hipertansiyon Böbrek Hastalıkları Derneği'nin daha önceden sonuçlandırdığı çalışmaya göre Türkiye'de tüm yaş grupları hesaba katıldığında hipertansiyon sıklığı yüzde 31,8'dir. Bu oldukça yüksek bir oran. Tüm Türkiye'nin nüfusu kayda alındığında neredeyse 15 milyon kişi hipertansiyon hastası. Kadınlarda bu oran daha yüksek: Yüzde 36,1. Erkeklerde ise yüzde 27,5. Değerler de yaş ilerledikçe artıyor. Hipertansiyon hemen hemen herkesin karşılaştığı ciddi bir sağlık sorunu olarak ortaya çıkıyor. Ne yazık ki kırsal kesimde hipertansiyon sıklığı kentsel kesime göre daha da fazladır. Kırsal kesimde hipertansiyon hastası olduğunu bilen insan sayısı oldukça az. Bu çok ciddi bir tehlike. Sessiz bir canavarın aramızda olduğunu söylemek mümkün. Çoğu insan hipertansiyon hastası olduğunu bilmiyor, bilen insanların çoğu da ya yeterli tedaviyi almıyor ya da yeterli diyeti uygulamıyor. Kan basınçları da kontrol altında değil" dedi.
Türkiye'de tuz tüketiminin çok fazla olduğuna da işaret eden Dr. Mutluay, "Türk Hipertansiyon Böbrek Hastalıkları Derneği'nin geçen yıl sonuçlandırdığı çalışmada Türkiye'de yaşayan insanların, özelikle kırsal alanda yaşayan insanların ortalamanın kat kat üstünde tuz tükettiklerini ortaya koydu. Bu kadar çok tuz tüketimi olan bir ülkede hipertansiyon sorununun ciddi sonuçlara yol açması mümkündür. Mutlaka tuz tüketimini azaltmak gerekiyor. Hipertansiyon teşhisi koyduğunuz, bunun farkında olan ya da olmayan tüm hastalarda tuz kısıtlamasını mutlaka önermemiz gerekiyor. Kendi günlük tükettiğimiz tuz miktarlarımızı azaltmak gerekiyor. Polikliniklerde başka bir sebeple hastaneye başvuran kişilerin standart tansiyonlarını ölçmek gerekiyor. Ülkemizde özelikle kırsal alanlarda yaşayanlar, kan basıncı yüksekliği olduğunun farkında değiller. Hipertansiyon hastası olduklarını bilmiyorlar. Bu insanların kan basınçlarını ölçmemiz ve yüksek bulduğumuzda da bu kişilere hipertansiyonun çok ciddi bir hastalık olduğunu, ilerki yılarda başlarına gelebilecek kötü durumları anlatmamız lazım. Hipertansiyon tedavisinde uygun ilaç kombinasyonu ile birlikte günlük yaşam tarzı değişiklikleri yapılmalıdır. Bunun için de tuz tüketiminin azaltılması, egzersiz yapılması, kilo verme, hipertansiyon ile birlikte diyabet hastalıkları var ise yani kan şekeri yükseklikleri varsa mutlaka onun da tedavi edilmesi gerekiyor. Doğru bir tedavi olmazlarsa doktor kontrollerini düzgün yaptırmazlarsa ilerki yıllarda böbrek yetmezliğine yakalanma ihtimallerinin çok yüksek olduğunu bildirmemiz gerekiyor. Hipertansiyonun, kişinin vücudunda herhangi bir senkron vermeden yani başağrısı gibi herhangi bir sıkıntıya yol açmadan da ortaya çıkabilecek bir hastalık olduğunu bilmemiz gerekiyor. Hipertansiyonu olan kişilerin mutlaka tedavi olmaları gerektiği, tüm halka özelikle de orta yaş kuşağı üzerindeki tüm bireylere bildirmek gerekiyor. Başka sebeplerden dolayı doktora başvuran kişilerin de kan basınçlarının ölçülmesi gerekiyor" dedi.