
Şırnak Devlet Hastanesi'nde önceki gün doğan bir bebeğin doğumdan hemen sonra ölmesi tartışmalara yol açtı. Çocuğunu kaybeden Filiz Ülger'in annesi Belgüzar Erdem hastane görevlilerinin ihmali sonucu torununu kaybettiğini iddia ederek suç duyurusunda bulunduklarını söyledi.
Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Özcan Avcı ise, çok zor bir doğum gerçekleştiğini belirterek bebeğin zayıf kalp atmasıyla doğduğunu ve olayda Devlet Hastanesi'nin herhangi bir ihmali bulunmadığını bildirdi.
Çocuğunu kaybeden Filiz Ülger'in annesi Belgüzar Erdem yaptığı açıklamada, "Kızımı Şırnak Devlet Hastanesi'ne saat 12.00'de yatırdık. Doktor ebe muayene etti. Saat 1'de suni sancı verdiler ve bir odaya alıp beklememizi söylediler. Saat 3 gibi sancısı sıklaştı, 4'ten 5'e kadar bekledik. 5'te tekrar ebenin yanına gittim sancısı olduğunu söyledim. Geldi baktı ve normal dedi. Akşam saat 11 civarı sancısı sıklaştı. 11 buçuk civarı tekrardan gidip ebelere baktım hepsi uyuyordu. Bir tanesi geldi baktı normal dedi, sancısı başlamış devam et sancın sıklaştıkça ıkınma yap dedi. Saat 12'de tekrar gittim kapıyı çaldım uyuyorlar. Oradan başka bir hemşire 'uyandırma ne söyleyeceksen bana söyle, niye uyandırıyorsun' dedi.
'Kızımın sancıları ağırlaştı baka bilir misin' dedim, 'tamam git geliyorum' dedi ve geldi baktı. Doğum başlamış, sancılar şıklaştıkça ıkın dedi. Sancılar sıklaşsın doğuma alırız dedi. Saat üç civarı idi bir tanesi geldi baktı ve doğum başlamış, böyle devam et dedi ve gitti. Saat 5'te kendim gördüm, baktım doğum gerçekleşiyor kapılarına vurdum ve uyandırdım. Doğumu hızlandırmak için serum takıldı. Saat 7-7 buçuk civarı baktım doğum geçekleşiyor hemşireleri çağırdım. Hemşirenin bir tanesi sert bir tavırla 'tamam geliyoruz be' dedi. Başka bir hemşire geldi, 'doğum masasına alalım' dedi. 7 buçuk civarı doğum odasına aldılar. Yaklaşık yarım saat orada tuttular çocuğu. Oradan ebenin bir tanesi öbür ebeye diyor ki 'bu ıkınamıyor, ıkınmasını beceremiyor. Bunu götürelim yatağına yatağımda ıkınsın' diyor sert bir tavırla. Ben doğacak olan çocuğu bekliyorum. Kızım odadan çıkıyor elinde serumla. Odaya getirip yatırdılar ve bir saate yakın kimse gelip bakmadı. Doğumu başlamış yarım saat masaya yatırılmış ıkınmayı beceremiyorsun diye gelip odaya yatırıyorlar. Hiç kimse ilgilenmedi kendim ilgilendim baktım çocuk doğuyor tekrardan dışarı cıktım, bağırdım 'yardım edin' diye 'çocuk geliyor' dedim. Oradan hemşirenin biri 'ya git' dedi 'biz görevi devrediyoruz, yeni gelenler bakacak' dedi. Ben 'çocuk geliyor, çocuğu görüyorum ben' dedim. 'Biz görevi bırakıyoruz yeni gelenler bakacak' dediler. Gelmediler, ilgilenmediler. Tekrar kızımın yanına gittim. Doğum gerçekleşiyor çocuğu da gördüm tekrar hemşire odasına gittim bağırdım. 'Çocuk geliyor masaya alın bunu' dedim 'ya getir' dediler. Kendim odaya gittim. Bir kolumda serum bir kolumda kızım doğum odasına götürdüm. Beni de azarlayarak dışarıya çıkardılar. Dışarıda 10-15 dakika kadar bekledim. Doğum odasından biri hızlı bir şekilde koşarak gitti. Bir doktor içeriye girdi. Arkasından bir doktor daha girdi. Hemşirelerle koşuşmaya başladılar. 'Bir aksilik mi var' dedim 'yok' dediler. Bir tanesine daha sordum 'bebek öldü' dedi. 'Nasıl yani' dedim. Tekrar öldü dediler. Doğum başlamıştı, ben çocuğun kafasını gördüm o şekilde bana çocuğu yürüttüler. Hata yürütürken de 'ya hızlı yürüsene be, senin gibi kaç tanesi yere düşürdü. Şimdi çocuğu düşüreceksiniz' diye azarladı bizi. İçeriye girdim çocuk morarmıştı, boğulmuştu. Çocuk hemşirelerin ilgisizliğinden boğuldu ve bir doktor yoktu en son doğumhaneye girene kadar. 'Çocuk sıkıştı çıkmıyor deyip' de çağırana kadar, son ana kadar hiçbir doktor yoktu. Nöbetçi hemşirelerin hepsi uyuyor. İlgisizlikten öldü benim çocuğum. 'Çocuğumu verin bana' dedim 'gel çocuğu aldığına dair imza at' dediler. Bebeği bir beze sarmışlar bana da imza atardılar çocuğu verdiler elime" dedi.
Savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını söyleyen Belgüzar Erdem, "Dilekçemi verdim. Savcı çocuğu tekrardan mezardan çıkarttı. 'Nasıl verirler size çocuğu doktor raporu olmadan' dedi. Ben de verdiler o şekilde dedim. Hemşireler odasına gittim hemşirelerin adını almak için ve savcılıkta suç duyurusunda bulunmak için. 'Benim çocuğum ihmalden öldü' dedim. Sert bir şekilde kolumdan tutup 'ya cık git şuradan, istediğin yere git, korkum yok' dedi. Odadan kovdu beni. Savcılık otopsi için çocuğu çıkarttı.
Hastane morgunda otopsisi yaptılar ve Diyarbakır'a gönderdiler, polis memurlarıyla birlikte. Oradan da sonuç için İstanbul'la gönderdiler. Biz de sonuçları bekliyoruz" diye konuştu.
HASTANEMİZİN İHMALİ YOK
İddialar üzerine açıklama yapan Şırnak Devlet Hastanesi Başhekimi Biyokimya Uzmanı Dr. Özcan Avcı, "Hastanemizin ve personellerimizin bu olayda herhangi bir ihmali olmadı. Hastamızın annesi benimle görüştü ve olayı anlattı. Ben de hemen olay yerine gittim. Ebelerden durumu öğrendim. Doğum öncesinde rahim ağzında bir açıklık olur ve doğum sonra başlar. Bu süre ilk kez doğum yapanlarda 24 saat ile 48 saat arasında değişebilir. Bu süre içinde hasta oda da tutulur ve hemşireler ile ebeler belirli aralıklarda
hastanın durumunu kontrol ederler. Sabah saat 07.00 sularında doğum başlıyor ve doğum masasına alınıyor. Doğum uzmanımız geliyor ve çok zor bir doğum gerçekleşiyor. Doğum gerçekleşirken bebeğin başı çıktıktan sonra omuz sıkışması dediğimiz olay meydana geliyor. Bebek zayıf kalp atmasıyla doğuyor. Hemen gerekli müdahaleler yapılmasına rağmen maalesef bebek kurtarılamıyor" şeklinde konuştu.
Başhekim Avcı, "Görevi devredecek olan ebemiz görevi devralacak ebeye hastanın durumunu anlatırken hastanın annesi geliyor ve doğumun başladığını söylüyor. Görevi devralan ebe de gerekli müdahaleyi yapıyor ve doğum gerçekleşiyor" diye devam etti.
Doğum Uzmanı Dr. Eser Evrim Yoğurtçuoğlu ise, "Biz orada ebe hanımlarla görüşüyoruz. Ebe hanımlar bize bilgi veriyor. Ertesi sabah saat 08.30'da doğum başlamış, yani bebek doğacak duruma geliyor. Bebeğin başı çıktıktan sonra omuzları takılıyor zor bir doğum bu. Bebek doğduktan sonra kalp atımları çok yavaşlamış sonrasında da bebek kaybediliyor. Çocuğun hayatını kaybetmesinin nedeni omuzlarının takılması ve çıkımda oksijensiz kalması, yani doğumun uzun ve zorlu olmasıdır" dedi.
Dr. Yoğurtçuoğlu bebeğin yakınlarının iddiası ile ilgili olarak şunları söyledi:
"Ben bu konuyu ebe hanımlara da sordum. Bana olayın nasıl olduğunu söylediler. Tam görev teslim ederken 'Gelin bizimle ilgilenin.' şeklinde isteği olmuş hasta yakının. O sırada bunu söyleyen ebe hanımda tam da kendi hastasından bahsediyormuş nöbeti devir alacak olan arkadaşa. Ebeler birbirine görev devrediyor yani. Ebe hanım nöbeti devrediyorum demiş. Yani 'ben nöbeti devredeceğim, diğer bir arkadaş gelip bakacak' anlamında. Yeni ebe saat 8.00'da görevi devralmak zorunda çünkü. Diğeri bırakıp gidecek artık. İşte tam onlar görev devrederken hasta yakınının böyle bir talebi oluyor. O da 'devrediyoruz, geliyoruz' şeklinde söylüyor. Zaten hemen akabinde başka bir ebe hanım da masaya aldırıyor ve sonra doğum oluyor."
![]() |
şırnak devlet hastanesinde 2 yıldır doğumhanede çalışmaktayım.bugüne kadar sayısız doğum gerçekleştirildi.birçok bebeğin hayatı kurtarıldı.bunca emeğe ve özveriye rağmen hasta yakınının sanki kasıtlı bir olaymış gibi basına yansıtması son derece elem verici ve düşündürücüdür.normal doğum sancılı geçen bir süreçtir.ilk gebeliklerin doğum süreci çoğul gebeliklere göre daha uzun sürer. bebeğin omzunun takılması ebenin bir suçu değildir olamazda.omuz takılması nadirde olsa sıksık karşılaşılan bir durumdur.ve o dakika bebekten çok annenin sağlığı göz önüne alınır.eğer ebelerin kasıtlı yapmış olduğu bir durum olsa hergün bir bebek kaybedilirdi-ki böyle birşeyin olmasınıda asla istemeyiz..malesef doğumhaneki birçok problem hasta yakınlarının bilinçsizliğinden kaynaklanmadır. türkiyenin birçok yerinde hasta yakınları içeri alınmazken bizler hasta şleriyle birebir doğumhanede karşı karşıya geliyoruz.eğer ortada bir sorun varsa bu doğumun zorluğundan ve hasta yakınlarının aceleciğinden kaynaklanmaktadır. saygılar..