Kırşehir’de üniversite açılacak olması Kırşehir kamuoyunu sevindirmiştir.
Bilindiği gibi, üniversite uğruna çok çabalar sarfedilmiş ve nihayet 15 il’de açılacak üniversiteler içerisinde Kırşehir ilk sırada yer almıştır. Kısa bir süre sonra da TBMM Genel Kurulu’nda, YÖK’ün muhalefetine rağmen, büyük bir ihtimalle yasalaşarak fiilen kurulma aşaması başlamış olacaktır.
YÖK, üniversite açılabilmesi için kriter olarak nitelik ve nicelik yönünden birtakım gerekliliklerin yerine getirilmesi veya bunlara sahip olunmasını şart koşuyor. Bu kriterleri de şöyle açıklıyor: 1. O yörenin sosyal ve ekonomik gelişme koşulları, 2. O yöredeki fakülte sayısı, 3. Öğretim üyesi ve öğrenci sayısı, 4. Fiziksel alt yapısı, 5. İlin üniversiteye öğrenci gönderme potansiyeli...
Gerek akademik ve gerekse bilimsel yönden YÖK’ün gerekli gördüğü bu kararlara ‘doğru açı’dan bakmak gerek. Yeterli ve gerekli tesisleri, binaları, derslikleri, laboratuar ve araştırma birimleri; nitelikli öğretim elemanı olmayan bir üniversitede bilimsel araştırma ve bilgi üretilemezse orasının bir ‘yüksek lise’den farkı olabilir mi? Dolayısıyla da o üniversitenin ‘tabela üniversitesi’ olmasından başka ne özelliği olabilir? Böyle bir üniversitenin ekonomik açıdan o yöreye birtakım faydaları olabilir ama, geleceğimiz ve ‘kaliteli insan’ açısından sağlayacağı faydalar şüphe götürür!
Kırşehir’in, Kırşehir’e açılacak “Ahi Üniversitesi”nde bu tür sorunların da üstesinden geleceğine kendimizi inandırmamız ve “açılsın bir üniversite de nasıl olursa olsun!..” düşüncesinden arınmamız gerekir.
Şunu kabul etmemiz gerekir ki, üniversitelerimizde ‘kalite düşüklüğü’ vardır. Kurulacak 15 yeni üniversite bu kalite düşüklüğünü azaltmayacaktır. Ancak üniversite özlemiyle yanıp tutuşan vilâyetler, mahallinde açılacak üniversitelerin kalitesi konusunda tüm yerel çabalarını ortaya koymalıdırlar ve koymak zorundadırlar. Ayrıca şuna da inanmak gerekir ki, hükûmet, belirlediği illerde açacağı üniversitelere ‘öz evlat’ gözüyle bakacak, ‘ihya edici’ ekonomik önlemleri almak için gerekli çabayı sarfedecektir. Ya eğitim-öğretim ve nitelikli öğretim elemanı ve öğrencilerin barınma ve yerleşim sorunları ne olacak? Bu konuda da ‘yerel’e oldukça önemli görevler düşüyor. Üniversite kurulduktan sonra, “tamam, bu bize yeter..” deyip işin ucunu bırakmak o yöreye, o halka, o öğrencilere, o üniversite camiasına büyük haksızlık ve hainlik olur. Bu bağlamda, Kırşehir’de açılacak üniversite için daha şimdiden, “üniversitemizle ilgili hiçbir problem kalmadı” demenin de geçerli bir anlamı olmadığı inancındayım.
* * *
Mevcut ve yeni açılacak üniversiteler için atanacak ‘rektör’ler konusu YÖK ile hükûmet arasında ‘kayıkçı kavgası’na dönüştü.
Türk halkı biliyor ki, üniversiteler, yönetimi sorgulanamayan ‘kutsal mekânlar’ gibidir. Rektör, her istediğini yapmaya yetkili, sınırsız hâkimiyete sahip bir ‘kral’ demektir. Yeni kurulacak üniversiteler için atanacak rektörler de hükûmetle YÖK arasında hayli sorun olacak. Rektör seçimi hükümet tarafından da, YÖK tarafında da yapılsa her iki taraf da bundan memnun olmayacak, sorun yaratacak, birtakım sancılar doğuracaktır. YÖK yasası değişmeden üniversiteler demokratik ve özgür bir üniversite ortamına kavuşamayacaktır. O nedenle yeni açılacak üniversitelerin kurucu rektör önderliğinde öğretim üyelerinin özgür tercihleri doğrultusunda doğrudan seçim ile göreve gelecek rektörler ile yönetilmesi herhalde en doğrusu olacaktır. Ancak bunun kısa sürede yapılması pek mümkün görünmüyor. Üniversitelerin gerçek üniversite vasfına kavuşturulması için sorunlarının öncelikle halledilmesi lâzım.
Bu görüş ve düşünceler doğrultusunda şehrimizde kurulacak üniversite ile birlikte diğer illerde kurulması öngörülen üniversitelerin tüm olumlu yönleriyle hayırlı ve uğurlu olmasını canı gönülden diliyorum.
M. Duran Sönmez - Kırşehir
Yayın Tarihi :
22 Aralık 2005 Perşembe 12:00:30
Güncelleme :24 Aralık 2005 Cumartesi 18:00:14