Ordu'daki 'Marka Güçtür' toplantısında Vali, katılımcıları "Oksijen kentine hoş geldiniz' diye karşıladı. Bakan Günay, "Ordu'nun oksijeni marka olur, ama çevreyi korumamız gerekli" dedi
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, "Ordu'nun gelişmesi için turizmi çok önemli. Türkiye 15 milyar doların üzerine gelir elde ediyor, Ordu'ya bir şey düşmüyor" dedi.
Doğan Yayın Holding'in (DYH) 'Marka Güçtür' teması düzenlediği "Anadolu'daki Avrupa Toplantıları'nın 21'ncisi Ordu'da yapıldı. Toplantıya Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Enerji Bakanı Hilmi Güler, Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan da katıldı.
Ordu Ticaret ve Sanayi Odası'nın (TSO) ev sahipliğindeki toplantıda konuşan Bakan Günay, "DYH çok önemli bir projeye imza atıyor. Değerli temsilcilerine, başta sayın ve sevgili Aydın Doğan olmak üzere hepsine teşekkür ediyorum" dedi. Günay, daha sonra konuşmasına şöyle devam etti:
Tersine akan dereye baraj
"Rekabet çağındayız. Kalkınma yarışında her birey kendi imkânlarını kullanıyor. Ordu'nun neyi var, dünyaya neyi sunabilir? Ulaşım imkânları kısıtlı. İlçeleri henüz birbirini yeni tanıyabildi. Ulaşım sorunu yarışta bizi geride tuttu. Bunu çözmemiz gerek.
Aydın Doğan'la aynı araçla geldik. Deniz tarafı güzel, ama kara tarafında çirkin yapılaşmaya gözlerimizi kapattık. Çarpık yapılaşma sürerse 'Oksijen diyarı Ordu' söylemde kalır. Ordu'nun gelişmesi bakımından turizmi önemli. Dünyada 1 milyar insan gezmeye başladı. 15 milyar doların üzerine gelir elde ediyoruz. Karadeniz'e ve Ordu'ya bir şey düşmüyor. Bunun için oksijeni bir kavram olmaktan çıkarmalıyız.
Yayla potansiyelimiz var. İnanıyorum ki çirkin yapılaşma olmasa Ordu bugün Safranbolu ile kıyaslanamazdı bile. Ama zararın neresinden dönülürse kardır. Ordu ile ilgili tek marka hatırlıyorum. Ordu'nun Dereleri Türküsü. Aslında çok güzel. Sevdiğine, dünya ayağa kalksa sahip çıkmayı anlatıyor... Bunu anlatmak bile marka yaratmaktır."
Enerji Bakanı Hilmi Güler de 45 yıldır Ordu'yu nasıl kalkındırabileceklerini düşündüğünü söyledi. TÜBİTAK'ta çalıştığı dönemlerde arkadaşlarıyla birlikte projeler geliştirdiklerini belirten Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu yörenin insanı fındığı geri kalmışlığın sebebi olarak görür. Çorum'da sıcak leblebi alır, yarım saatte bitirirdik. Leblebi yenir de fındık neden yenmez diye düşünürdük. Leblebinin o sıcak kokusu insanı tahrik eder. Bunu fındığa uyguladık. Sıcak fındığı yedirmek 15 senemizi aldı.
Ordu bir markadır. Ordu'nun tersine akan derelerinde santral yapacağız. Bunu yapmak için 64 proje yaptık. Yakında bunlardan da elektrik elde edeceğiz."
Ordu TSO Başkanı Ömer Aydın da "Ordu'da markalaşmaya çalışıyoruz. Fındıkta marka olmaya çalışıyoruz. Fındık konusunda henüz markalaşamadık. Ancak ulusal sınırları da zorlayacak markaları da yaratmaya çalışıyoruz. Fındığımızı uluslararası düzeyde işleyerek pazarlayan Sagra'mız, ulusal markalarımızdan birisidir. Bu anlamda yeniden yapılanma sürecini tamamladıktan sonra ilimizin markalaşmasında önemli görevler üstleneceğine inanıyorum. Turizmde de markalaşmayı hedefliyoruz" dedi.
Yoğun katılım oldu
Toplantıya Hürriyet Başyazarı Oktay Ekşi, Doğan Burda İcra Kurulu Başkanı Mehmet Y. Yılmaz, CNN Türk İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Taha Akyol, Radikal Gazetesi Ankara Temsilcisi Murat Yetkin, Milliyet Gazetesi yazarı Güngör Uras ile DYH'nin üst düzey yöneticileri, Belediye Başkanı Seyit Torun'un yanı sıra çok sayıda Ordulu sanayici ve işadamı da katıldı.
'Bütün mesele, 'Türk fındığı' dedirtmekte'
Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, toplantıda yaptığı konuşmada şöyle dedi:
"Dün akşam Türkiye'ye Brezilyalı birisi geldi. Perakende üzerinde bir toplantıya katıldı. Pele'ydi bu. O artık top oynamıyor ama onu bu toplantıya davet ettiren nedir diye düşünmeliyiz. Şöhretlerini iyi yönetemedikleri için unutulup giden insanlar çöplüğü tarih. Ama Pele niye davet ediliyor. Çünkü adını marka yapmış. Ayakları topa vurmadığı halde işini devam ettiriyor.
Ordu'dan bir insan çıkıp küresel bir marka yaratabilir. Fındık genel bir kelime. Ama bunu Türk fındığı haline getirdiğiniz zaman bu marka haline geliyor.
Türkiye fırsatlar ülkesidir. Burada bakanlar var, Aydın Doğan var. Bu insanların hiçbiri Vehbi Koç'un çocuğu olarak dünyaya gelmedi. Kelkit'te doğdu, orada kalsaydı belki çok zengin olmazdı. Oradan büyük fikirlerle çıktı geldi."
Konuşmasına "Oksijen diyarı markalar kenti butik il Ordu'ya hoş geldiniz" diyerek başlayan Ordu Valisi Said Vakkas Gözlügöl, şehri dünyanın marka kentlerinden birine dönüştürmeyi amaçladıklarını, bu nedenle de Türkiye'nin en önde gelen reklam ajansıyla birlikte yola çıktıklarını söyledi.
Gözlügöl, "Ordu Şehri Markalaşma Projesi geleceğimizin şekillenmesinde stratejik rol oynayacaktır" dedi.
Molu: Dublör olmayın
Reklamcılar Derneği ve Reklamcılık Vakfı Genel Müdürü Ayşegül Molu, katılımcılara marka hakkında önemli bilgiler verdi. Molu şöyle dedi:
"Markası olmayan bir şeyden nasıl sonuç alınacağı bilinemez. Tüketici için güven, üretici için kârlılıktır. Marka bir paketleme. Sizler için büyük önemi var. Sizlere çağrım başkalarının hikâyelerinde dublörlük yapmayın, kendi hikâyenizin kahramanı olun. Büyük düşünmek zorunda değiliz ama farklı olmak zorundayız. Her marka bir farklılıktır."
Ordulular AB fonlarını bekliyor
Güngör Uras'ın yazısı:
Türkiye'nin AB'ye tam üye olup olamayacağı belli değil ama, Türkiye AB fonlarından yararlanmaya başladı. AB'ye tam üye ülkeler için oluşturulan zengin fonları kullanamıyoruz ama aday ülkeler ve fakir ülkeler için oluşturulan fonlardan yararlanabiliyoruz.
Değişik amaçla oluşturulmuş çok sayıda fon var. Bunlardan yararlanmanın ortak yolu iyi proje hazırlayabilmek. Projenin türüne göre hibe şeklinde yardım sağlanıyor. Fonların ana kaynağını AB ülkeleri sağlıyor. Belli fonlara Türkiye de katkıda bulunuyor.
Bu fonlardan biri olan ve Türkiye'nin yüzde 25 oranındaki, AB'nin yüzde 75 oranındaki katkısıyla oluşturulan "Bölgesel Kalkınma Fonu" yerel yönetimlerimizin, yerel sivil toplum kuruluşlarının hazırladıkları projelerin gerçekleşmesini destekliyor.
Bölgesel Kalkınma Fonu, Türkiye'nin ileride AB ile daha uyumlu bir bütünleşme gerçekleştirebilmesi için bölgeler arasındaki ekonomik ve sosyal farklılıkların giderilmesi hedefini güdüyor.
Çok sayıda proje var
Fon, öncelikle yerel girişimlerde altyapı ve çevre sorunlarının çözümüne dönük projelerin, turizm projelerinin, eğitim projelerinin gerçekleşmesine imkân sağlıyor. Bu fona ek olarak yöresel girişimcilere imkân sağlayan KOBİ projelerini desteklemeye dönük program, fonlardan yararlanmayı bilen ve beceren yörelerde sosyal ve ekonomik sorunların çözümünü hızlandırıyor.
Orduluların AB fonlarından yararlanmak için yaptıkları çalışmaları geçen ağustos ayı içinde yerinde izlemiş ve okuyucularına duyurmuştum.
Dün gene Ordu'daydım. Karadeniz bölgesi için önem taşıyan "TR90 Hibe Programı" adı verilen bir program var. Program Ordu, Artvin, Giresun, Gümüşhane, Rize ve Trabzon illerini kapsıyor.
Bu ana program kapsamında 3 alt hibe programı bulunuyor. Bunlar (1) Yerel Kalkınma Girişimleri, (2) KOBİ'ler, (3) Turizm ve Çevre Altyapısı hibe programları adlarını taşıyor. Programların toplam bütçesi 24 milyon euro.
Karadeniz'deki 6 ilden programa, Yerel Kalkınma konusundaki 449 proje ile KOBİ'lerle ilgili olarak 541 projeyle ve de Turizm ve Çevre konusunda hazırlanan 629 projeyle başvuru yapıldı.
Sonuçlar ay sonunda açıklanacak
Başvurular Ankara'da DPT sorumluluğunda değerlendirildi. Bu ay sonundan önce hangi projelerin kabul gördüğü ve hangi projeye ne kadar destek sağlanacağı belli olacak.
Bu tür programlarda fondan sağlanan hibe miktarının ötesinde yöresel ilginin uyarılması, yöreye Avrupai bir ivme kazandırılması önem yaşıyor.
Ordu ilinin özelliği, AB fonlarından geniş ölçüde yararlanma arayışında olan illerin başında gelmesi. Bu amaçla Ordu Valiliği'nde bir "Strateji Merkezi", Belediye'de ise "Proje Ofisi" oluşturulmuş. Biz proje hazırlamayı yeni yeni öğrendiğimizden, genelde proje hazırlayamadığımız veya projeleri beklenen şekilde hazırlayamadığımız için imkânları kullanamıyoruz. Valilik ve belediyenin çabaları bu bakımdan çok önemli
AB fonlarından yararlanmak için hazırlanan projeler arasında, Ordu-Fatsa arasını turizme açmak için hazırlanan 5 milyon euro'luk proje, orman ürünlerini işleyerek kırsal kesimde istihdam yaratmayı amaçlayan 1 milyon euro'luk proje ve Ordu'da bir ticaret merkezi oluşturmayı amaçlayan 2 milyon euro'luk proje de var.
Karadeniz'in incisi şirin Ordu şehri bence kültür, turizm, sanat, bilim ve her alanda artık hak ettiği yeri almalı, tüm Ordulular ve Türkiye halkı son derece güzel doğal yapısı ve yaylaları olan dünya kenti Ordu'ya ve ilçelerine sahip çıkmalı fındığın, balın, balığın, mısırın, kivi'nin, taflanın, kara lahananın, kabağın tatına birde burada bakmalı.Ülkemizde ki bu eşsiz doğal güzelliği yaşamalı, çarpık yapılaşmadan betonlaşmadan korumalı sahiline, denizine, yaylasına insanına sahip çıkmalı Ordu yöresi meşhur bir türküsünün sözlerinde ki gibi "Boztepe'ye çıkmalı şu Ordu'ya bakmalı" diyor saygılarımı sunuyorum. www.tarkandeniz.com