
Yıldız Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Beyza Üstün, Karadeniz'deki su kaynakları üzerinde kurulması planlanan hidroelektrik santrallerin derelerin kurumasına sebep olduğunu ileri sürdü.
Ordu Üniversitesi (ODÜ) Sosyo-Ekonomik Araştırmalar Kulübü tarafından Ünye İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi salonunda düzenlenen panelde konuşan Prof. Dr. Beyza Üstün, Doğu Karadeniz Bölgesi'nde inşa edilen hidroelektrik santrallerinin (HES) derelerin kurumasına sebep olduğunu savundu. Son dönemde su kaynaklarının enerjiye dönüştürülmesi adına derelerin parsellendiğini ve kurulan santrallerle doğanın adeta katledildiğini ifade eden Prof. Dr. Üstün, "Türkiye'de bulunan ve enerji üretimi yapılabilecek
seviyedeki tüm su kaynaklarına sermaye çevreleri adeta parsel parsel sahip oluyorlar. Türkiye her ne kadar su kaynakları açısından çok zengin görünse de son yıllarda başlayan HES'lerle büyük tahribat görmektedir. Doğayı korumak istiyoruz ama bir yandan kalkınmalıyız, deniyor. Kapitalist düzen o kadar acımasız ki, tersanede kum torbaları yerine insanları oturtarak ölümlerine neden olabiliyorlar. Su havzalarının paraya dönüştürülebilir olmasına karar verildiğinde katliam da başlamış oldu. Yeşilırmak
Havzası'nda 101 tane HES kuruluyor. Bunlardan bir kısmı hayata geçti, bir kısmı halkın yatışmasını beklemekte. HES'lerin hayata geçtiği yerlerde dereler kuruma noktasına geldi. Can suyu veriliyor. Bizim bildiğimiz can suyu insanlara ölüm döşeğinde verilir. Bu da derelerin ne duruma düştüğünü açıkça ortaya koymakta" ifadelerini kullandı.
Fakültenin konferans salonunda gerçekleştirilen panele; ODÜ Rektörü Prof. Dr. Haluk Kefelioğlu, Ünye Kaymakamı Doktor Osman Günaydın, İlçe Garnizon Komutanı Binbaşı Metin Dermut, Ünye İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nuri Yılmaz, oda başkanları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Bu çok bilmiş hanımefendi, bu sunumu yapmak için projeksiyon kullanmış, elektriği nerden getirdi acaba?...Babasının çiftliğinden mi?..."Küresel ısınmaya bir son verilsin istiyorum, kutup ayıları da üşümesin istiyorum"...Oh ne ala...
Sayın Prof.Dr. Beyza Üstün hocamızın, 2010 yılında yaptığı bir konuşmanın videosu 2011 yılında bir arkadaşım tarafından gönderilmişti. O videoyu bugüne kadar onlarca kez dinledim. Defalarca paylaştım. Her an, sosyal medyada şiddetli bir yankı bulacağını umdum, bekledim ama toplumun duyarsızlığı karşısında her geçen gün artan bir endişeyle şaşırıyorum ve hatta dehşete düşüyorum. Her yerden her konuda bin çeşit tartışma konusu, haber geliyor, zaman zaman çevre konusunda da haber-yorum geliyor ama bir kez olsun HES, değerli Beyza Hocamız, gönüllüler, çevreleri için mücadele eden köylüler hakkında ne ses ne bir nefes!
Neyse ki dün "Anadolu'nun İsyanı" isimli bir video geçti elime ve tüm arkadaşlarımla paylaştım. Ama neden olağanüstü hatta destansı bir mücadele veren ve Profesör olması itibariyle de mücadeleye daha bir değer kazandıran Beyza Hocamız ve gönüllü dostları ile ilgii bir haber, video, yorum alamıyoruz?
Şu anda Türkiye'nin başında saymakla bitmeyecek binlerce belanın içerisinde en sinsileri ve en tehlikelileri: HES ve 4+4+4.
Lütfen bu iki konuda daha fazla ses yükseltelim, hocamıza ve gönüllülere destek olma yollarını açalım ve sosyal medya için daha fazla haber üretelim.
Başta, can siperane mücadele veren Beyza Hocamız olmak üzere bu uğurda çaba gösteren, emek veren tüm insanlara başarılar diliyorum, hepsine sonsuz saygı ve teşekkürlerimi sunuyorum.
Çevreden, ekolojik dengeden ziyade saç kurutma makinasına gelecek elektriğe önem veren bencil ve duyarsız beyinlerin eğitilmesi umutsuz bir vaka olmakla beraber, ulaşılamamış sağduyulu milyonlarcası umut kaynağımızdır. Ancak vakit tükenmektedir.
Saygılarımla