21
Şubat
2026
Cumartesi
ORDU

Tehditler susturamayacak

Evet sayın Enver Yılmaz, gazetemiz manşetinde değindiğimiz gibi ‘tehditlerin bizi susturamayacak’. Dokunulmazlık rızhıyla korunuyorsunuz ama nereye kadar?
            Hatırlayacağınız üzere daha önceki sayılarımızda Ordu’daki bazı ihalelerde meydana gelen dedikoduları yazmıştık.
            Objektif bir şekilde kaleme aldığımız haberlerden AKP’li vekil Enver Yılmaz, her nedense rahatsız oldu. Peki bu olaylar nasıl gelişti.
            28 Mart yerel seçimleri döneminde Enver Yılmaz’ın ismi çeşitli ihalelerde geçti.
            Bazı işadamlarına ihalelerde kolaylık sağladığı iddiaları imzasız mektuplarda yazdı. Bu mektuplar seçim döneminde elden ele dolaştı. Güneş, ise bu mektupların sadece elden ele dolaştığını, bununda AKP’ye oy kaybettireceğini, Enver Yılmaz’ın başının bu mektuplarla çok ağrıdığını yazdı.
            Sonra 28 Mart yerel seçimlerinde AKP Ordu Belediye başkanlığı seçimini kaybetti, hüsrana uğradı. Seçim faturası ise bana kesildi. Neden mi?
            Merkeze bağlı kendi köyüm olan Gerce Köyü’nde Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü’ne ait 2 yıldır çalışan do-zerin AKP İl Genel Meclis üyesi Kazım Demir’in girişimleri sonucunda alınarak başka bir köye verileceği duyumunu aldım.
            Enver Yılmaz’ı ise cep telefonundan arayarak Kazım Demir’in bu girişiminden haberi olup olmadığını sordum. (Kazım Demir daha sonra gazetemize gelerek kendisinin böyle bir yaptırım içerisinde olmadığını, olayın kendisinden kaynaklanmadığını söyledi.)
            Enver Yılmaz seçim döneminde onunla ilgili yazılar yazmamdan dolayı bir yaptırımı olmayacağını söyledi. Yani AKP ve Enver Yılmaz hakkında eleştiri yaptığım için köyümden dozer alınacakmış. Daha detayıda var aslında, özetle geçiyorum.
            Telefon görüşmesinin ertesi günü 24.6.2004 tarihinde TBMM. makamından cep telefonumu arayan Enver Yılmaz, “Sen neler saçmalayıp yazıyorsun, ne ihalesinden bahsediyorsun, seni süründürürüm. Seni sokakta bacaklarından vurdururum. Ordu’dan uçururum, bana haber kaynağını söyleyeceksin, bir daha benim aleyhimde yazı yazmayacaksın. Bu konuşma da ikimizin arasında kalacak” gibi sözlerle resmen gözdağı vermeye çalıştı, tehdit etti.
            Milli Eğitim’de yapılan bir kömür ihalesi vardı geçen aylarda. Hani ihaleyi eleştirmiştik ya, bir vekilin izlediğini yazmıştık. Enver Yılmaz, o ihaleden bahsetmiş olmalı.
            Baktım iş olacak gibi değil, cep telefonum gizli numaradan sürekli aranıp, ismini bilmediğim, tanımadığım kişiler tarafından tehditler almaya başlayınca  soluğu Cumhuriyet Savcılığı’nın yanında aldım. Cumhuriyet Savcılığı’na milletvekili Enver Yılmaz tarafından tehdit edildiğimi, bundan böyle telefonumun tespite alınmasını, beni arayan numaranın dökümünün gönderilmesini, bu suretle bir dahaki sefere tehdit edildiğimde beni arayan numaranın tespit edilmesini istediğimi, AKP milletvekili Enver Yılmaz’dan davacı ve şikayetçi olduğumu 2.7.2004 tarihli dilekçe ile bildirdim.
            Tehdit dilekçesini ‘can güvenliği’ açısından Cumhuriyet Savcılığı’na vermem gerektiğini düşünmüştüm. Bu nedenle konuyu gündeme dahi getirmedim. Ancak, dilekçeyi verdikten bir hafta sonra  köyüm Gerce’den Köy Hizmetleri tarafından dozer alındı.
            Köy Hizmetleri İl Müdürü Mustafa Özkan, ise yolun programda olmadığını ve kaçak çalışma yapıldığını resmen itiraf etti. İşin kısası durup dururken dozer köyden alındı, yol açma çalışmaları yarım kaldı.
            Yine Savcılığa verilen ifadenin içerisinde AKP İl Genel Meclis üyesi Şanser Şahin’e verilen ihalesiz eksoz emisyon ölçüm işi ve Enver Yılmaz’a bunun karşılığında nelerin verildiğine dair iddialar yer alıyor.
            Sonuç olarak, sırf Enver Yılmaz aleyhinde yazı yazdığım için köyümden dozer alındı. Madem aksini iddia edi-yorlar, Köy Hizmetleri İl Müdürü Mustafa Özkan, kaçak dozer çalıştırmakla görevini ihmal etmedi mi? Neden hala Mustafa Özkan hakkında soruşturma başlatılmıyor? Neden Valilik harekete geçmiyor? Ama burası Türkiye. Gölgende dayın varsa kimse kılına dokunamaz. Tıpkı Mustafa Özkan’a dokunulamadığı gibi...
            Bu yazımız ne ilk, nede son olacak. Objektif haberlerimiz dün olduğu gibi yarında yazılacak. Birilerinden ne talimat alıyoruz, nede bizi yönlendirenler var. Daha öncede dedik, lejantta ne yazıyorsa o. Ondan ötede birşey yok. Reklamlarımız-ilanlarımız-aboneleri-miz yine kesilecek ama can sağlığı olsun. “Meydan boş buyrun istediğinizi yapın, diyecek halimizde yok” (Şanser Şahin’in Eksoz Emisyon reklamıda gazetemizde yayımlanıyor. Bu haberden sonra bakalım reklama son verip parayı kesecek mi. O’nun sonucunu da yazacağız elbet)
            İşte böyle sayın vekil. Şimdi bizi ‘hakaret ve yalan’ iddiasıyla mahkemeye verebilirsiniz. Avukatlık mesleğinden ulaştınız  milletvekilliğine. Ama unutmayınızki sizi halk seçti. Halk hizmet edin diye seçti, tehditler savurun diye değil. Halk sizi o koltuktan bir gün indirmesinide bilir.
            Peki yazdık, şimdi ne olacak? Elbette değişen birşey olmayacak. Atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmiş. Tehditleri soracak olursanız vallahi alıştık artık. Ara sıra devam ediyor ama stresten başka birşey yapmıyor. Bağışıklılık kazandı kısacası.
            Biz gazeteciyiz. Her ne olursa olsun objektif ve seviyeli yayınlarımız yine devam edecek.
            Kamusal görev yaptığımız için milletvekili gücüyle bizi ölümle tehdit  eden, gözdağı vermeye çalışan Enver Yılmaz’ı kamuoyu önünde şiddetle kınıyorum.
NEDİM KOVAN - ORDU GÜNEŞ GAZETESİ
Yayın Tarihi : 4 Eylül 2004 Cumartesi 10:25:02


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?