22
Şubat
2026
Pazar
TRABZON

AB bürolarının sayısı artacak

Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu Başkanı Marc Pierini, AB'ye tam üyelik sürecinde 2007 yılının Türkiye için kayıp bir yıl olduğunu, 2008 yılının ise ne getireceğinin bilinmediğini söyledi.


Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu tarafından, Türkiye'nin AB konusunda izlediği strateji ve bilgilendirme faaliyetlerinin belirlenmesi amacıyla yılda bir kez düzenlenen Avrupa Birliği İletişim Ağı Eğitim Semineri Trabzon'un Maçka ilçesindeki Büyük Sümela Otel'de yapıldı.


AB uyum sürecinde kamuoyunun bilgilendirilmesi amacıyla ticaret ve sanayi odaları bünyesinde kurulan AB bilgi büroları, Avrupa bilgi ve dökümantasyon merkezleri temsilcileri ve oda başkanlarının katıldığı seminerde ilk olarak Türk insanının AB'yi nasıl gördüğü ve algıladığıyla ilgili slayt gösteri yapıldı.


Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu Başkanı Marc Pierini, seminerde yaptığı konuşmada Türkiye'de AB hakkında yapılan tartışmaları değerlendirdi. Türkiye'deki farklı açıklamaları saygıyla karşıladıklarını ve demokrasinin bir gereği olarak gördüklerini anlatan Pierini, geride kalan 2007 yılının da Türkiye açısından kayıp bir yıl olduğunu, 2008 yılının ne getireceğini ise bilmediklerini ifade etti.


AB ile ilgili mevzuatın fazlalığı ve çeşitli tartışmaların AB hakkında bir takım ön yargılar oluşturduğunu ve AB bilgi büroları ile bu bilgilendirme eksikliğini gidermeyi amaçladıklarını anlatan Marc Pierini, Türkiye'nin AB üyelik sürecinin başarıyla sonuçlanması için bu sürecin sahiplenilmesi gerektiğini, bunun için de reformlara kararlılıkla devam edilmesinin şart olduğunu anlattı.


Türkiye'de ve Brüksel'de "Türkiye AB'ye ait değildir" diye siyasi açıklamalar yapıldığını hatırlatan Pierini, şöyle konuştu: "Türkiye'de çeşitli siyasi açıklamalar yapılıyor. Brüksel'deki meslektaşlarımız Türkiye'deki bu açıklamaları duyuyorlar. Bunlar gerçekten farklı açıklamalar. Ama bunlar da demokrasinin bir parçası. Ama bütün katılım süreçlerinde bu tür açıklama duyuluyor. Ama biz iş dünyasının AB sürecine içten bağlı olduğunu düşünüyoruz. AB bilgi büroları bu anlamda gerçek hayatı temsil ediyor, siyaseti temsil etmiyor."


AB hakkında bilgi eksikliğinden kaynaklanan yanlış anlamalar ve ön yargılar bulunduğuna dikkat çeken Pierini, AB bilgi bürolarının bu bilgi eksikliğini gidermede çok önemli bir fonksiyonu yerine getirdiğini söyledi.


Binlerce sayfalık mevzuatın ve bu süreçteki tartışmaların bir takım ön yargılar doğurmasının normal olduğunu belirten Pierini, sözlerine şöyle devam etti: "Hepimiz bilgi eksikliği olduğunu biliyoruz. Binlerce sayfalık mevzuat var. Bu mevzuatı anlamak zor. Sonuçta bu sürecin Türk vatandaşlarına ne getireceğini görmek kolay değil. Ön yargılar olabilir. AB bilgi büroları işte bu bilgi eksikliğini kapatmaktadır."


AB BİLGİ BÜROLARININ SAYISINI ARTIRACAĞIZ


Tam üyelik sürecinde katılım öncesi mali yardım programının büyük bir meblağ tuttuğuna işaret eden Pierini, "1,5 milyar euro'luk bir bütçe var. Bunun amacı Türkiye'nin politikalarını AB seviyesine getirmektir. Türkiye'de 200'den fazla aktif proje yürütülüyor. Trabzon'da da projeler yürüttük. Katı atık, iş geliştirme, erozyon önleme programlarını yürüttük. Bu projelerin amacı Türk vatandaşlarının hayatını kolaylaştırmaktır, vatandaşlar da bunu anlıyor" dedi.


Türkiye'de 13 tane AB bilgi bürosu olduğunu anlatan Pierini, sözlerine şöyle devam etti: "İstanbul ve Ankara'da AB bilgi merkezleri var. Bu bilgi ağını daha da geliştirmek istiyoruz. Bilgi bürolarının sayısını yıl sonunda 15'e daha sonra da 20'ye çıkaracağız. Finansman durumunu da geliştirmek istiyoruz. Bunun ortak bir görev olduğunu düşünüyoruz ve bu sürecin sahiplenilmesi çok önemli. Ticaret odaları bu süreçte ilk sırada yer aldı. Siz bunun Türkiye'nin menfaatine olduğunu biliyorsunuz. Bunun son derece önemli faydaları oluyor. AB Türkiye Delegasyonu olarak hükümetin çalışmalarını da takip ediyoruz."


TÜRKİYE REFORMLARA KARARLILIKLA DEVAM ETMELİ


Pierini, AB'ye tam üyelik sürecinde 2007 yılının Türkiye açısından kayıp bir yıl olduğunu, içinde bulunduğumuz 2008 yılında da neler getireceğini bilmediklerini söyledi. Türkiye'nin kendisinden beklenen reformları geciktirmeden yapması gerektiğini anlatan Pierini, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Katılım süreci devam ediyor. Ama bu süreç ancak Türkiye'de gerçekleştirilecek reformlarla beslenebilir. Belli bir müktesebat var. Bunun için insanları ikna etmek gerekiyor. Bu müktesebatın AB'nin dayatması değil, Türk halkının menfaatine olduğunun anlatılması gerekiyor. Vatandaşlar sadece AB olduğu için bu süreçle ilgilenmiyor. Kendilerinin de bundan faydalanacağına inanıyorlar. Bunun dışında Türkiye'de demokrasi var. Siyasi süreç var. Zaman zaman siyasi farklı yönlere gidebiliyor. Bu durum süreci daha da zora sokabilir. Hepimizin ortak bir amacı var. Biz ortak bir kaderimiz olduğuna inanıyoruz. Bugün karşılaştığımız engellerle, gelecekte karşılaşacağımız engeller bir şekilde aşılacaktır."


TAM ÜYELİK SÜRECİNİN BAŞARIYA ULAŞMASI SAHİPLENİLMESİNE BAĞLI


AB tam üyelik sürecinin başarıyla sonuçlanması için bu sürecin siyasi değerlendirmelerden uzak bir şekilde sahiplenilmesi gerektiğine değinen Pierini, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu sürecin başarısı sizin sahiplenmenize bağlı. Sahiplenmezseniz bir yere varamayız. Bu siyasetten uzak bir süreç. Bizim siyasi seçim kazanmamız gerekmiyor. O bakımdan biz böyle bir seçim kaygımız olmaksızın ilerleyebileceğimizi biliyoruz. Bizim sizden isteğimiz, Türk vatandaşlarının süreçle ilgili düşünceleri konusunda bize bilgi sağlamanızdır. Diplomatlar her zaman başkentte kalmıyorlar ve bürokratları dinliyorlar. Ülke sadece bakanlıktan oluşmuyor. Sizin rolünüz halkın düşünceleri konusunda bize bilgi aktarmak. Halk düzeyinde doğru anlaşılıyor muyuz? Her gün AB'de azınlıktan bahsediyoruz. Türkiye'de azınlık denince hassasiyet oluşuyor. Bu açıdan hassas davranıyoruz."


TİCARET ODASI BAŞKANLARI AB SÜRECİNE TAM DESTEK VERDİ


TTSO Başkanı Şadan Eren ise, Türkiye'nin AB üyelik sürecinin sadece AB ülkeleri tarafından değil ekonomik bloklaşmaya doğru giden dünyada birçok ülke tarafından dikkatle takip edildiğini söyledi.


Türkiye ile AB arasındaki en önemli sorunun iletişim sorunu olduğunu anlatan Eren, sürekli iniş çıkış yaşayan Türkiye-AB ilişkilerindeki en önemli sorunun iletişim eksikliği olduğunu belirtti. Türkiye'de yeterli kamuoyu desteği olmasına rağmen AB ve Türkiye-AB ilişkileri konusunda genel bilgilenme düzeyinin tatmin edici olmaktan uzak olduğunu savunan Eren, AB bilgi bürolarının bu anlamda çok önemli görevler yaptığını ifade etti.


Gaziantep Ticaret Odası (GTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aslan ise tam üyelik sürecinde diğer aday ülkelere uygulanan ayrıcalıkların Türkiye'ye uygulanmamasının rahatsızlığa yol açtığına dikkat çekti.


Avrupalı bazı siyasetçilerin sırf siyaset yapmak adına Kıbrıs ve Ermeni Sorunu ile ilgili yaptıkları açıklamaların Türkiye-AB ilişkilerini olumsuz etkilediğini belirten Aslan, şöyle konuştu: "Bu gibi konularda AB birimlerinin değil siyasilerin yaklaşımından ötürü tepki oluşuyor. Kıbrıs ve Ermeni konusunda kendi siyasi görüşleri açısından yapılan değerlendirmelerden rahatsız oluyoruz. AB Delegasyonu Türkiye Masası bu konuda bir yaklaşım geliştirmeli. AB içinden herhangi bir görüşün, bütün birliğin görüşü gibi sunmasının önüne geçilmesi gerekiyor. Bizde de bazı siyasetçilerin fevri çıkışları olabiliyor. Bu konuda da AB bilgi bürolarının sosyal bilgilendirme yapması ve daha fazla kaynaşma doğrultusunda çeşitli ziyaretlerle ilişkilerin geliştirilmesi gerekiyor."


AB'nin Türkiye'ye uzaktan bakmaktan ve Türkiye'yi İstanbul ve Ankara'dan ibaret görmekten vazgeçmesi gerektiğini dile getiren Aslan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "AB, bizi uzaktan seyretmek ya da Türkiye'yi Ankara ve İstanbul'dan ibaret görmekten kurtulamadı. Biz bu konudaki bedeli karşılamaya hazırız. Ama AB bu konuda bize cimri davranıyor. AB ile müzakere yapan bir ülke olarak fonlardan daha fazla kaynak alma fırsatı bulabiliriz. Bilgi bürolarının bütçeleri artırılmalı, bilgi büroları kendi içinde
dayanışma içinde olmalı. Daha fazla proje üretmemiz gerekiyor. Biz bu olaya bir ülke görevi olarak bakıyoruz. Biz AB'ye tam üyelik perspektifi içindeyiz. Biz taahhüt ettiklerimizi yapmak durumundaysak AB'de verdiği sözleri yerine getirmelidir. Çünkü biz AB'yi karşılıklı taahhütlere uyan bir birlik olarak görüyoruz."


Seminer daha sonra 2008 yılı AB bilgi bürolarının tanıtımıyla devam etti.

iha
Yayın Tarihi : 29 Nisan 2008 Salı 14:54:19


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?