KTÜ Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı ve Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan İnan, sözde Ermeni soykırımı meselesinin tarihin konusu olmaktan çıkartılarak siyasetin aracı haline getirildiğini söyledi.
Prof. Dr. İnan, konuyla ilgili devletin arşivlerinin açıldığı bir durumda, meselenin devlet içerisindeki üniversitelerde ve devletten maaş alan öğretim üyelerince Ermenilerin ağzıyla konuşulup tartışılmasının da kabul edilemeyeceğini belirtti.
Karadeniz Teknik Üniversitesinin 50. kuruluş yıldönümü etkinlikleri kapsamında düzenlenen ve bölge tarihini çeşitli açılardan ele alan konuların tartışıldığı Karadeniz Tarihi Sempozyumu, Atatürk Kültür Merkezinde bugün başladı.
Sempozyumda konuşan Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı ve Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan İnan, son günlerde sıkça gündeme gelen sözde Ermeni Soykırımı iddiaları ile birlikte ortaya atılan Pontus Soykırımı iddialarının Karadeniz Bölgesini yakından ilgilendirdiğini ve bu sempozyumu düzenleme nedenlerinden birinin de bu konular olduğunu kaydetti.
Son olarak Boğaziçi Üniversitesinden düzenlenmek istenen Alternatif Ermeni Sorunu Konferansına tepki gösteren Prof. Dr. İnan "Konuyla ilgili devlet arşivleri açılmışken, yabancıların ağzıyla, Ermenilerin ağzıyla konuşup bu konuda problem çıkarılması, Türkiyenin menfaatleri ile hiçbir şekilde bağdaşmıyor. Bunun devletin kurduğu üniversitelerin aracılığıyla, orada çalışan ve maaş alan insanların aracılığıyla yapılması da bizi gerçekten yaralayan bir husus. Bunun olmaması lazım. Devlet parasıyla bu üniversiteler kurulmuştur. Bu insanlar devletten insanlar maaşlarını alıyorlar. Sonra da çıkıp tabiri caizse Ermenilerin görüşlerine yakın görüşler sarf etmeleri acaba bizim milli hassasiyetlerimizle ne kadar bağdaşıyor? Biz de tarihçiyiz, bu konularla uğraşıyoruz. Bunu desteklememiz mümkün değil" dedi.
" DEVLET, ERMENİLERİN ÖNÜNE 200 TANE BELGE KOYDU AMA ONLAR BELGE SUNMADAN MASADAN KALKIP GİTTİ"
Sözde Ermeni soykırımı ile ilgili tartışmaların sırf objektiflik olacak diye başkalarının ağzından konuşmanın bir anlamı olmadığını ifade eden İnan, "Çünkü 1915de ne oldu ne bittiğini devlet, tarihçilere bırakalım, otursunlar tartışsınlar diyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, geçmişte bu insanların önüne 200 tane belge koydu. Bu şahıslar toplantıya katılmayarak kendilerinin de belge sunacaklarını söyledi. Ermeniler, belge sunmadan kalkıp gittiler. Yani diyorlar ki, biz böyle düşünüyoruz, bunu kabul edin. Böyle bir şeyin objektif olacak hali yok, yani biraz da sizi haklı çıkaralım gibi bir düşünce bu. Böyle bir şey yok. Sonuç olarak böyle bir şey olmamıştır. Sadece biz haklıyız babından söylemiyoruz. Çünkü Türk milletinin kökeninde geçmişte hiçbir şekilde bir soykırım, bir milleti tamamen ortadan kaldırma gibi bir şey yoktur. Kaldı ki son dönemde Osmanlı Devletinin dışişleri bakanlarından birisi de Ermeni asıllıdır. Sözde Ermeni soykırımı meselesi ortaya çıktığında nüfus sayımını yapan insanların başında yine bir Ermeni bulunmaktadır. Bir devlet kendi içerisindeki unsurlara bu kadar yer verirken, onların tutup da tersine dönerek tekrar bizi suçlamalarının bir anlamı yok. Bunu kabul etmemiz mümkün değil" diye konuştu.
"Sözde Ermeni soykırımı meselesinin günümüzde iyice tarihçilerin tartışacağı mekandan çıkıp siyasetin bir aracı haline getirilmiştir" diyen Prof. Dr. Kenan İnan, şunları söyledi:
"Önümüzde Türkiyenin Avrupa Birliğine tam üyelik süreci var. Türkiyeyi uluslararası kamuoyunda zorlamak için soykırım iddiası siyasi bir araç olarak kullanılıyor. Yani mecrasından saptırıldı. Bu meseleyi tartışması gereken insanlar değil de, alanın dışındaki insanlar tartışınca artık siz orda karşınızdaki insana bir şey sunamıyorsunuz. Çünkü onlar diyor ki bunu yaptınız kabul edin. Yani tabiri caizse diyorlar ki suçun var, bunu itiraf et Böyle bir şey yok ki. Neyi itiraf etmek durumundayız? Ne suç var ki bunu kabul edelim? Bu mesele artık siyasetin bir malzemesi haline geldi. Yapılacak olan, konuyu tekrar kendi mecrasına çekmek ve tarihçilerin tartışacağı bir ortama getirmektir. Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı arşivlerini açtı. Ancak gözden kaçırılan bir hususa dikkatinizi çekmek istiyorum. Osmanlı arşivleri açıldıktan bu yana kaç tane Ermeni araştırmacı gelip araştırma yapmış? Bir bakın doğru dürüst bir insan bile yok? Eğer şikayet ediyorsanız, buyurun gelin araştırın. Yok bunu yapmıyoruz. Siz soykırım yaptığınızı kabul edin diyorlar. Biz de bunu kabul etmiyoruz. Çünkü geçmişimizde böyle bir olay yok."
"DÜNYADA HİÇBİR DEVLET TÜRKİYENİN YAPTIĞI GİBİ ARŞİVLERİNİ AÇMADI"
Türkiyenin yıllardır tartışılan böyle bir mesele ile ilgili olarak devlet arşivlerini açmakta geç kalıp kalmadığıyla ilgili bir soru üzerine Prof. Dr. Kenan İnan, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Dünyada hiçbir devlet göremezsiniz ki arşivlerinin tamamını insanlara açıp, Buyurun, gelin benim her şeyimi görün desin. Bunu hiçbir devlet söylemez. Her devletin kendine has saklayabildiği, hassasiyetleri olan birtakım belgeler vardır. Ama bu konuda Türkiye Cumhuriyeti Devleti, gerçekten büyük özveride bulunmuş, arşivlerinin tamamını açmış ve Buyurun gelin görün demiştir. Buna rağmen doğru dürüst yabancılar araştırma yapmıyorlar. Problem aslında bu. Dolayısıyla bu insanlara siz ne kadar anlatsanız da bilmedikleri için sizi anlayamıyorlar. Ama bundan yılmamak gerekiyor. Biz yine konuşacağız ve yine anlatmaya çalışacağız. Ama bu coğrafyadaki güçlük ve zorluklarımızı bilerek, bu konuda tek vücut olmamız gerekiyor. Başkalarının ağzıyla konuşmamamız lazım."
Prof. Dr. İnan, Ermeni tarihçilere ve soykırım yapıldığını ileri sürenlere seslenerek, "Eğer şikayetçiyseniz, bir konuda muzdaripseniz gelin görün ve ondan sonra düşüncelerinizi bir daha gözden geçirin. Fakat bu konuda önyargılı ve Doğu Anadoluyu, Batı Ermenistan olarak kendi toprakları olarak gören bir devletle siz nasıl konuşabilirsiniz. Sizin toprağınızda gözü olan ve bunu açıkça söylemekten çekinmeyen bir insanla, düşünceyle siz nasıl konuşabilir, anlaşabilirsiniz? Şimdi burada Efendim bizimle konuşmuyorlar dedikleri için gidip onlarla konuşmak durumunda mıyız? Önce onlar bizim topraklarımız üzerindeki iddialarından vazgeçsinler, ondan sonra oturalım ve konuşalım. Bizim öyle bir arzumuz yok, onların da bunu teyit etmesi lazım. Biz Başbakan derecesinde iyi niyet gösterirken öbür taraf Hayır soykırımı kabul et ondan sonra masaya oturalım diyor. Bu uluslararası tartışma ortamının kuralları değildir" şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Kenan İnan son günlerde ortaya atılan Pontus soykırımı iddiaları ile ilgili olarak da KTÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih bölümü olarak çok hassas olduklarına dikkat çekerek "Sözde Pontus soykırımı gibi bir iddiayı milli mücadelemizin başladığı bir yıldönümü 19 Mayısta bir soykırım günü olarak anılması abesle iştigaldir. Kesinlikle kabul edemeyiz. Bizim ülkemizi işgal eden insanlara karşı yaptığımız savunmayı soykırım olarak nitelemek kadar gülünç bir şey olamaz. Anadoluya Yunanlıların çıktığı sırada, Sakarya kıyılarında onları durdurduk, sonra da ülkemizi kurtardık. Bunun adı soykırım mı oluyor. Yani buyurun, her tarafı alın mı diyecektik. Bunu mu yapacaktık? Bu tabii bir savunma hakkıdır ve Türk milleti de bunu çok iyi yapmıştır" dedi.
Daha sonra sempozyuma, bölge ve Trabzon tarihinin çeşitli açılardan ele alan sunumların yapıldığı oturumlarla devam edilirken, sempozyuma ilginin olmaması akademisyenleri üzdü.
helal olsun hocam..